Yazarı bilmiyorum hikaye wattpadden
1. Bölüm
Hayat Aylin için neredeyse kusursuz ilerliyordu. Üniversiteyi tam burslu bir şekilde kazanmayı başarmıştı. Dersleri çok iyiydi. Okulda ve okul dışında birlikte takıldıkları birçok arkadaş edinmişti. Aynı zamanda, okulun koşu takımında kendine bir yer bile edinmişti. Aslında bu bir sürpriz değildi. Çünkü Aylin her zaman çok iyi bir koşucu olmuştu. Vücudu bu iş için çok uygundu. 175 cm boyundaydı ve yılların çalışması ile elde ettiği mükemmel bir fiziğe sahipti. Atletik ve fit vücudunun yanında, doğal bir güzelliği de vardı. Beyaz teni, koyu kahverengi saçları ve mavi gözleriyle onu gören bütün erkeklerin ilgi odağı oluyordu. Ancak kendi yaşıtı diğer kızların aksine, çok özel durumlar haricinde hiç makyaj yapmazdı. Her zaman doğal haliyle daha güzel olduğunu düşünürdü ve bu sebepten makyaja ihtiyaç duymazdı. Tüm bunların yanında, çok sosyal bir kişiliğe sahipti. Okulunda çok popülerdi ve neredeyse herkesle iyi geçinirdi. Neredeyse herkesin dışında kalan kişiler ise, oda arkadaşı ve onun arkadaşlarıydı. Aslında buraya taşınır taşınmaz tek kişilik bir yurt odası tutmak istemişti ama tek kişiliklerin hepsi dolmuştu ve bu sebepten iki kişilik bir odaya yerleşmek zorunda kaldı. Çünkü diğer yurtlar onun okuluna oldukça uzak mesafelerdeydi. Neyse ki, yurdun odaları küçük daireler şeklinde tasarlanmıştı. Her bir odanın mutfağı, banyosu ve iki küçük odası vardı. En azından, biraz da olsa mahremiyete sahip olabilecekti. Tek problemi, oda arkadaşı olan Evrim'di. Evrim çok özgüvenliydi, konuşurken yüksek sesle konuşurdu ve bir çeşit üstünlük kompleksi vardı. Aylin, onun sanki odanın sahibiymiş gibi olan davranışlarına gıcık oluyordu. Hepsinden fenası, Evrim'in kirli kıyafetlerini odanın her yerinde bırakma gibi bir özelliği vardı. Evrim ve Aylin iki zıt kutuplardı. Aylin herkese karşı kibarken, Evrim hep kaba ve agresifti. Aynı zamanda 182 cm boyu ve güçlü fiziği ile oldukça korkutucu bir havası da vardı. Aylin onun insanları rahatsız etmekten keyif aldığını saptamıştı. Çünkü onu kirli kıyafetlerini odanın her yerinde bırakmaması konusunda uyardığında umursamamış ve o günden sonra bu işi daha da arttırmıştı. Ne yapacağını bilmeyen Aylin, artık Evrim'i olabildiğince görmezden gelmeye ve onunla olan iletişimini minimum seviyede tutmaya karar vermişti. Öte yandan, Evrim onu daha fazla rahatsız edebilmek için ne gerekiyorsa yapacak gibi görünüyordu.. Bugün Aylin için oldukça sıradan bir gündü. Derslerine girdi ve çıkışta arkadaşlarıyla bir kafeye bir şeyler içmeye gitti. Bugün antrenmanı yoktu. Saat akşam üzeri altıya geldiğinde yurt odasına gelmek üzereydi ve yarın sabahki sınav için çalışmadan önce kendine bir sandviç hazırlayacaktı. Çalışmasının ne kadar iyi gideceğine bağlı olarak kendini yatmadan önce en sevdiği dizilerden birinden bir bölüm izlemekle ödüllendirmeyi planlıyordu. Odaya girdiğinde ilk gördüğü, oda arkadaşının koltuğa uzanmış, ağzında patates cipsiyle, televizyonda çok yüksek sesli bir şekilde dizi izlediğiydi. Diğer koltukların hepsinin üstünde, kirli kıyafetler bulunuyordu. Normalde Aylin bu durumu hiç umursamadan kendi işine bakardı. Ama bu sefer öyle olmadı. Çünkü bir şey dikkatini çekmişti. Evrim'in sehpaya uzattığı çoraplı ayakları. İki ayak tabanında da, değişik bir desen vardı. Spiralli ve uç uça eklenen modelleri olan bir tasarım. Neden olduğunu bilmiyordu ama nedense bu çoraplara bakmaktan gözlerini bir türlü alamıyordu. Bir şekilde, bu desenler onun ilgisini çekiyor ve onu uyuşturuyor gibiydi. Bu esnada, Evrim içten içe gülüyordu. Bu çorapların işe yarayacağını hiç düşünmemişti. Onları sipariş ettiği sitede yazan şekilde, gerçekten de hipnotize edici bir etkiye sahip olacaklarına ihtimal vermemişti. Ama yine de denemeye karar verdi. Çünkü gerçekten işe yararsa bunu kendi faydasına olacak şekilde sonuna kadar kullanabilirdi. Yaramazsa da, sadece giyebileceği güzel çoraplara sahip olmuş olurdu.Ama artık işe yaradıklarından hiç şüphesi yoktu.
