10. Bölüm
Betül: Buna pişman olacağım gibi hissediyorum.
Cansu: Eminim eskortlarda pişmandır. Gerçi dediğin gibi senin işin ayaklarla.
Betül: Çok komik.
Cansu kıkırdadı, ben ise bu sırada sitede ki bilgileri ayarlıyordum. Profil fotoğrafını almak için telefonumu bilgisayara bağladım ve videoyu açtım hata var mı diye videoyu izliyorduk.
Cansu: Yüzüm gözükmüyor güzel sende de maske var. İyi video çekmişiz ya baksana iştahlı iştahlı yalıyorsun.
Betül: Öğürmemden mi anladın bunu?
Cansu: Bir iki kere öğürdün baksana tabanımı emcüklüyorsun neredeyse. Ayaklarımı bu kadar sevdiysen söyle hazır kucağındalar bak.
Betül: Oldu o kadar yaladım öpeyim bir de.
Cansu: Öpsene.
Betül: Öf Cansu valla hala ağızımda bak ayağının tadı yok öpmek falan.
Cansu: İyi tamam be öpme çok şey istiyoruz sanki.
Sayfayı tamamladım ve videoyu yükledim, fiyatı 5 dolar yaptık sonuçta yeni açılan bir onlyfansdı ve içinde bir tane video vardı, insanlar pek fazla para ödemezdi.
Betül: Tamam hazır şimdi bekleyeceğiz artık.
Cansu: İyi tamam hadi ben gideyim sen geçir beni artık.
Betül: Kaldırma beni şimdi ya git işte.
Cansu: Ya kalk işin mi var orospu.
Yine beni sırf onu geçirmem için ayağa kaldırıyordu, gerek yoktu aslında ama olsun dediğini yapmam lazım. Kalktım onu geçirdim ve alt katına, evine gitti. Bende kapıyı kapattım ve bugün yaşadıklarımı düşünmeye başladım. Sonunda Cansu'nun ayaklarına ulaşmıştım üstüne bunu devamlı yapabilecektim. İlk işim tabii bilgisayarın başına geçmek oldu. Sıfırdan bir onlyfans hesabı açarak Cansu'ya abone oldum üstüne ona bir mesaj gönderdim. ''İlk videonuzu çok beğendim. Ama köle biraz daha eğitilmeli gibi. Sonraki videoda onu terlikleriniz ile ezerseniz mutlu olurum. Bu da karşılığı.'' 20 Dolarlık bir tip attım kendisine bu mesajdan sonra. Cansu bunu görünce şüphesiz ki beni ayakları altında, terlikleri ile ezecekti, yarın bu mesajın geldiğini ona söyleyebilirdim ama şuanlık yatağıma geçip uyumam lazımdı, aşırı yorulmuştum bugün kendime dokunacak enerjim bile kalmamıştı. Yorganı boynuma kadar çektim ve gözlerimi kapattım.
4 Yıl Önce
?: Çoraplarımı koklayan sensin değil mi?
Betül: Zeh- Zehra.
Zehra: Yaa Zehra, kim bilir kaç kere çoraplarını kokladığın Zehra.
Betül: Gördüğün gibi değil.
Zehra: Sus tamam konuşma ne göründüğü gibi değil? Elinde çorabım var derin derin nefes alıyorsun, bırak şunu yere.
Zehra'nın gelmesi her şeyi berbat etmişti, aptalca bir hareket yapıp yakalanmıştım, onun çoraplarını kokluyordum yere oturmuş. Buradan bir çıkış yolum yoktu, ne desem boşa çabalamak olurdu, ne desem boşaydı. Gerçeği tüm çıplaklığı ile görmüştü, hayatımda ilk kez birisinin beni sapık olduğuma şahit olduğunu görmüştüm.
Zehra: Derslerde ayaklarıma baktığını çok belli ediyorsun, ama sana bir sır vereyim.
Yavaş adımlar ile yanıma geldi ve kafasını eğdi, boyu uzun olduğu için bu biraz zor olmuştur eminim. Kulağıma yaklaştırdı kafasını ve alçak ses ile konuşmaya başladı.
Zehra: Tek sapık olan sen değilsin. Benimle gel.
Betül: Ne?
Zehra: Takip et dedim ya sana, ne biçim itaatkarsın sen? Sus gel.
Bunu duyduğuma aşırı heyecanlanmıştım, ben hiç bir şey söyleyemeden takip etmeye başladım, merdivene geldi ve yukarı çıkmaya başladı, okulun çatısına geldiğinde ise durdu. Hava güneşliydi.
