Ayyy zavallıcık acıttım mı?Ama alışmalısın daha canın çok acıyacak
diyen Hülya Hanım o gün o acının yeterli olduğunu düşünüp tekrar normal bir şekilde sırtıma bastı.
Şimdi hediyede sıra!Hediye şu bir süre t-shirt ünü kimsenin yanında çıkaramayacaksın!
Bu sırada tek ayağının topuğuyla sırtıma çizmeye başladı. Oradan anladığım kadarıyla sırtım 'köle' yazıyordu Hülya Hanım. İşi bitince Neslihan da sırtıma çıktı ve Fotoğraf makinesiyle sırtımı ve ayaklarını çektiler. Sonra ikisi de sırtımdan indi. Ben hala yerde yatarken Hülya Hanım
Yarın erkenden burara ol sabah işe gitmeden kullanacağım seni!
dedi. Ben hemen emekler pozisyona geldim. Ve t-shirt ümü yerden aldım
yarın görüşürüz köle al bu gece bunlar sende kalsın
diyen Neslihan yerden bir kendi çorabını bir de annesinin çorabını elime tutuşturdu. Daha fazla beklemeden emekleyerek kapıya gittim. Ayağa kalkıp t-shirtümü giydim,çorapları cebime atıp kapıyı açtım.
Cık cık cık!Vedalaşmayı unuttun köle ama neyse ilk gün acemiliğine sayıyorum. Cezasını yarın vereceğim!
diyen Hülya Hanıma
Emredersiniz efendim!
diyip dışarı çıktım. 10 saniye olduğum yerde kaldım Hayatım tümden değişmişti. Aslında artık hayatım değildi. Onları hayatıydı .Bir anda kaynar sular başımdan aşağı indi,çok üzülmüştüm. Eve doğru giderken kendime itiraf edemesem de öbür günü sabırsızlıkla bekliyordum. Ve şimdi 1 yıl sonra bunları yazdım. Hala onların hizmetindeyim. Bu yazdıklarımı da izinsiz yazıyorum ama paylaşmak istiyorum çünkü etrafımda bunu söyleyebileceğim kimse yok.
Şu an olduğum konuna nasıl gelmiştim hiç bilmiyorum Sabah 06:00 gibi uyandım. Kahvaltımı edip hazırlanana kadar yarım saat geçmişti. Çıkıp Neslihanların kapısının önünde beklemeye başladım. Saat 07:00 olmuştu. Kapıyı çalmayı bir kaç kez düşünsemde sonrasında olacakları tahmin ettiğim için çalmaya cesaret edemedim. 10 dakika daha geçtikten sonraysa Hülya hanım gazeteyi almak için kapıyı açtı. Üzerinde beyaz kısa bir bornoz vardı. Aniden beni görünce ufak bir şaşkınlıktan sonra "Hoşgeldin Köpecik" dedi ve peşinden içeri girmemi istedi. Kanepeye oturup gazeteyi okumaya başladı. Bense içerde, kapının önünde bekliyordum. "Ne bekliyorsun? bir kahve yapta gel hadi" dedi. Mutfağa doğru gidip kahveyi demlenmeye koymuştum ki içerden "Hazır ordayken iki yumurtada kır, orta pişmiş olsun bak orta dedim, az ya da çok olursa alırım kafanı bacaklarımın arasına kırarım" dedi. Bir yandan kahve yaparken öbür yandan Hülya hanımı mutlu edecek harikulade kahvaltı yapmaya çalışıyordum. Sonunda ikisinide bitirdikten sonra önce kahvaltısını masaya bıraktım. Sonra mutfaktan kahvesini getirdim. Hala bacak bacak üstüne atmış gazeteyi okuyordu. Kahveyi uzatıp "Kahveniz efendim" dedim. Kısa bir süre daha gazeteye göz gezdirip bana döndü. Kahveyi alıp tekrar gazeteye bakınmaya başladı. Ben kahvaltıda eksik varmı diye bakmaya gidecekken başını gazeteden kaldırmadan "eğil" dedi. Eğildim. Üstteki ayağını ileri geri oynatıyordu, "Baş parmağımı yalamaya başla, yavaş bir şekilde". Ayağına doğru uzanıp önce baş parmağının altını yaladım. Biraz daha yaladıktan sonra parmağını ağzıma alıp bir bebeğin emziğini emdiği gibi emiyordum. Hülya hanım hala gazeteye baktığı için memnun mu, memnun değil mi göremiyordum. gazetenin arkasından "Şimdi diğer parmaklarımı da yala köle" dedi. Baş parmağını yavaşça ağzımdan çıkardım ve diğer parmaklarını yalayıp emmeye başladım. Hülya hanım sonunda gazeteyi katlayıp bi kenara bıraktı ve beni izlemeye başladı. Bense onu ancak ara sıra mini bornozundan yukarı bakarak göre biliyordum. Biraz daha parmaklarını yaladıktan