İçimden “tepeme çıksan harika olur” dedim, çünkü o ayakkabılar ve ayaklar ile ezilmek muhteşem olurdu.
Neyse torbadan çizmelerini çıkardı “işte benim en kıymetli çizmelerim bunları geçen sene Belçika’dan almıştım, epeyce de para vermiştim” dedi.
Kahverengi deri, az Platform ahşap tabanlı, yaklaşık 15,5 cm yüksekliğinde orta kalınlıkta ahşap topuklu, fermuarlı, bileğinde ufak bir bandı ve tokası olan diz altında biten muhteşem bir çift çizme idi.
Ayağına giyerken biraz zorlandı zira hesapta ayağına giymeyeceği için yanına çorapta almamıştı.
O gelmeden önce oturacağı koltuğun altına çizmeleri ile ezmesi için epey bir şey saklamıştım ara ara onları çizmesinin altına gelecek şekilde oradan çıkaracaktım.
İlk çizmesini giydi fermuarını ben çektim sonra ikinci çizmesini giydi onunda fermuarını çektim ve artık temizleme işlemine başlamaya hazırdık.
“Evet, nasıl yapıyorum nasıl uzatayım çizmelerimi” dedi.
Ben de önüne bağdaş kurup oturdum çizmelerini kucağıma koyduğum ufak yastığın üzerine uzatmasını istedim. Uzattı, elime aldığım nemli bir bez ile hafifçe çizmesinin burnundan başlayarak yukarıya doğru tozlarını almaya başladım. Her an kalpten gidebilirdim çünkü hayatında ilk defa bir erkeğe çizmelerini temizleten birisi duruyordu ve suratında memnun bir ifade ile yaptığıma bakıyordu.
Sonra elimle çizmesini tabanından hafifçe havaya kaldırıp altlarını temizleme başladım. Topuklarına doğru yavaş yavaş ilerledim. Sonra çizmelerinin arkasına doğru eğilip topuklarının arkalarını temizlemeye başladım o arada da koltuğun arkasından 2 tane üzüm aldım elimle yavaşça diğer çizmesinin yanına koydum.
Yaptıklarım fazla belli olmasın diye eline bir dergi verdim o da arada bir bana arad bir dergşye bakıp oyalandı. Öbür çizmesi biraz kaldırmasını istedim halı kıvrılmış takılmasın ayağı yaptım, kaldırdığı anda üzüm tanelerini elimle çizmesinin tabanına doğru ittim. “Tamam, indirebilirsin” dedim. İndirdiği anda üzümler ses çıkararak ezildiler, çizmenin kenarından halıya suları aktı.
Yaklaşık yarım saat kadar sol ayağını bir yukarı bir aşağı bir sağa bir sola oynattıra oynatıra temizledim. Ayağa kalkıp iki çizme arasındaki farkı görmesini istedim. Özellikle temizleme sütü ile yaptığım son işlemden sonra iki çizme arasında epey bir fark olmuştu. Salonda bir tur attı çizmeleri ile çok beğendi yaptıklarımı, sonra tuvaletin yerini sordu, o tuvaletteyken bende halıdaki üzümlere yakından bakmak istedim o da nesi üzümlerden biri tabanında kalmış olacak ki halıda sadece bir tane ezilmiş üzüm vardı. Sabırsızlıkla gelmesini bekledim. İçeri geri geldi tekrar oturdu bu sefer sağ ayağını uzattı hemen altına baktım ama üzümden sadece suyu kalmıştı sanırım kalanı koridorda bir yerde ayağının altından düşmüştü.
