Birkaç haftamız Naz teyzeyle aynı ilerlemişti. Sabah erken vakitte gidiyorum, temizlik ve kahvaltı hazırlama falan. Kahvaltı esnasında ayak masajı, kahvaltı sonrası ayak masajı ve trample. Bir tur tükürme, kahve ve ev temizliği falan. Bazı günler çamaşırlarını yıkatırdı. Arada ise ayaklarını öpletir ve yalatırdı. Bir gün ise benden spor ayakkabılarını temizlememi istemişti, söylediğine göre artık spora başlamak istiyormuş. Birkaç tane spor ayakkabısı vardı ve hangisi istediğini belirtmediği için bez alıp hepsini temizlemiştim.
Bir gün annemin evde olduğu gün ise bize gelmişti Naz teyze. Bugün izin günüm olduğu için tüm gün odamda ders çalışıyordum. Derse ara verdiğim sırada yine onların konuşmasına kulak misafiri oldum.
(A: Annem. N: Naz teyze)
A: Naz son zamanlarda bir şey fark ettim, artık hiç çağırdığın temizlikçilerden şikayet etmez oldun. Hayırdır? Çağırmayı mı bıraktın yoksa?
N: güler Yok kız yok. Sürekli farklı iş bilmezin biri geliyordu, birde bir sürü para istiyordu üstüne. Bende yeni birisini buldum. Muazzam temizlik yapıyor var ya. Hem ücreti de çok ucuz biliyor musun?
A: Allah Allah? Kaç para alıyor iş için? Ayrıca ne kadar temizlik yapıyor?
N: Asla inanmazsın ama söyleyeyim, bedavaya çalışıyor! Hemde sabah gelip akşama kadar evi temizliyor bana hizmet ediyor.
A: Kız o temizlikçi değil köle resmen! Hem bedavaya çalışıyor, hem akşama kadar evde duruyor, hemde hizmet mi ediyor cidden?
Beraber gülerler ama annemin sesi çok şaşırmış geliyordu. Naz teyze beni ele vermezdi, değil mi?
N: Aynen öyle canım. Köle gibi bir şeyde ben köle demiyorum ona, dilim varmıyor.
Canım Naz teyzem ya. O konuda yalan söylememiş bana.
A: Ya ama para almaması nasıl oluyor? Mutlaka bir şey istiyordu dimi?
N: Yok be. Nasıl birisi olduğunu anlamadım ama sırf yapmak istiyormuş, bir şey istemiyor benden.
Naz teyze ayak fetişi kısmına girmek istemiyor gibiydi.
A: iyiymiş! Arada bana da göndersen ya onu. Benim evinde temizliğe ihtiyacı oluyor öyle. Gerçi oğlum, Mert boş vakitlerinde temizliyor ama son 1-2 haftadır o da boşlamaya başladı derslerinden dolayı.
N: Olmaz canım ya. Kendisi sadece benim evime geleceğini söyledi, başka kimse öğrensin istemiyormuş.
A: O nasıl iş kız? Amaaaan, neyse...
Bu sohbetin ardından Naz teyze spora başlamak istediğinden bahsetti. Günlük yürüyüşler, yoga tarzı hareketlerden falan bahsetti.
Buradan sonrasında havadan sudan falan konuştular ve bugünde böyle kapandı.
Sonraki gün sabah rutinimi tekrarlayıp tam Naz teyzeye çıkacakken merdivenlerde Naz teyzeyle karşılaştık. Altında şort tayt, üstünde de crop vardı ve aşırı güzel görünüyordu. Bir süre ona bakakalmıştım. Fit ve genel güzellik standartlarına uygun bir vücudu yoktu ve balık etli demek içinde biraz fazla yağlı bir vücuda sahipti ama yinede biçimliydi, benim gözümde onu güzel yapan şey buydu. Bacaklarının ve kalçalarının belirginliği, bel bölgesi, her yeri mükemmeldi benim için.
B: Naz teyze? Hayırdır nereye?
N: Koşuya çıkıyoruz Mertcim. Haydi eve gitte üstüne spor bir şeyler giy. Hızlı!
Amacı benide koşuya götürmekti anlaşılan. Geri eve girdim ve eşofman giyip geri çıktım. Naz teyzeyle aşağı indik ve elime büyük bir şişe su, havlu, telefonunu ve kablosuz kulaklığının kabını verdi.
N: Ben koşarken müzik dinleyeceğim. Sen beni arkadan takip et ama mesafeyi açma. Kulaklığın bağlantısı kopmasın. Aynı zamanda çağırdığım zaman bana yetişip terlerimi sileceksin. Parka gittiğimizde başlarız koşuya.
Evin yakınındaki ufak bir parka gittik koşu için. Bir turu yaklaşık 1.2 km olan bir koşu yolu vardı. Naz teyzeyle biraz ısındıktan sonra sayacı başlattım ve koşmaya başladık. Naz teyzenin bana göre boy avantajı olduğu için aynı hızda koşuyor olsak bile benden çok önde gidiyordu benimde daha hızlı koşmam gerekiyordu. Naz teyze, normalde çok hareketsiz biri olmasına rağmen böyle koşabilmesi beni şaşırtmıştı, üstüne üstlük sigarada içiyordu. Hem koşucu hem yüzücüydüm ama ona yetişmeye çalışmaktan ben yorulmuştum bile ama önümdeki manzara beni teşvik ediyordu. Her harekette sallanan o kalçalar ve bacaklar beni diri tutuyordu.