sonra ayağını boydan boya yalamaya, öpmeye başladım. Hoşuna gideceğini tahmin ediyordum ki öyle de oldu. Kısa süre sonra oda bana eşlik ediyor, bütün ayağını ağzıma sokmaya çalışıyordu. Her ne kadar canımı yaksa da bir şey diyemiyordum ve gizliden gizliye bende zevk alıyordum. Dudaklarını ısırıyor,bornozunun altından kendini okşuyordu. yaklaşık 15 dakika böyle geçtikten sonra ayağını ağzımdan çıkarıp kafasıyla itti ve bu sefer öbür bacağını az öncekinin üstüne koyarak "Bu ayağıma da az öncekine yaptığın muamelenin aynısını bekliyorum" dedi. Tıpkı az önce yaptığım gibi baş parmaktan başlayıp,sonrasında bütün parmaklarını yalamaya, sonraysa ayağını boydan boya yalamaya başladım. Hülya hanım bu sefer geçen seferkinden daha çok zevk alıyordu. Öyle ki bir yerde ayağını ağzıma tamamen sokmaya çalışıyor, gözlerini kapayıp kendini okşuyor ve bana ne olup bittiğini umursamıyordu. Ayağını her geçen saniye daha fazla zorluyor ve çenemi kıracak gibi oluyordu. Sonunda kasılmaya başladı, bu sefer daha yumuşak davranır diye umut ediyorken ayağını nerdeyse boğazıma kadar sokmuştu. Bu şekilde 10-15 saniye kaldıktan sonra gözlerini açtı. Bana bakıp gülümseyerek "sana sahip olduğumuz için çok şanslıyız" dedi ve kahvaltıya yöneldi. Kahvaltıyı beğenmiş olacak ki şikayet etmeden yemişti. Tavada bir şeyler yaparken bana dönerek "Açmısın köle" dedi. Çekingen bir ses tonuyla "hayır efendim" demiştim. Bu sefer sesini biraz daha yükselterek "Gerçeği söyle, acıktın mı" dedi. Açıkcası pek iyi bir kahvaltı edememiştim ve bütün bunlar beni biraz acıktırmıştı o yüzden "Biraz efendim" dedim. "Peki öyleyse" dedi ve tavadaki kırıntıları amının üzerine ve amına döktü. "Gel bakalım o zaman, ödülün, bir tek kırıntı kalırsa ya da zevk sularım bacağımdan aşağı akarsa dahi ne olacağını biliyorsun hepsini yutacaksın" dedi. Şaşırmıştım, yavaşça yaklaştım. Masadan uzaklaşarak bacak arasını işaret etti. Karşısına geçip bacak arasına doğru eğildim ve yalamaya başladım. Yalarken ağzıma, yumurta ve ekmek kırıntıları,zevk suyu geliyordu. Zevk suyu ilk başta pek gelmese de biraz geçtikten sonra daha fazla gelmeye başladı. Kırıntılar her yerde olduğu için sadece amını değil, bacaklarının üst kısımlarını, üstünü, her yerini yalıyor aynı zamanda zevk sularını yalamaya çalışıyordum.. Hülya hanımsa gözlerini kapamış hafif hafif inliyordu. Kendisini zevke bırakmıştı. Ben hülya hanımın vajinasındaki yemek kırıntılarını almaya çalışıyor, her yerini yalıyor bazen dilimi vajinasından içeri sokuyor,Hülya hanımsa buna deliriyordu. 5 dakika bu şekilde yaladıktan sonra sonunda Hülya hanım hafif hafif kasılmaya başladı. Beni bacaklarının arasında sıkıştırarak elleriyle başımı vajinasına doğru ittirmeye çalışıyordu. Kasılmaların şiddeti arttıkça kafamı daha çok sıkıp bastırıyor, sanki azıcık boş bıraksa kaçacakmışım gibi davranıyordu. İnleyerek şiddetli bir şekilde boşaldıktan sonra biraz daha o pozisyonda bekledi. Sonra ellerini bırakıp bacaklarını açarak yukardan aşağı bana bakıyordu. Bana bir müddet baktıktan sonra duvardan saate baktı. Saat 08:30 du. "Seninle daha çok oynamak isterdim köle fakat işe gitmem lazım" dedi ve kalkıp odasına gitti. Bense biraz daha o şekilde bekledikten sonra ayağa kalktım ve Hülya hanımı beklemeye başladım. Yaklaşık yarım saat sonra odasından çıktı bana bakmadan kapıya doğru yürüdü ve kapıyı açtı. Dışarı çıkıp "Neyi bekliyorsun? çıksana dışarı" dedi. Dışarı çıktım. Kapıyı kilitledi "Saat akşam 7 gibi tekrar gelmeni istiyorum. Gecikirsen affetmem ona göre" dedi ve gitti. Bense bir kaç saniye arkasından baktıktan sonra eve gittim.