13. Bölüm
B- Anlamadım?
E- Anlaşıldı Ali, senin konuşacağın yok. Diyorum ki biz yalnızken ne istersem yapıyorsun. Gece beni alır mısın diye mesaj atıyorum, gelip alıyorsun. Yemeğe çıkıyoruz hesabı ödüyorsun, market alışverişimi bile ödedin iki hafta önce. Dün akşamdan bahsetmiyorum bile. İnsanların yanında bu şekilde davranmaktan utanıyor musun? Beni evden alırken kapımı açman ama iş yerinde bunu yapmak istememende bu yüzden galiba?
B- Evet
E- Başka bir şey söylemeyecek misin?
B- Hayır söyleyebileceğim her şeyi söyledin zaten.
Elif sigarasını söndürdü ve cam kenarında olan masamıza bir göz attı. Ben kendi sigaramı çoktan içmiştim.
E- Üşüdüm hadi içeri geçelim, tatlılarda gelmiş zaten.
İki adım atmadan arkasına bakmadan ekledi:
E- Gelirken bardakları alsana
Bardakları aldım ve Elif’in arkasından içeri geçtim. Bu konuşma beni rahatlatmıştı aslında. Elif’e söylemek istediğim ama hem nası söyleyeceğimi bilemediğimden hem de utancımdan söyleyemediğim bazı şeylerin Elif’in çoktan farkında olduğunu bilmek üzerimdeki yükü biraz hafifletmişti. Artık Elif’e karşı daha dürüst olmaya karar verdim. Sonuçta eğer bir gün kölesi olmak istiyorsam, onunla konuşmaya bir yerden başlamam gerekiyordu. Konuşmamız bitmiş miydi yoksa üşüdüğü için ara mı vermiştik bilmiyorum ama son kurduğu ‘ gelirken bardakları alsana’ cümlesinden sonra içeri girer girmez ayaklarına kapanıp lütfen sana hizmet etmeme izin ver dememek için kendimi zor tutuyordum. Tabii ki böyle bir şey yapmadım.
İkimiz içinde birer dilim künefe, bir porsiyon irmik helvası ve birer top dondurma gelmişti. Elif kendi tabağına künefesini, helvasını ve dondurmasını aldıktan sonra bana döndü ve en tatlı biçimiyle konuştu:
E- Senin dondurmanı da alabilir miyim?
B- Hayır deme şansım var mı ki?
E- Tabi ki var, senin dondurman senin kararın.
B- Hmm, tamam alabilirsin.
E- Vaz geçtim ya sen ye vermeye pek niyetin yok gibi.
B- Hayır hayır alabilirsin, şaka yapmıştım.
E- Bilmiyorum ya emin misin?
B- Evet lütfen alır mısın?
E- Tamam o zaman. ,
Bu tarz küçük oyunlar oynamayı çok seviyordu. Aslında küçücük bir şey sadece bir top dondurma, garsondan istesek o bile getirir ama beni kıvrandırmak hoşuna gidiyordu, tabi bu durum benimde fazlasıyla hoşuma gidiyordu. Biraz daha istemiyorum diye diretse alması için yalvarmak üzereydim.
Elif dondurmasını aldıktan sonra bende semaverden çayları doldurdum. Künefesinden bir dilim aldıktan sonra konuşmaya devam etti.
E- Neden utanıyorsun kendinden?
Yine ani bir soru ama bu sefer dona kalıp ne söyleyeceğimi düşünmek yerine aklımdan geçenleri söylemeye başladım.
B- Her istediğini yapmam diğer insanlara normal gelmeyebilir. Sana yürüdüğümü düşünmelerini de istemiyorum.
E- Yürüyor musun?
B- Hayır.
E- Neden her istediğimi yapıyorsun o zaman.
Elif’e karşı dürüst olamaya karar verdiğimi biliyorum ama çat diye kölen olmak istiyorum da diyemezdim. Elif ya bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyordu ve bu durum onu korkuturdu ya da bir şekilde bilgi sahibiydi ve sub olduğumu az çok tahmin ediyordu. Eğer bilgi sahibiyse bile ve şüpheleniyorsa bile çat diye söylememi istemezdi diye tahmin ediyorum. Çünkü oynamaktan keyif alıyordu. Sonuç olarak Elif’e karşı tamamen dürüst olmasam da kesinlikle yalan olmayan bir cevap verdim.
B- Çünkü seni mutlu etmek hoşuma gidiyor.
Gülümsedi ve yeniden sordu.
E- Neden?
B- Bilmiyorum hoşuma gidiyor işte.
E- Yani dün akşam, ben seni arabaya her bindiğinde geri tekele yollarken bu hoşuna mı gitti?
B- Evet.
E- Anlıyorum… Eğer beni mutlu etmek istiyorsan buna beni soğukta bekletmeyerek yada 3 gün bana soğuk davranmayarak başlayabilirsin, ne dersin?
B- Seni beklettiğim için yada soğuk davrandığım için özür dilerim gerçekten, bir daha olmayacak söz veriyorum.
E- Bir daha olamaması için kendinle barışmalısın bence, insanların ne düşündüğünü çok kafana takıyorsun. Senin için iş yerindeki diğer insanların ne düşündüğü mü önemli yoksa benim ne düşündüğüm mü?
B- Senin ne düşündüğün tabi ki.
E- Öyle davran o zaman, hiçbiriyle samimi değilsin ne düşündüklerini bu kadar kafana takma.
B- Tamam denerim.
Elif kafasını salladı ve konuşmanın bittiğine karar vermiş olacak ki boş çay bardağını önüme koydu ve birer çay daha içip kalkalım dedi.
Elif’e ve kendime çay doldurduktan sonra hesabı istedim. Hesap gelince tabi ki hesabı ben ödedim. Elif sadece fişi eline alıp ne kadar tuttuğuna baktı. Garson gittikten sonra Elif:
E- Çay nasıl güzel mi?
B- İdare eder ya
E- Neden idare eder bir şey mi eksik?
Ne demek istediğini anlamamıştım.
B- Normal çay işte.
Benim cevabımdan sonra Elif önce etrafı kontrol etti. Sonra önümdeki çay bardağına aldı ve gözlerimin içine bakarak bardağın içine ufak bir tükürük bıraktı…