Başka neden, oda arkadaşı on dakikadır onun ayak tabanlarına bakıyor olabilirdi ki? Talimatlarda yazdığına göre, bu durum çorapların deseninin insanın anlayamayacağı kadar karmaşık bir şekilde olmasından kaynaklanıyordu. Tabii ki bu teknik detaylar Evrim'i hiç ama hiç ilgilendirmiyordu. Onu ilgilendiren tek şey, çorapların işe yaradığı ve oda arkadaşını hipnotize etmeyi başardığıydı. Evrim bu durum karşısında çok keyiflendi. 'Sonunda bu kaltak zamanını doğru bir şekilde kullanmaya başladı.' diye düşündü. Bir süre daha bu keyifli manzarayı seyrettikten sonra televizyona döndü ve dizisini izlemeye devam etti. Ancak bölüm bittikten sonra dikkatini tekrardan Aylin'e çevirdi ve gördüğü şey oda arkadaşının hala ayaklarına bakmaya devam ettiğiydi. Bu manzaranın birkaç fotoğrafını çektikten sonra sessizliği bozdu. ''Sanırım ayak tabanlarımdan gözlerini alamıyorsun?'' Aylin bu sesle donuk halden çıktı ve titreyerek arkasını döndü. Sandviçini hazırlamaya başladı. Yüzünde, az önce olanlardan dolayı kafası karışmış bir ifade vardı. Evrim koltukta yüzünde kocaman bir gülümseme ile gerinirken, Aylin saatin yedi buçuk olduğunu gördüğünde şaşırdı. Bu kadar zaman nasıl geçti?Tek bildiği şey bir an önce odasına gidip ders çalışmaya başlaması gerektiğiydi, aksi takdirde bu gece rahat bir uyku çekemeyecekti. Sandviçini odasına doğru giderken yemeye başladı. Birkaç saat sonra, Aylin'in çalışması bitmişti. Artık uyuması gerektiğini fark etti. Dizisinden bir bölüm izleyemeyecekti, çünkü o süreyi oda arkadaşının ayaklarını izleyerek geçirmişti. Evrim ise bu esnada çorapların gerçekten de işe yarayıp yaramadığını düşündü. Her şey yolunda, ve talimatlarda belirtilen şeylere uygun gitse de, yüzde yüz emin olabilmek için bir kez daha denemek istiyordu. Bir yandan da, oda arkadaşını düzenli olarak ayaklarını seyretmeye mecbur bırakmak eğlendirici olabilirdi. Ertesi sabah, Aylin Evrim'in uyanık olduğunu görünce şaşırdı. Normalde Evrim geç saatlere kadar uyurdu ve o uyandığında Aylin çoktan çıkmış olurdu. Evrim gerçekten de, notlarına ve derslerine pek önem veren tiplerden değildi. ''Günaydın Aylin.'' Evrim'in yüzüne şeytani bir gülümseme hakimdi. Aylin onun ses tonundan pek hoşlanmamıştı ve bir şeylerin peşinde olduğunu biliyordu. Ama yine de oyunu sürdürdü. ''Günaydın Evrim.'' Sadece kibarlıktan karşılık vermişti ve ona hiç bakmadan bir kaseye mısır gevreği ile süt koydu. Masaya oturup yemeye başladıktan bir süre sonra, Evrim'de karşısına oturdu ve ayaklarını yemek masasının üzerine koydu. Bunu yapar yapmaz, Aylin'in gözleri yeniden onun ayaklarının altına kilitlendi. Bu sefer dünkünden farklı bir renk çoraptı ama yine aynı kafa karıştırıcı desenlere sahipti. Birkaç dakika boyunca Evrim'in ayaklarının altını izledikten sonra onun sesiyle irkildi. ''Yoksa çoraplarımda bir sorun mu var?'' ''Yok ben sadece, dalmışım..'' ''Evet evet kesinlikle öyle Aylin.'' Evrim'in bu imalı cevabı onu çok utandırmıştı ve anında yanakları kıpkırmızı oldu. Kafasını önüne eğerek, yemeğine devam etti. Bir yandan da düşündü. Gerçekten de Evrim'in ayaklarına bakmaktan kendini alamıyordu. Ama neden? Nedenini bir türlü bulamıyordu. Evrim'in bunu fark etmiş olması da çok fazla utanç vericiydi. Yanakları hala kırmızı bir şekilde, hızlıca yemeğini bitirdikten sonra, hiçbir şey demeden, odadan ayrıldı. Bütün bunları unutabilmeyi ve sadece birazdan gireceği sınava odaklanmayı diliyordu. Odadan çıkar çıkmaz, Evrim kahkahalarla gülmeye başladı. Bu çoraplar gerçekten de zavallı Aylin'i çok etkilemişti. Bu çoraplarla çaresiz oda arkadaşına daha fazla neler yapabileceğini düşününce zevkten kendinden geçti. Kalkıp kendine kahvaltı hazırlamaya başlarken bir yandan da mutluluktan şarkılar söylüyordu. -- Aylin'in günü sıradan geçmişti. Sınavı yine her zamanki gibi mükemmel geçmişti. Ancak ara sıra gün içinde, dün ve sabah yaşanan şeyler istemsizce aklına geliyordu. Dışarıda yapacak bir şeyi kalmadıktan sonra odasına döndü. Neyse ki, Evrim henüz dönmemişti. Rahat bir şekilde duş alabileceği için oldukça memnundu.