2. Bölüm
İkimizde mutlulukla hizmetçimiz olacaksın dedik. Ne, nasıl yani lütfen silin şunu unutalım, dedi. Bana aşık aşık bakarken her şeyi yapmaya hazırdın dedim. İşte şimdi sevdiğin kıza sevgini gösterebilirsin deyip, iyice eziyordum Hale araya girdi, bu kadar yeter simdi icraat zamanı, dedi. Yere bi mendil atarak ayakkabılarımı temizle dedi. İlk emir gelmişti ve mecburen bunu yerine getirmek zorundaydı. Bu olay ikimizi de kendinden geçirmişti bu güçtü, sınıftan çıktık ve kuralları açıkladık.
-Biz ne dersek hemen yerine getireceksin.
-Ailenden gelen parayı direk bize vereceksin biz gerekirse sana veririz.
-Ayakkabılarımızın temizliği senden sorumlu.
-Sınıftada da bize saygı duyacaksın eğer yalnız kalırsak Gizem hanım, Hale hanım diyeceksin.
-Tek görevin bizim ağzımızdan çıkanları yerine getirmek.
Artık hepimizin hayatı değişmişti yemek yemek için bile bize yalvarmak zorundaydı, her şeyi bizim elimizdeydi izinsiz adım atamazdı. Bu çok güzeldi bizim için de ödev, kantin sırası gibi sıkıntılı işler bitmişti hatta bizi rahatlatacak biri vardı bundan sonra artık her şey çok güzel olacaktı.
O gün mutluluktan pek üstüne gitmedik ama yerinde duramıyor ve deli gibi korkuyordu, her seste yerinden sıçrıyordu. Biz iyice eğleniyorduk üstüne gitmeyince iyice çıldırıyordu biliyordu ona kötü şeyler yapacağımızı ama yapmıyorduk. Böylece iyice içine kasvet çöküyordu, Hale'yi bize çağırdım akşam konuşalım diye annesini aradı ve kalmak için izin istedi okuldan çıkıyordu. Hale, Furkan'ın yanına gidip "Yarın görüşürüz." dedi, gülerek. İyice kötüleşiyordu sürekli korkuyla yaşayacaktı acaba başkalarına söyleyecek miydik, söylemeyecek miydik. Bu güç çok güzel geliyordu her istediğimizi yaptıracaktık. Bir insanın özgürlüğü bizim elimizdeydi ve artık her şeyi yapmakta serbesttik.
Eve geldik Hale ile yemek falan derken, saat geç oldu ve odama geçtik sonra başladık konuşmaya neler yapacaktık ona, Hale başladı hayaller kurmaya sürekli döveceğim diyordu, başkalarına kızıp kızıp ona vuracağım çok eğlenceli olacak falan demeye başladı. Eskiden insanların köleleri varmış ne güzel ya hayatları ne kolaymış sürekli emrediyorlarmış ve istedikleri her şey oluyormuş dedi. Hadi biraz internette bakalım neler var belki yaratıcı bir şeyler buluruz dedi, aklıma yattı ve girdik internete biraz gezindikten sonra sözlüklerden biri dikkatimizi çekti. Sahibe ve köle diyordu hemen girdik işte sahibelerin sürekli emirler verdiğini, kölelerin yerine getirdiği yazıyordu kölelerine su içirmezler, ac bırakırlarmış, kırbaçlarlarmış (O zamanlar bunlara çok yabancıydık çok değişik gelmişti, yani hiç bilmediğimiz şeylerdi bunlar ve bu yazılanlar hakkında fikrimiz yoktu ama tam yaşındaydık, denemek istiyorduk, birinin benim istediklerimi yapacak olması düşücesi çok güzeldi) "Ayakkabı yalatmak mı" dedim, şaşkınlıkla. Hale de şaşırmıştı ama sonra güzel olabilir diye düşündük, ikimiz de artık prensestik ve ayakkabılarımızı kölemiz diliyle temizleyecekti. Çok enteresan garip ama bi o kadar da ilgi çekiciydi bizim için, yapmakta kararsızdık ama ikimizde istiyorduk bunu, biraz daha gezindikten sonra uyuduk sonraki gün bizim için çok güzel olacaktı.
