Merve, Canı istediği kıvama getirmişti ama şimdi daha da beter etmek istiyor, asıl oyuna başlamak istiyordu.
Madem benim ayaklarımı yalamak istiyorsun, bunu bir bedeli olacak. O zavallı erkeklik hormonun ayaklarımın altında ezilecek, ona istediğim gibi işkence edebilirim. Ne kadar acı o kadar çok zevk. Anladın mı?
Can tüm varlığıyla evet efendim dedi ve pipisini çoktan sahibesinin ayaklarına teslim etmeye hazırdı. Merve ağır ayağa kalktı ve yüz üstü yatan Can'ın arkasına geçti. Chastity'sini o şekilde açtı ve penisini yere yapıştırdı. Yani Can ayağa kalkmadığı sürece yine erekte olduğu halde penisi kalkamazdı, aşağı doğru bakıyordu. Merve, tekrar koltuğa oturarak, ayak ayak üstüne attı ve domine edici bir şekilde ayaklarını Can'ın önünde sallayarak, kısık ve seksi bir ses tonuyla konuşmaya başladı,
Şimdii, bazı kurallarımız var. Öncelikle penisine dokunman yasak, sadece ben dokunabilirim, tüm kontrol bende ve artık emekleyerek gitmek yok. Chastity'ni açtırdığına göre bu hakkını kaybettin, sadece sürünebilirsin. Sen süründükçe penisin yere sürtünecek ve aşınacak. Ne kadar acıdığı umurumda değil. Özgürlük istedin ve bunlar özgürlüğünün sınırları. Sadece ben izin verdiğim zaman boşalabilirsin ve bunu nasıl yapacağım tamamen bana kalmış. Ayaklarım benim için çok değerli ve onlara ulaşmak için feda etmen gereken tek bir şey var o da erkekliğin. Anladın mı Can? Çok ciddiyim, şimdi terkar soruyorum, ayaklarımı yalamak istiyor musun, kendini feda etmeye hazır mısın? Eğer evet dersen penisini tamamen benim olacak ve ne istersem yapabilirim ona. Sana ait olmayacak. Emin misin?
Can'ın nutku tutulmuştu. Ne diyeceğini bilemiyordu. İçini büyük bir korku sarmıştı. Merve onun erkeklik organına her türlü işkenceyi yapabilirdi. Ciddi anlamda korkuyordu ama gözü önünde sallanan ayaklar ve gittikçe büyüyen boşalma isteği ona, evet, demekten başka çare bırakmıyordu. Tek istediği ayakları yalamak ve boşalmaktı. Bununda neye mal olduğu artık umurunda değildi. Buna ulaşmak için her şeyini, en değerli şeyi olan erkeklik organını feda edebilirdi ve bunun ne kadar aşağılayıcı olduğu umurunda değildi. Büyük bir hevesle, evet efendim, dedi.
Merve, Can'a aşağılayıcı bir tavırla baktı ve dudaklarını büktü. Şu an aldığı haz hiçbir şeye değmezdi. Sadece ayaklarını yalamak için penisini tamamen feda etmeye hazır bir erkek yatıyordu ayaklarının altında. Ne isterse yapabilirdi ve bu tamamen onun zevkine kalmıştı. Kadınlığını dibine kadar hissettiği bir andı bu ve bunu en iyi şekilde kullanmak istiyordu. Belkide hiçbir seksinde bu kadar zevk almamıştı ve hiçbir orgazmında. Üstelik daha başlamamıştı bile.
Merve seksi ve dominant bir ses tonuyla Can'a seslendi. 'Madem öyle beni izle, nasıl geleceğini biliyorsun.' Merve muhteşem güzellikteki ayaklarını siyah renkli parmak arası terliklerine geçirdi ve tabanlarını geniş geniş açarak yavaşça yürümeye başladı. 'Beni izle it, benim için kısa zaman senin için uzun bir yolculuk olacak' dedi ve sesli bir şekilde güldü. Merve'nin evi oldukça büyüktü, üç oda bir salon olmasının yanısıra odalar arası mesafe genişti. Salon ve yatak odasının arasında iki oda vardı. Merve salon kapısına doğru yürüyordu ağır ağır ve her adımında muhteşem tabanlarını seksi bir pozla sergiliyordu. Can, Merve'nin ayağını her gördüğünde tahrik oluyordu ama yine penisi erekte olamıyordu, en azından aşağı doğru erekte olduğu için şanslı hissediyordu. Sünnetli bir penis olduğu için sünnet derisi yoktu ve eti tamamen dışardaydı, bu da her sürünüşünde penisini yerin parke ve halısına sürterek zedeliyordu. Can'ın penisi şimdiden acımaya başlamıştı ama Merve'nin baştan çıkarıcı ayakları ve yürüyüşü ona tüm acıyı unutturuyor aksine sürünme işlemini zevke çeviriyordu. Bu yüzden zevk suyu akmaya başlamış ve süründüğü yerde ıslak bir iz bırakmaya başlamıştı. Salon kapısına ulaştıklarında Merve arkasına doğru baktı, manzarayı gördü ve 'Aferin sana buraya kadar gelmeyi başarmışsın, hemde zevk alıyorsun ha? Yerdeki ıslaklığa bak salyangozdan farkın yok' dedi ve içli bir kahkaha attı. Kölesinin her dediğini yapmasını bekliyordu ama bundan bu kadar hoşlanarak yapacağını tahmin etmemişti. Bu onun için iyi haberdi çünkü bu daha fazlasını yapabileceği anlamına geliyordu ve kafasında en ufak bir tereddüt yoktu. Durumdan son derece zevk alarak odasına kadar gitti.
