Arkadaşlar, yeni tanıştığınız birine muhabbet açmak için harika bir yalan uydurdum.
Sizlerle de paylaşayım, ne kadar çok insan kullanırsa o kadar yayılır, inandırıcılığı olur.
Aşağıda anlattığım tamamen yalan ve işe yarama şekli iki defa uygulanmıştır. Biri uçaktaki hostes, diğeri antalya'da bir tekel işleten kadın.
Herhangi bir basit özür dilenecek bir şey uydurup, "ayağınızı öpüp özür dileyeyim isterseniz" diye abuk bir şekilde lafa bodoslama daldım önceden. Sonra da hemen tekrar özür dileyip,
Ben İngiltere'de yaşıyorum. Orada çok söylenen bir şey bu kusura bakmayın. Diye devamını getirebilecek bir ortam olmalı bu tabii.
Devamında şöyle anlatıyorum. İngiltere'nin iç kesimlerinde özellikle kraliçe Elizabeth yeni seçildiğinde ingiliz genç kızları arasında bir laf çıkartılıyor. "Kiss my foot and apologise" diyerek.
Bu lafın sebebininse, Kraliçe Viktoria, (1837-1901) doneminden sonra hiç kraliçe hükümdar olmadığı için, Elizabeth'in kadın hegemonyasını desteklemek olduğunu söylüyorum. (1952-2022)
Böylece türkiye'de kadınlara yapılan saygısızlığı ve adaletsizliği de hatırlatıyorum.
Önce garip gelen bu laf, bu anlatımdan sonra daha bir "olabilirmiş" gibi geliyor.
Devamını daha da eğlenceli olarak destekliyorum.
Bu pek bilinen bir şey değilmiş, yazılı değilmiş de, adetmiş gibi anlatıyorum. Kraliçe ve kadına değer verilmesinin arttırılması için yapılan planlı bir çalışmaymış diyorum. Hatta eskiden güçten düşen çirkinleşen kadınlar pazarda satılırmış buna karşı alınan bir önlem de diyince ooh tadından yenmez.
Diyorum ki daha çok orta yaşlı kadınlar biliyor ama bazıları kızlarına ya da torunlarına anlatıyor, onlar da kendilerini deniyorlar.
Sonrasında iş arkadaşlarımdan gelen bir anekdotla tezimi devam ettiriyorum.
Buyrun anekdotu birinci ağızdan yazayım.
Bir gün öğle arasında makineden kahve almaya giderken bir arkadaşım, tabii ki kadın, yaklaşık 50 yaşlarında, benden kendisine de almamı istedi. Makina başında başka bir arkadaşıma denk geldiğim için bir iki dakika gecikmiştim.
Karen, kahve isteyen arkadaşım ve Katherine, masada beni bekliyorlardı, Karen'in kahvesini götürüp özür diledim gecikme için. Bana bakıp geciktiğimi söyledi ve ardından "kiss my foot and apologise" dedi.
Anlamayıp şaşırdım. Sonra masadaki diğer arkadaşımız Katherine de bakıp, "she is right, you should do it" diyince ben iyice afalladım. Elbette ki yapmadım. Karen sorun değil, alışırsın yaparsın diyerek geçiştirdi. Aradan birkaç gün geçmişti ki yine aynı arkadaşlarla kafeteryada otururken bu sefer Katherine bu konuyu açıp Karen'e borcum olduğunu hatırlattı. Karen de bunu destekledi. İkisi de bu çok doğalmış gibi söylediler. Sonra Katherine benim bu geleneği bilmememin normal olduğunu söyleyerek hoş görülmem gerektiğini ama öğrenmem de gerektiğini söyleyerek bu detayı anlattı.
Hani yukarıda bahsettiğim olay diyerek bir kısa gönderme yapıyorum Elizabeth'in seçilmesi sonrası halk arasında çıkartılan bu ayağımı öp ve özür dile sözünün yaygınlaşmasına.
Anekdoda devam edelim.
Karen'in "artık öğredin, ayağımı öpüp özür dilemen için önünde bir engel yok" dedi ve gerçekten ayağını öpmemi bekledi.