Sabah giyindik ve okula geldik Hale de, ben de onu zor durumda bırakacak şeyler isteyip eğlenmek istiyorduk, artık hayatımız eğlence üzerine kurulacaktı ve biz rahat bir hayat sürecektik, Furkan önceden gelmişti. Biz sıraya geçerken ben el işaretiyle çağırdım onu, yanımıza geldi, nasılsınız dedi, cevap vermedik sonuçta onunla aynı seviyede değildik muhattap olmadık. Şimdi biz Merve'ye onun çok dedikoducu olduğunu düğündüğünü söyleyeceğiz senin yanına gelecek büyük ihtimalle, kızgınlıkla doğru mu diyecek, sakın hayır deme yüzünü önüne eğ ve özür dile simdi git yerine, dedik. (Merve orta boylu zayıf kızıl bir kız cok feministtir erkeklerden üstün oldugunu düşünür -böyle bir kölesi olsa kim bilir neler yaptırır- böyle bir olay olunca aşırı tepki verir ve üzerine gider sınıfın ortasında bağırır çağırır.) Daha dersin başlamasına vardı, kızlar toplanmıştı yanlarına gittik konuşurken, Merve bizden duyma ama Furkan senin için dedikoducu diyormuş, dedik. Nee doğru mu öyle duyduk dedik. Sorarım ben ona dedi ve sinirle yürüdü onun yanına herkes merakla bakıyordu ne yapacağını, Furkan sen ne yaptığını sanıyorsun benim için dedikoducu demişsin, dedi. Furkan emrettiğimiz gibi başını eğdi ve özür dilerim Merve, dedi. Merve bunu duyunca baya sinirlendi ve sen kimsin be salak benim hakkımda konuşuyorsun, seni pişman ederim, aptal sakın bir daha benim hakkımda millete yalan söyleme yoksa sınıfın ortasında seni döverim, dedi. Herkes ooo falan deyip gülüyordu. (Klasik sınıf ortamı hemen kızı alkışladılar falan.) Hoca gelip herkesi oturttu, konu kapandı. Orada Furkan iyice kızarmıştı ve çaresizliğine üzülüyordu. Dersler falan derken öğle arası gelmisti kölemizle oynamak için uygun zamandı herkes yemekteydi bir kaç dakika içinde gelirlerdi ama bir müddet sınıf boştu Furkan'ı çağırdık Hale, sorgusuz sualsiz tokadı vurdu. Ne oldu ya demesine kalmadan bi tane de, ben vurdum. (Bu bile bütün gün gülmemize yeterdi ama elimizde daha fazlasını yapabilecek güç vardı.) Sus salak, dedik. Sen kölemizsin bir şey olması gerekmez canımız istedi vurduk, dedim. Şimdi de canım ayakkabılarımı öpmeni istiyor, dedim. Donmuştu emirler vereceğimizi biliyordu ama basit ödevler yada görevler diye düşünüyordu ama bu ona ağır geldi. Sessizleşti konuşamadı, hayır da diyemiyordu, Hale, hadi duydun, ne bekliyorsun, dedi. Yapamam bunu lütfen, Gizem dedi, tokadı yapıştırdım hemen salak nasıl ismimle hitap edersin dedim. Özür dilerim Gizem hanım ama lütfen yapmayın dedi. Resimleri başkalarına atmamızda sakınca yoksa yapmayabilirsin, dedi Hale gülüyorduk ve üçümüz de yapacağını biliyorduk. Ayağımı sıraya koydum hadi şimdi gelirler istersen yanlarından öpersin dedim. Bunu yapamazdı ve korkuyla yavaşça aşşağıya doğru eğildi.(O eğildikçe ben büyüyordum sanki, kendimi dünyanın sahibi gibi hissettim bir insanı yönetiyordum bu çok büyük bir şeydi ve bu rolu sevmiştim. Emreden olmak çok güzeldi artık daha fazlasını istiyordum iyice aşşağılamak istiyordum, nasılsa her istediğimi yapacaktı ben de sınırları zorlamak istiyordum çok acele edip hemen değil ama zamanla yapmak istiyordum her şeyi artık ben büyük biriydim ve karşımdaki ezikti ne kadar güçlü olduğumu yavaş yavaş anlıyordum. O anlar onun için geçmek bilmiyordu emindim bundan ve dudağı ayakkabıma değmişti yere basan pislik içinde olan en aşşağıda yerde olan ayakkabımı, öpüyordu, öptü ve kalktı aferin dedim içim mutluluktan taşıyordu. Gidebilirsin şimdi dedi, Hale ve biz gülmeye başladık çok güzeldi dedim, Hale de ben de istiyorum dedi. Hemen zorlamayalım yarın da sen öptürürsün nasılsa bizim artık hatta istersen emredeyim akşam sokakta öpsün dedim. Kahkahalar atıyorduk çok mutluyduk artık herkes hakettiği gibi yaşayacaktı.
Hale'ye, hadi şuna bir mesaj at sürekli bizim emirlerimizi yerine getirmesi gerektiğini unutmasın, dedim. İyice işin havasına girmiştik ve sonu çok güzel yerlere gidiyordu bizim için, Furkan kantine inip yemek yiyecekmiş aşşağıya iniyormuş. Merdivenlerden inerken mesajını açmış "Sadece simit yiyip su içebilirsin."