Merve'nin odası buram buram dişilik kokan, kokulu, makyaj malzemeleri ve topuklu ayakkabılarla dolu, her yönüyle pembe bir odaydı. Bu kışkırtıcı oda adeta Merve'nin karakterini temsil ediyordu. Makyaj masası, moda dergileri, genişçene elbise ve ayakkabı dolabı vardı. Çalışma masası ve yatağı dahi herhangi bir erkeğin kapısından dahi geçemeyecek kadar dişiydi. Pembe renkli ve bol yastıklı rahat yatağına umursamazca oturdu ve ayak ayak üstüne atıp, parmak arası terliklerini sallayarak ayağına çarpmaya başladı. Merve masasından bir sakız alıp çiğnemeye başladı ve Can'a bakındı. Tatlı bir ses tonuyla, 'Can, nerdesin tatlım?' dedikten sonra ayağına çarpan terliğin sesini işaret ederek 'Tatlım, terliklerimin sesine gel, seni bekliyorum' dedi ve sakızını balon yapıp patlattı, daha sonra telefonundan bildirimlerini kontrol etmeye başladı. Nefes nefese uzaktan bir ses 'Geliyorum efendim' diyebildi. Merve umursamamıştı bile sadece ayaklarını sallayarak terlikleriyle ses çıkarıyor, sakız çiğniyor ve arkadaşlarıyla sohbet ediyordu telefonundan. Aradan neredeyse beş dakika geçmişti ve Merve, Can'ın varlığını çoktan unutmuştu dahi. Bir arkadaşını, aramış onunla konuşuyordu ve muhabbete dalmış, gülüşüyordu. Merve kapıdan sürünerek gelmeye çalışan Can'ı gördü ve derin bir kahkaha attı, arkadaşına seni sonra ararım dedi. Merve son derece alaycı bir ses tonuyla 'Can, ne bu halin tatlım, bak beş dakika oldu şurdan şuraya gelemedin... Ne o, çok mu yavaş oldun yoksa?' dedi ve ayağa kalkıp Can'ın geldiği yola baktı, cidden de penisi zevk suyuyla bir çizgi çizmişti yerde ve bu belirgin bir şekilde gözüküyordu. 'Ay, inanmıyorum, salyangoz mu oldun sen yoksa, kıyamam sana ya, benim küçük sümüklü böceğim' dedi ve bir ayağıyla terliğini çıkarmadan Can'ın kafasına bastı. Bir yandan gülüyor bir yandanda ayağının şiddetini artırıyordu. Can kafasındaki güçlü ayağa daha fazla dayanamayınca inledi ve Merve, 'Tamam, tamam bu kadar da sert olmayayım, sonuçta sümüklü böceklerin canı ne, ayağımın altında geberme şimdi, daha işimiz var seninle. Çok eğleneceğiz. Gerçi sen eğlenir misin bilmem, ben sadece kendimi umursuyorum' dedi ve alaycı bir şekilde güldü. Merve'nin keyfi cidden yerindeydi. Can, nefes nefeseydi ve ona bakarak, 'Ay, şuna bak, canın çıkmış Can, ne bu halin, kıyamam ya. Al tarafı şurdan şuraya geldin, niye bu kadar yoruldun ki? Böcek olduğun için olabilir mi?' dedi ve tekrar kahkaha attı. Can cidden hayatı boyunca bu kadar aşağılanmadığını hissetti ve onunda etkisiyle buna alışmış gibi 'Özür dilerim efendim' diyebildi. Merve bunu duyunca gülmek istedi ama gülmedi ağzını gülmemek için zor tutarak Can'ın penisinin yanına geldi ve sağ ayağını terliğinden çıkartıp ayak parmak ucuyla Can'ın penisini işaret etti ve bir süre ayak parmak ucunu, penisin başına işaret ederek baktı, sonra aniden parmak ucunu penisin başına bastırdı ve o şekilde ezdi. Can birden acı bir şekilde inledi ve sesli bir şekilde bağırdı. Onun bağırmasıyla Merve'nin bir süredir tuttuğu kahkahayı patlatması bir oldu. Bundan zevk aldığı çok barizdi. Penisinin buraya kadar gelerek aşındığını ve zaten oldukça hassas olduğunu iyi biliyordu. Merve bastırmaya devam ederek, 'E, Can'cım sende bi karar ve ayol, sümüklü böcek mi, solucan mı bu pipin, yazık bak ayaklarımı yalamak için feda ediyorsun küçük şeyini' dedi ve Can o sırada inlemeye devam ediyordu. 