Naz teyzeye bu gözle baktığım için gözlerimi oymak istiyordum ama kendimi de durduramıyordum. Her zaman ona hayran olmuştum ama bu, sapıklığa gitmeye başlamıştı. Kafamı sallayarak bu düşüncelerden kurtulmaya çalışıp devam ettim. Bir süre sonra Naz teyze bana havlu için seslendi. Hızımı arttırarak ona yetiştim ve koşmaya devam ederken yüzünden terleri silip eski hızıma düşerek arkadan takibe devam ettim. Birkaç tur attık parkta ve yaklaşık 4-5 defa terlerini silmiştim ve sonunda eve geçtik. Asansörle Naz teyzenin katına vardığımızda içeri girmeden önce bana:
N: Mertcim, canım benim. Ayakkabılarımı çıkarsana. Çok yorulmuşum ya.
B: Tamam Naz teyze. Kabahat sende ama, ilk defa koşu yapmana rağmen çok zorladın.
Eğildim ve bağcıklarını çözmeye başladım. Ayakları ne kadar terlediyse çorabının bileğe gelen kısmı bile terlemiş, ayakkabıları ise buruşmuştu.
N: Doğrusun canım ama artık eritmeliyim bu kiloları. Hem sağlıklı yaşam içinde şart.
Ayakkabılarını çıkardım ve sanki radyoaktif bir maddeyi serbest bırakmıştım. O koku neydi öyle ya? Tabii Naz teyze benim koku zehirlenmesi yaşadığımı fark etmemişti ve kendini hemen içeri atıp oturma odasına geçip koltuğa yatmıştı. Ben ayakkabıları içeri alıp ayakkabılığa koyup doğruca elimi yüzümü yıkamaya lavaboya girdim ve sonrasında kolonya döküp kafamı açtım. Sonrasında içeri geçtim ve koltuğa oturdum.
N: Teşekkür ederim canım. Valla hiç eğilecek halim yoktu.
B: Naz teyze senin eğilecek halin yoktu da benim var mıydı? Hem ayakkabıları çıkarınca beni vuran o koku. Valla bayılıyordum az daha.
Beraber güldük bu lafımın üzerine.
N: Sende kusura bakmayıver canım. O kadar koşturduk sonuçta. Halin kaldıysa kalkta bana bi kahvaltı hazırla acıktım artık.
B: Ben bi önce eve gidip üstüme değişsem Naz teyze?
N: A doğru onu unuttuk. Tamam sen git o arada bende bi banyo yaparım artık.
Ben tam kalkıp giderken beni durdurdu.
N: Dur bi saniye!
Yüzünde hoş bir gülümseme vardı ve ayaklarını kaldırıp işaret etti.
N: Gitmeden önce bi ayaklarımı yıka. Biliyorsun yorgunum ben. Bi leğene su doldur, havlu ve sabunda getir.
B: Geldiğimde yapsam olmaz mı Naz teyze ya?
N: Mızmızlanma! Haydi çabuk ol.
Banyodan leğene su doldurdum ve omzuma havlu ve cebime sabunu atıp oturma odasına döndüm. Naz teyze çoktan ayak yıkama için hazırlanmıştı. Leğeni ayağının dibine koydum ve ayaklarını içine sokmasıyla ayağının kirinin suyun içine dağılması bir oldu. Sabunu alıp ayağını köpürterek yıkamaya başladım.
N: Iyyy! Ayağım ne kirlenmiş öyle ya? Kahkaha atar Sen olmasan napardım ben Mert?
B: Valla öyle Naz teyze. Ben olmasam ohoo!
Biraz güldük ve ben yıkamaya devam ettim ama bir türlü bitmiyordu çıkan kir. 5 dakika süren ayak yıkama seansından sonra sonunda ayakları temizlenmişti ve o iğrenç koku da yerini sabun kokusuna bırakmıştı.
N: Teşekkür ederim canım. Sen artık gidebilirsin.
Kirli su içilemeyecek durumda olduğunda dökmek zorunda kaldım ve ellerimi yıkayıp evime indim. Güzel bir banyo yapıp üstümü giydikten sonra tekrar Naz teyzeye çıktım. Naz teyzeyle kahvaltı yaptıktan sonra bugünlük dinlenmeme izin verdi ve yürüyüş yaptığı çorapları hediye edip beni evime geri yolladı.
Eve gidince bana çorabı vermesinin amacının ayak kokusuna alışmamı istemesi olarak yorumladım, yada Naz teyzeyi memnun etme çabalarımdan dolayı paranoyak olmuştum. 2. ihtimal daha kuvvetli. Elime bir lastik alıp çoraplarını burnumun üstüne koyup lastikle yüzüme sabitledim. Amacı her neyse ne, ben o kokuya alışamazsam ayak fetişim geçer giderdi. Öğürerek ve kusmamaya çalışarak akşama kadar yüzümde çoraplarla gezdim ve akşam boyunca burnum koku alamaz olmuştu.