Zehra: Hava çok güzel bugün, otursana.
Betül: Ö-Öyle. Güneşli.
Zehra: Ve bağlı.
Betül: Nasıl?
Betül: Gösteririm şimdi.
Çatıda yere oturdum, o ise ayakkabılarının bağcıklarını çıkarmaya başladı, ben direkt ayakkabılarını çıkarır diye düşünmüştüm. Bağcıklarını çıkardı ve birbirine bağladı.
Zehra: Ellerini arkada birleştir, dediklerimi yapmazsan küçük sırrının güvende olmayacağını söylememe gerek yoktur herhalde.
Betül: Dediklerini yaparsam kimseye söylemeyeceksin değil mi?
Zehra: Bakarız oraya her türlü başka seçeneğin yok zaten.
Doğru söylüyordu elinde çok büyük bir koz vardı ve bunu kullanabilirdi bana karşı, aptallık etmiştim şimdi ise cezasını çekiyordum, en azından ben öyle düşünüyordum. Belki de bu bir ödül olabilirdi? Birleştirdiği bağcıklar ile ellerimi arkadan bağladı, hiç beklemediğim şekilde aşırı sağlamdı ve kıpırdatamıyordum ellerimi.
Betül: Sen- Neden?
Zehra: Dediğim gibi değişik şeylerden zevk alan tek sen değilsin, bende bağlama işlerinden zevk alıyorum. Ama senin aksine bunu yakalanmadan yapmıyorum, hatta gördüğün gibi yakalayarak. Poz versene.
Betül: Hayır çekme fotoğrafımı!
Zehra: Rahat dur bak fotoğraf kötü çıkacak sonra.
Betül: Paylaşma bunları lütfen.
Dediğim tabii ki geçersizdi çünkü ellerim... Bağlıydı, kelimenin gerçek anlamıyla hem de. Zehra telefonunu çıkardı ve beni bir kaç açıdan çekmeye başladı, bunu yayarsa rezil olabilirdim, ama daha da ileri gitti.
Zehra: Güzel ama yetmez gibi. Daha da rezil edici bir şey lazım, bundan çok konuşulmazsın okulda sen.
Betül: Zehra üzgünüm bir daha koklamayacağım lütfen.
Okul üniforması olarak gömlek giyiyordu kızlar, benim de üstümde M beden bir gömlek vardı. Zehra geldi ve gömleğimi açmaya başladı, ilk düğmeyi yavaşça açtı, parmağını göğüslerimin üstünde, boynumda gezdirmeye başladı.
Betül: Yapma lütfen.
Zehra: Parmaklarım soğuk mu sıcak mı?
Betül: Sı-Sıcak.
Zehra parmağını ağızına götürdü ve yaladı, ardından boynuma getirdi tekrar.
Zehra: Şimdi?
Betül: Soğuk ve ıslak.
Zehra: Güzel. Rezil olmak böyle hissettirecek, söylediklerimi yapmazsan tabii.
Diyecek bir şeyim kalmadığı için yalvarmak istedim ama işe yaramadı, ikinci düğmeyi de açtı artık göğüslerimin üstü gözüküyordu, parmağı ile onlara dokunmaya başladı dürter gibi.
Zehra: Daha çok yalvar hoşuma gidiyor acınası sesin.
Betül: Lütfen açma gömleğimi.
Zehra: Göğüslerin güzel değil ama oynaması eğlenceli en azından.
Betül: Taciz sayılır bu yaptığın!
Zehra: Çoraplarımı koklaman sayılmaz mı?
Ben bunu der demez hızla 3. ve son düğmeyi de açtı. Mor sütyenim gözüküyordu, göğüslerim ile parmakları arasında ki tek engel mor sütyenimdi. O da benim gibiydi, sapıktı ama aramızda ki fark benden daha iyiydi ve elinde beni bitirecek fotoğraflar vardı, hatta yenisi de ekleniyordu. Sütyenimin üzerinde göğüslerimi sıkmaya başladı. Ben hafif ağlamaklı gözlerle olayı idrak etmeye çalışırken onun sözlerini duydum.
Zehra: Göğüslerinle oynamak eğlenceli gerçekten de. Peynir de!