'Eh, bunu duymak istemiyorum ama' dedi Merve egoist bir ses tonuyla ve kenara attığı çoraplardan beyaz bir çift alıp Can'ın ağzına tokuşturdu ve parmak uçlarıyla Can'ın penisini ezmeye devam etti. O sırada bir sigara yakıp içmeye devam etti, Can'ın penisini ezerken ayaklarının ne kadar güzel olduğuna bakıyor, ayaklarının o açıdan o şekilde ne kadar güzel olduğunu izliyordu. Adeta ayaklarıyla gurur duyuyor ve hayranlıkla bakıyordu, aynı zamanda güçlü hissediyordu. Güçlü ayakları metrelerce sürünmüş ve aşınmış bir penisin üzerindeydi ve bu şekilde baskı uyguluyordu. Merve, sigarasını keyifle içiyor, her nefeste hissettiği güçten dolayı, oldukça yüksek bir cinsel haz duyuyordu. Ayaklarının altındaki penisin acısını hissettikçe ve yumuşak penisin ezildiğini basınçtan dolayı hissetçe kadınlığının dibini hissediyor ve bununla gurur duyuyordu. Penise adeta eşya gibi davranıyor, sigaranın külü geldikçe penisine döküyor tekrar hissediyordu. Can inliyor hatta bağırmak istiyor ama çoraplar bunu engelliyordu. Sigara bitince rahat ve derin bir nefes aldı Merve. Adeta yeniden doğmuş gibi hissediyordu. Hatta o sırada Can'ı unutmuştu sadece kendi keyfine odaklandığı için. Can'ın yüzüne baktığında birden derin bir kahkaha attı. 'Ay, kıyamam sana, ağladın mı sen. Konuşamıyor musun yoksa? Yaa, o damlalar ne öyle' dedi ve ayağıyla Can'ın yüzündeki gözyaşlarını sildi narin bir şekilde. Daha sonra ayağını Can'ın ağzına seksi bir şekilde uzatarak, 'Öpebilirsin şimdi' dedi, ellerini beline atmış, son derece gururlu ve üstün bir yüz ifadesiyle Can'a bakarak. Adeta ayaklarıma tapman için önce gözlerinden yaş gelmesi lazım dercesine.
Merve, Can'ın ağzındaki çorapları çıkarmıştı ve Can ağladığı için yüzü kıpkırmızı olmuştu. Önünde çok uzun zamandır arzuladığı, hayalini kurmaktan uyuyamadığı o muhteşem ötesi ayak vardı ama Can'ın yüzünde bir süredir çektiği derin acılardan dolayı üzgün ve mutsuz bir çocuk ifadesi vardı. Merve'ye göre oldukça komik görünüyordu o yüzden sırıtmadan edemiyordu. Can az önce gözyaşlarını silen güzel ayağı öptü ve tekrar öptü. Başını ayağa dayayarak derin derin nefesler aldı. Adeta çok zor şartlarda zar zor elde ettiği bir şeye sarılarak ağlar gibi. Onun için oldukça duygusal bir andı. Ayağın kokusunu içine çekti. Üstünde hala gözyaşları olduğundan yüzündeki ve ayaktaki gözyaşları bir birine karışmıştı. Can, ayağın kokusunu uzun uzun içine çekti. Artık onlara ulaşmanın büyük hazzını yaşıyordu. O an penisinin acısını unutmuştu. Sadece yüzünde, dudaklarına değen o muhteşem dokuyu, ayağı hissediyordu. Birden tüm vücudu endorfinle doldu, kendini hiç bu kadar mutlu hissetmemişti. Burnunu dayadığı ayağın kokusunu uzun uzun içine çekiyordu. Sonunda kavuşmuştu ona. Merve ona yukarıdan bir tanrıça gibi bakıyor ama alaycı bir tanrıça. Adeta daha sonra olacakların keyfini yaşıyordu. Birden ayağını Can'ın burnundan çekti ve 'Bu kadar yeter pislik' dedi ve 'Hala ayaklarımı hak etmiş sayılmazsın' dedi ve yatağının altından bir tahta düzeneği çıkardı. Onu Can'ın yanına getirdi ve 'Bu tahtanın altına gireceksin, delikten penisini geçireceksin, asıl eğlence şimdi başlıyor tatlım' dedi sinsi ve keyifli bir ses tonuyla.