Bizdeki büyüklerin elini öpermiş gibi çeneme değdirip geçiştirdim. Ama resmen kadının karşısında diz çöküp bunu yaptım. Karen ve Katherine yüzüme bakıp o kadar sempatik ve doğal bir şekilde gülümsediler ki, öylesine güzel bir onayladılar ki, yapmam gerekenin bu olduğuna inandım desem yeridir. Katherine'in bir şey demesine gerek kalmadan aynısını ona da yapmamı beklediklerini anladım, ve Katherine'in de ayakkabısına çenemi değdirip doğruldum. Garip bir şekilde beni onaylamalarından memnun olmuştum.
Biraz da gerçeklerden eklentiler yapalım. Yalanımız daha inandırıcı olsun.
Londra'nın %85'i ingiliz olmayan kişiler, saf ingilizler çok azalmış şehirde. Hem göçmen, bana bu saf ingiliz ablalar bunu yaptırdı.
İş gereği iç şehirlere gittiğimde bunu birden fazla kere duydum başka insanlardan. Gerçek olduğunda inandım. diye yalanı şişirdim.
anekdoda devam.
Artık alıştım, Karen de Katherine de, ortam uygun olduğunda, öğlen arasında, iş çıkışı Pub'da bana istediğinde bana ayağını öptürüyorlar. Hatta Katherine 54 yaşında, kızı var 23 yaşında beni tanıştırmak istiyor. Diye gülüp bitiriyorum.
Arkasına şunu ekliyorum, yapmakta olduğum işte ben hem Karen'den, hem Katherine'den daha yetkin bilgiye sahip olsam da, onlar benden yardım istediklerinde geri çeviremiyorum, bazen kendi işimi geciktirip onları kırmamaya çalışıyorum.
Hatta Katherine bir keresinde onun yarım yamalak teslime bıraktığı işi düzelttim, hatasının başına iş açabileceği bir şeydi. Masasına gidip, bunu söylediğimde. "Ayağını öpmek için sadece özür dilemekten başka bir sebebin daha var, sana işe yarar olmanı sağladığım için teşekkür edersin artık" dedi.
Kadındaki özgüvene bak. Ben ondan daha yetkin bilgiliyim, kadının başını sokabileceğim bir beladan kurtarıyorum ama onun yaptığına bak, üstelik kızmak yerine neredeyse buna sevineceğim"
Bu son kısmı gülerek anlatıyorum ve kısa zamanda benim üzerimdeki etilerden bahsediyorum.
Konuştuğum Türk kızına, sebep buydu uzun zamandır orada yaşadığım için bazı deyimleri birbirine karıştırıyorum diye bağlıyorum.
Arkadaşlar uçaktaki kabin amiri kadının ayakkabısını öptüm.
Kalabalık olmayan bir gece uçuşunda tuvalete gittiğimde o da kitap okuyordu. Ön tarafta tek başınaydı arkadaydı diğer kız. Lafa daldık kadınla.
Bunları anlattım, sonra detayda kadınların özgüveninin artması için bunun faydalı olacağını, gücün kendilerinde olması gerektiğini anlattım. Süsledim işte lafı.
"Beni çok denek olarak kullandılar, size de kendinizi güçlü hissettirecekse bunu hayatınızda en az bir kere karşınızdakine "söyleyin" dedim.
Kadın "bunu söyleyebilirim" dedi, ve söyledi. "Siz söylerseniz ben de yapabilirim, alışığım" dedim. Söyledi ve yaptım.
Toplam bütün bu muhabbet o kadınla 4-5 dakika sürdü. Sonra normal sohbete devam ettim. Ülkenin durumu vs, bunun kendisine ve kadınlara olan saygım şeklinde olduğundan bahsettim.
Önemli olan benim için bu noktaya getirebilmek muhabbeti. Hayatımda ilk defa gördüğüm bir kadının ayakkabısını öptüm.
İngiliz kızlara da yunanistan'da benzer bir hikaye var, ben yunan asıllıyım diye aynı şekilde yaklaşıyorum 🙂)