Şimdiki Zaman
Bu rüyayı görmekten nefret ediyorum, kabus desem daha doğru hatta. Lise dönemimde yaşanan ve tanıdığım herkese rezil olduğum bir olaydı. Ama yine de haftada en az bir bu rüyayı görüyordum, farklı anlar farklı zamanlar ama aynı kişi, her seferinde Zehra tarafından domine ediliyordum, bu his gerçekten berbattı. Ve bana güvenin benim gibi bir fetişist domine edilmekten zevk almadığını belirtiyorsa orada gerçekten iğrenç bir şeyler vardır. Bu yüzden alarmıma minnettardım o sevmediğim sesi ile beni uyandırdığı için, bu kabustan beni kurtaran her şeye minnettardım, olabilirdim gerçi. Kıyafetlerimi benzerleri ile değiştirdim ve dün yaptığım pudinglerden kalanları poşete atıp aşağı indim. Cansu'nun kapısını çaldığımda kapıyı şaşırtıcı şekilde Afet abla açtı.
Afet: Günaydın kızım klasik tatlını getirdin herhalde?
Betül: Evet Afet abla Cansu içerideyse ona da al bir tane.
Afet: Yok kızım kendisi dışarıda edecekmiş bugün kahvaltıyı arkadaşları ile. Ben daha başladım gel istersen birlikte edelim.
İyi bir teklifti, işe gitmeme de daha vardı sonuçta. Kabul edebilirdim.
Betül: İyi olur valla abla bende çıkarken yapamadım açım da biraz.
Gülümseyerek geri çekildi, üstünde tek renk pijama vardı yeni uyandığı belliydi, ayakları çıplaktı ve tahminim 40 numaraydı. Mutfağa girdik daha yumurtanın piştiğini gördüm hazır değildi.
Betül: Otur abla sen ben hallederim.
Afet: Olur mu kızım öyle davet eden benim ya.
Betül: Ya ne olacak abla yumurta bu elime mi yapışır lütfen yeni uyanmışın sen hadi geç otur.
Biraz öf pöf etse de Afet ablayı oturttuğum ve tüm masayı hazırladım, yumurtaları koydum çayları da güzelce bardaklara döktüm ve karşısına oturdum masaya. Yemeye başladık kendisi çoktan bacak bacak üstüne atmıştı ve beni delirtiyordu adeta, ona hizmet etmek istiyordum.
Afet: Eee kızım ailenle aran nasıl? Pek konuşmadık seninle bu konuyu.
Betül: Sende biliyorsun abla çok iyi değil, liseden beri biraz düşman gibiyiz.
Afet: Bu konuyu her konuştuğumuzda bunu söylüyorsun ama hiç detay vermiyorsun, sende bir şeyler var gibi.
Betül: Ne gibi şeyler?
Afet: Bilmem hala parmak basamadım bende. Ama fazla iyisin, fazla yani. Kim bu zamanda her gün tatlı dağıtır ki?
Betül: Hayatı sevmekte suç olmuş.
Afet: Öyle de diyebilirsin, ya hayatı çok seviyorsu-
Betül: Ya da hiç sevmiyorum, değil mi?
Afet: Beklemem gerekirdi.
Betül: Fazla tahmin edilebilir oluyorsun bazen abla. Kitaplığında ki psikoloji kitaplarında ki sözleri bana söylemekten ne zaman vazgeçeceksin?
Afet: Senin tamamen normal olduğuna karar verdiğimde. Heh bu arada unutmuştum sana şey diyeceğim kitap diyince aklıma geldi. Ben kitap okurken ayak taburem olsana.
Hmmm. Burada birazcık sıkışmıştım, Afet ablayı tanıyordum bende bir şeylerin tuhaf olduğunu biliyordu ama hala sebebini bilmiyordu. Bu da bir türlü ağızımı arama denemeseydi. Kabul mü etmeliydim yoksa red mi? Kumarımı kabul etmekten yana kullanacaktım, eğer reddedersem çok temkinli davrandığımı ve bir şeyler gizlemeye çalıştığımı düşünebilirdi.
Betül: Bildiğimiz ayak taburesi?
Afet: Evet bildiğimiz ya. Cansu dün burada ki kırdı oyun oynarken falan ayağını çarptı kırıldı eskiydi zaten. Yeni bir taneye ihtiyacım var da daha almaya çıkamadım bugünlük sen oluverde ayağım ağrımasın.
Betül: Olur abla eğer öyle diyorsan.
Afet: Güzel o zaman şu kitaplıkta ki psikoloji rafından 3. kitabı kap gel.
Gittim ve raftan 3. kitabı aldım ''Ayak fetişi'nin detayları ve nasıl anlaşılır?'' adında bir kitaptı. Bunu bilerek mi yaptı bilmiyordum ama kabul etmiştim artık, gerçekten bende ayak fetişi olduğunu anlamış mıydı? Sanmıyordum ama bekleyip görmekten başka seçeceğim yoktu, kitabı verdim.