Evet. Ahmete hiçbir şey söyleyemedim. O an kafeden kalktım ve evime gittim. Kafam çok karışıktı. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bu olaydan sonraki haftasonu bitiminde okula gittiğimde aldığım tepkiler çok garipti. Beni görenler gülümsüyor hatta kendi aralarında "baksana vay be çocuğu köpeği yapmış" diye konuştuklarına şahit oluyordum. Bu konuşmalar bile beni sanki eşsiz hissettiriyordu. O güne kadar okulda adımın bile geçmemesine rağmen hocalarım bile bana farklı davranmaya başlamıştı. Sanki bir anda önemli birisi olmuştum. Ama yine de Ahmetin yüzüne bile bakmaya tenezzül etmedim. Böyle 2 3 gün devam etti. Ardından bir akşamüstü Ahmet mesaj atmıştı. Mesajda "Melis lütfen beni bu hislerimden, duygularımdan dolayı yargılama. Aklım, fikrim hep beni kölen yapıp sana hizmet ettiğim günleri hayal etmekle meşgul. Başka hiçbir şeye odaklanamıyorum. Sana yine ve tekrar yalvarıyorum. Ayaklarının altına paspas olmaya bile razıyım. Ne olur benimle konuş".. Ben bu mesajdan sonra araştırma yapmaya giriştim. İnternette aratıyor, bilgi topluyordum. Ve sosyal medyada, İnternet aleminde Ahmet gibi bir sürü insanın kendini içselleştirip birilerine hizmet ederek, dominant ruhlu insanlara hayatını adayarak mutlu olup, böyle bir yaşamdan mutluluk duyduğunu öğrendim. O gece hiç uyuyamadım. Gözlerimin önünde ahmetin ayaklarıma kapanıp, ayakkabılarımı ve ayaklarımı yaladığı hayali gitmedi. Aslında bu Ahmet olayından sonra kendimde de değişiklikler farketmemiş değildim. Sanki yeni bir Melis olmuştum. Kendine daha çok güvenen, bir şeyleri elde edebileceğine inanan bir Melis oluşmuştu Ahmet sayesinde. Sabahında okula gittiğim zaman Ahmetle konuşma kararı aldım kendi kendime. Sabah okula gitmeden önce okul kıyafetlerimi ütüledim. Ayaklarıma kısa beyaz çoraplar giyip ayağıma yeni aldığım koşu ayakkabısını geçirdim. Okula gittim. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi sıraya, Ahmetin yanına oturdum. Ahmet çok fazla şaşırmıştı. Ama halinden şikayetçi bir durumu da gözükmüyordu. Hiçbir şey söylemedim. Ahmet de bana bir şey söyleme cesaretinde bulunmadı. Gün boyu derslerde sıranın altına, ayaklarıma baktığını görebiliyordum. Hatta birkaç kez silgi, kalem düşürme bahanesiyle de sıranın altına girdiği, ayaklarıma daha yakın olduğu oluyordu. Bende bu durumlarda istemsizce ayak ayak üstüne atıp sol ayağımın ahmetin koluna, eline değmesini sağlıyordum.