Annemle babam ayrılmış ve babam ayrıldıktan 2 yıl sonra bir başka kadınla evlenerek yurt dışına yerleşmişti. Ben evin tek çocuğuydum ve babamla kalmıştım. Babamın evlendiği kadınında 2 tane kızı vardı. Biri benden 2 yaş büyük öteki ise 1 yaş küçüktü. İlk zamanlar her şey iyi gidiyordu ama bu 1-2 ay sürdü. Sonra üvey annem ve kızların bana davranışları değişti. Benimle ilgilenmiyorlardı. Ve bu esnada babamı da bir kazada kaybedince tamamen üvey annemin insafına kaldım. Çünkü annemle uzun zamandır konuşmamıştık ve sanırım oda evlenmiş beni istemiyordu. Cenazeden sonra birgün beni çağırdı ve seni bu evde tutucaz ama en ufak bir hatanı görmek istemiyorum. Bana ve kızlarıma en ufak yanlışında kendini kapı önünde bulursun dedi. Artık hergünüm kızların ufak tefek isteklerini yapmak ve ev işleriyle geçiyordu. Genel olarak hayatımdan memnundum çünkü sonuçta bir evim vardı ve çokta ağır işler yapmıyordum. Birkaç ay böyle geçti.
Bir gün kanepede uzanmış televizyon izliyordum. Nadya gelip koltuktan kalkmamı ve kendisinin uzanacağını söyledi. Ben hayır diyince kalk yoksa üstüne otururum dedi. Ben umursamıyordum ve dediğini yaptı. Gelip göğüsüme oturdu. 1-2 dakika sonrada Cludia içeri girdi bizi o halde görünce oyun sanarak geldi ve kardeşine yanına oturabilirmiyim dedi. Ben ayak kısmıma oturmasını beklerken birden kendini suratıma doğru bıraktı.hızlı şekilde bıraktığından canım yanmıştı ve ellerimle kaldırmaya çalıştım. Bu esnada Nadya hayalarıma bir yumruk attı ve rahat dur dedi. Çaresiz artık haraketsiz duruyordum Cludia’nın kıçı suratımı tamamen kaplamıştı. Nefes almak için kafamı çevirmeye çalıştığımda hayalarıma bir yumruk daha indi. Bu esnada Cludia “ben istersem nefes alırsın” dedi.suratımı tekrar ortaladı ve oturdu. Arada bir kalkarak nefes aldırıp tekrar oturuyordu. Bir süre sonra Cludia “ben sanırım osurucam Nadya çok sıkıştım” dedi. İkisi birden kahkaha atarken ben beni bırakmaları için yalvarıyordum. Ve dediğini yapıp Cludia osurdu. Burnum tam kıç deliği hizasında olduğundan bütün koku ciğerlerime doluyordu. Nadya “of abla çok kötü kokuttun” dedi ama kahkaha atıyorlardı. Nadya “sıra bende yer değişelim” dedi. Ben bu fırsattan istifade kaçmaya kalkarken üçümüzde yere devrildik. Cludia kalktı ve ben daha kalkamada suratıma tekmeyi yapıştırdı. Bir yandanda hakaret edip bağırıyordu. Nadya’da ona katıldı ve iki kardeş tekmelemeye başladılar. Sese üvey annemde geldi. Kızlar hemen beni şikayet edip “hiç söz dinlemiyor bize karşı geliyor” dediler. Üvey anneme ben olayı anlatmak için ayağa kalktım ama daha ağzımı açmadan tokatı yedim. Bana “ ben sana kızlarımın sözünden çıkmayacaksın yoksa kapının önüne koyarım seni demedimmi” dedi. Ama diyecekken ikinci tokat indi suratıma. Üvey annem “hemen evimi terk et” dedi. Ben yalvarmaya özür dilemeye başladım. Üvey annem “benden değil kızlarımdan dile affederlerse kalırsın” dedi. Ben hemen Cludia’ya dönüp özür diledim ama o umursamaz tavırdaydı. Uzun süre yalvardıktan sonra “bir şartla affederim, bundan sonra bizim kölemiz olmayı kabul edersen evde kalabilirsin, yoksa defol” dedi. Biraz düşünüp “tamam kabul her dediğinizi yapıcam” dedim. Zaten başka sansımda yoktu. Yabancı bir ülkede tek başına kalmak çok kötü olabilirdi.
