Almanya'da genç bir sahibeyle buluşmuştum. Bir gece evinde resmen tutsak kalmıştım. Ev işlerini falan yapmıştım. Feci bir tekme indirmişti bana. Evine gitmeden önce ise markette alışveriş yapmıştık ve en aşağılandığım an o andı. Et reyonunun oradaydım ve heyecandan duramıyordum. Sahibem ise biraz ileriden beni izliyordu ve sonra gülerek, sesli sesli, bana doğru gelmeye başladı. Topuklu ayakkabılarının çıkardığı ses hala aklımdadır. Eyvah, ya herkes durumu anlarsa, ya beni zor durumda bırakacak olursa diye korkuyordum. Yanıma vardığında eliyle saçımın arkasından tutup bir şeyler söyledi (hatırlamıyorum şu an). Eti verecek olan çalışan fark etti mi ya da fark ettiyse bozuntuya vermedi mi hiç emin değilim. Resmen tutsak edilmiş gibi hissettim kendimi. Sonrasında marketin başka bir yerinde, iki reyonun arasında, bana diz çöktürttü ve aldığım, seçtiğim şeyleri onun beğenisine sunmamı istedi. O an oradan biri geçecek mi, geçerse ne yaparım diye düşünüyordum ve bu beni çok geriyordu. Önden bir-iki kişi geçmişti ama reyon arasına girmediler. Bir yandan da sahibemi kızdırmak istemiyordum. Ah, sonrasında kasa kuyruğunda başımda bekleyip bana baktı ve orada çalışan birine Almanca bir şeyler söyledi. Biz İngilizce anlaşıyorduk bu arada. Aman Tanrım, o anki utancımı anlatamam. Rezil oldum hissettim. Neler dedi hiçbir fikrim yoktu. Yalnız benden bahsediyordu. Sonra evde neler oldu neler. Of, kabus gibiydi diyebilirim ama resmen GERÇEKTEN KÖLE GİBİ hissettim.