Neyse öteki çizmesi içinde bir 45 dakika harcadım o arada sol çizmesinin altına üçgen peynir koyup ezdirdim peynirin ezilirken çıkardığı ses ve çizmesinin tabanından kenarlara taşarken ki görüntü aklımı aldı resmen. Krem peynir ile hakikaten güzel oluyor bir seferinde uçakta yanımda oturan bir bayanın çizmelerinin altına 3 adet üçgen krem peynir atıp ezdirmiştim onu başka bir anımda yazarım uzun uzun. Sol çizmesinin burnunu topuğundan destek alıp kaldırıp kaldırıp indirdi o arada krem peynir pert bir vaziyette tabanına yapışmaya devam etti biran o peynirin yerinde olmak istedim.
Bir ara çizmelerini göğsüne dayattım burun kısımlarını iyi temizlemek için topukları göğüs uçlarıma değdikleri anda elin ayağım boşalıyordu.
Sonlara doğru yaklaşırken kafama koymuştum bu çizmeleri bir şekilde yalayacağım veya öpeceğim diye ayağa kalkıp arkasını dönmesini dizlerinin üstünde koltuğa yaslanmasını rica ettim topuklarının arkalarını tam temizleyebilmek için. Dediğimi yaptı o sırada da camdan dışarıya doğru bakındı ben de o an hızlı bir şekilde önce sağ sonra sol topuğunu ağzımın içine kadar sokup çıkardım ve biraz daha riske atıp kendimi sağ tabanında krem peynirden kalan parçayı yaladım.
Sonra tekrar önüne dönüp oturmasını istedim.
“E nasıl bir duygu bir erkeğe çizmelerini temizletmek” dedim.
“Bence hiç iyi yapmadın bunu çünkü bu kadar hoşuma gideceği aklıma gelmemişti ilk başta, hatta ilk temizlediğinde yapma istemiyorum diyecektim ama sonra çok hoşuma gitti ve şimdi diğer çizmelerimi de sana temizletmeyi düşünüyorum” dedi.
“Ne zaman istersen temizlerim sorun olmaz” dedim.
Bir buçuk saatlik temizleme olayından sonra “evet çizmelerin tertemiz oldu süt döküp yalanacak kadar temizler” dedim ve o an kafamdan aşağı kaynar sular döküldü çünkü öyle demek istememiştim.
Anlamsız bir surat ifadesi ile bana baktı, şimdi kızacak rezil oldum derken,”öteki buluşmamızda sadece normal süt ile temizler yeni bir method denersin, hatta alta bir kova koyar dökülen sütü içersin” dedi gülerek.
Temizleme işlemi bittikten sonra çizmeleri ayaklarında 15 dakika kadar oturdu ve çizmelerini seyretti. Hatta bir ara “çizmenin burnunda bir yer sanki yüzülmüş gibi bakar mısın” dedi hemen önüne bağdaş kurdum ve direk çizmelerini göğsüme yasladı. Biraz yüzülmüştü oraya azcık kahverengi boya ve badem yağı sürdüm teşekkür etti.
Ve final anı, aklımda onu bir şekilde sırtıma çıkarma niyetim var yere uzanıp “sırtım biraz ağrımış” dedim.
“E ben sana baştan dedim sen diğerlerinde de böyle konulacaksan temizletmem” dedi.
“Yok, sadece biraz sırtımı kütletirsem sıkıntı kalmaz” dedim.
“Çizmelerimle sırtına çıkarsam ölürsün” dedi.
“Bir şey olmaz çık “dedim.
“Duvarın kenarına yat o zaman düşmeyeyim bari” dedi.
Uzandım üzerime çıktı ve offfffff işte harika bir final ile olayı noktalamış oldum.
Koltuğa tekrar oturdu, daha ben demeden “Çizmelerimi çıkarıp ayakkabılarımı giydirir misin, biraz şımarmak istedim, seni de uyarmıştım tepene çıkarım bak diye” dedi.
Zevkle ve keyifle yaptım. Sonra kapıdan geçirdim ve gitti.
Şimdi artık bir dahaki çizme temizleme seansını sabırsızlıkla bekliyorum. Tatile çıkacaktı artık gelince görüşürüz.