Üvey annem tamam diyip mutfağa gitti. Cludia önce şu yarım kalan işi bitirelim dedi. Ben koltuğa uzanıyordumki “hayır” dedi. Nadya’ya öne doğru eğilmesini söledi. Beni kıçının arkasına geçirdi ve “şimdi ağzını Nadya’nın kıçına iyice yapıştırıcaksın ve oda ağzına osurucak. En ufak bir geriye kaçışın olusa gebertirim seni tamammı” dedi. Ben başımı evet manasında salladım. Cludia ensemden tutup kafamı nadyanın kıçına iyice yapıştırdı bir eliylede kendi burnunu kapatarak “ tamam Nadya şimdi başla” dedi. Nadya öyle bir osurduki bayılacam zannettim. İr süre o kokuyu ciğerlerime çektikten sonra Cludia beni bıraktı. İkiside kahkaha atarak birbirlerine sarılıyorlardı. Ardından Cludia “şimdi ciğerlerini o muhteşem oruruğumuzla doldurduğumuz için teşekkür et bakalım” dedi. İkiside kahkaha atıyorlardı. İkisine de teşekkür ettim. Cludia ben o koltuğu çok sevdim tekrar oturalımmı dedi. Nadya bunu sevinçle karşılayınca ben yine çekyata uzanmıştım. Nadya ama bu kez suratına ben oturucam diyince aralarında tartışma çıktı. Yine üvey annem sese geldi ve tartışmayı anlatmalarını istedi. İkiside nasıl söyleyeceklerini düşünüce “Helen(üvey anneme hep ismiyle seslenmişimdir) bunlar zorla benim üstüme oturuyor hatta osuruyorlar ve şimdide suratıma kim oturacak diye tartışıyorlar” dedim. Ben Üvey annemin onlara kızacağını düşünürken bana döndü ve “sen yat bakalım” dedi. Geldi ve “bu sorunu çözmenin bir yolu var” dedi. Tam önümde durup kızlara bakıyorduki birden kendini suratıma bıraktı. Ben ne olduğunu anlayamamışken “madem anlaşamıyorsunuz ben otururum” dedi. Suratım tamamen üvey annemin kıçının altında kalmıştı. Kızlar sevinçle gelip üstüme atladılar. Hepsi üstümde oturuyordu. Üvey annem siz ne yapıyordunuz buna diyince kızlar “suratına osuruyoruz ve koklatıyoruz” dediler. Üvey annem böylemi dedi ve müthiş bir sesle osurdu. Zehirlenicem diye korktum bir ara. Çırpındığımı görünce suratımda zıpladı ve “ rahat dur yoksa gebertirim seni köpek” dedi. Bir süre suratımda oturduktan sonra kalktı ve “bundan sonra bu evde bir köle olarak yaşıyabilirsin. Her değimizi yapacaksın. Hatta istersek tuvaletimizi bile yiyeceksin. Anladınmı köpek” dedi. Kızlar ve ben şok halde bakıyordukki kızlara “ne duruyorsunuz köpeğinizin eğitiimine başlasanıza. Bence önce gidip bir tasma alın. Malum tasmasız köpek olmaz değil mi” dedi. Üçü birden kahkahayı bastılar. Artık hayatım değişmişti ve bundan sonra hayatımı onlara hizmet eden bir köle olarak geçirecektim.Üvey annem bir süre daha suratımda oturduktan sonra kalktı ve git sofrayı hazırla yemek olmuştur dedi. Sofrayı hazırladım ve çağırdım. Geldiler ve üvey annem(Helen) sorfada 4 kişilik yer görünce kahkahayı bastı ve “baksanıza kızlar bu köpek hala kendini bizle bir tutuyor. Sen bundan sonra ancak bizim artıklarımızla karnını doyurabilirsin. Yarın senin için güzel mamalar alıcam. Ödülü hak edersen yiyeceksin.” Dedi. Ardından beni masanın altına yolladı. Üçü birden ayaklarını üstüme uzattılar ve yemeğe başladılar. Yemek bitince ayaklarını çektiler. Ben masanın altından çıktım. Tüm yemek artıklarını üvey annem bir tabakta topladı. Ardından ağzına biraz su alıp çalkaladı ve tabağın üstüne tükürdü. Kızlarada aynısını yaptırdı ve “kızlar ağzınızı her yemekten sonra mutlaka temizleyin. Hem dişleriniz sağlam kalır hemde köpeğimizin karnını doyurursunuz.” Dedi. Hepsi kahkaha atıyorlardı. Tabağı yere koydu ve “patilerini kullanmadan ye köpeğim” dedi. Bende hepsini yedim. Ardından sofrayı toplayıp bulaşıkları makineye yerleştirdim ve salona geri döndüm. Beni görünce Helen çok sevindi ve “Demek işin bitti. Bu koltukta hiç rahat değildi zaten gel bakalım koltuğum” dedi. Ben tekrar çekyata uzanmış Helen suratımdaki yerini almıştı.