Büyük Günler
Alev, Can’a biraz dinlenmesi için müsaade etmişti. Alev: Kısır olmanı istemiyorum aşkım. O zaman bir işime yaramazsın, biliyorsun.’ deyip, yanına oturdu ve ilginç bir slip don ile biraz nakit uzattı. Penisi biraz olsun dinlenirken kendisinin ev ihtiyaçlarını karşılaması için dışarı gitmesini istedi. Slip don tamamen önlerden dikişliydi ve fazladan dikiş vardı. Sanki onu giyen erkek özellikle rahatsız olsun diye sınırlı sayıda üretilmişti. Alev sarı, parlak saçlarını savurarak beyaz renkte ve oldukça dar olan bu donu giymesi için Can’a uzattı. Alev, al aşkım, bunu giyerek gideceksin, seni dışarıda rahat bırakacağımı sanmıyordun değil mi?, diyerek gamzesi belirecek şekilde küçük bir gülümseme attı ve giymesini istedi. Can giydiğinde sandığından daha dar olduğunu ve süründüğü ama çıplak olduğu zamanları özleyeceğini anımsadı. Beterin beteri vardır kavramını hiç bu kadar yakından tatmamıştı. Donun ön tarafı neredeyse tamamen dikişliydi ve sürekli sünnetli penisinin baş kısmını aşındıracağını hissetti. Alev, elinle bir kez olsun düzeltmeyeceksin, tamam mı aşkım?, dedikten sonra ilginç bir bakış attıktan sonra Can’ın yanağına ufak bir öpücük kondurdu ve malzeme listesini verip dışarı yolladı.
Can uzun zamandır ilk defa dışarı çıkıyordu. Kendini bu kadar ‘içeride’ hissederken dışarıda olmak ilginç bir duyguydu. İzmir’in sıcak sokaklarında yürürken tüm varlığıyla ne kadar ‘içeri de’ olduğunu hissetti. Sanki artık tamamen ona ait gibiydi. Penisi kıpkırmızı ve tahriş olmuşken hatta bu yüzden hassasiyeti artmışken bu işkence donunu giymenin onu dışarıdaykende sürecin devam ettiğini hissettirdi. Her adım attıkça, bacakları ve ileri, geri giderken penisinin hareket etmesi ve bir kez olsun dokunması yasakken böyle hissetmekte ne kadar haklı olduğunu anımsadı. Büyük markete girdiğinde alışveriş arabasını alıp malzeme listesindekileri sırayla almaya başladı. Kendini hanımına hizmet eden bir erkek olarakta görüyordu aynı zamanda. Bu duygusal olarak bağlılığını artırıyor gibiydi. Malzeme listesinde bolca kozmetik, banyo eşyaları, gıda ve bir takım ilginç objeler vardı. Kimisini eczaneden kimisini, nalburdan almak zorunda kalacaktı. Alışveriş arabasını sürerken marketteki kadınlara bakıyordu ve ilginç hissediyordu. Artık tamamen kendini adadığı bir kadın varken başka kadınlar veya onların ayakları ne kadar ilgi çekici olursa olsun anlam ifade etmiyordu. Sanki cidden Alev’in olmuştu, tüm enerjisini ve varlığını ona aktarmıştı, haliyle artık başka kadınların cazibesi kalmamıştı. Sanki erkekte bir tür güç veya enerji vardı ve aldatılmak, kıskançlık, sadakat, güven gibi kavramlar bu enerjiden oluşmuştu. Alev artık hepsini kendine çektiğine göre ve sevgilisinde hiç bırakmadığına göre başka kadınlar gibi bir kavram onun için söz konusu olamazdı. Çünkü eterik tüm ipler Alev’deydi. Can bu derin felsefi kavramları düşünürken listenin sonuna dek her birini aldığını fark etti. Ödemeyi yapıp çıktı ve diğer bazı şeyleride tamamladıktan sonra eve doğru yol aldı. Penisi o anda her ne kadar acısa ve Alev, Can’ın acısı biraz geçsin diye yollaması her ne kadar bir espri kadar komik olsa da bu malzemelerin alınması gerekiyordu ve biraz dışarı çıkmak herkes için iyi gelirdi. Temiz hava, bacakların açılması ve dış dünya fiziksel ve psikolojik olarak olarak gerekliydi. O anda tekrar sahibesine minnet duydu ve içten bir teşekkür etti. Eli, dolu, ağır poşetlerle yürürken yüzündeki minnet ifadesi açıkça görülebilirdi. Biraz terledikten sonra eve vardı. Alev, poşetleri alıp Can’ı içeri aldıktan sonra ona hafif bir sevecenlik ve sahiplenme duygusuyla bakar gibi olduktan sonra onu oturtup kendi elleriyle soydu. Can’ın pipisine baktı ve dokundu ojeli, uzun tırnaklarıyla. Alev, dudaklarını buruşturup acır gibi bir ifadeyle baktıktan sonra, uf olmuş ya kıyamam, dedi. O sırada iyice hassaslaşan penis çok fazla hissetmeye başladığı için Can, Alev’in dokunuşuna dahi gözlerini kısarak acı bir ah sesiyle tepki verdi. Alev sesli bir kahkaha attıktan sonra penisine tokat attıktan sonra, poşetleri alıp mutfağa götürdü.
Alev, aferin, hepsini doğru almışsın tatlım, dedi. Can, dinleniyordu. Alev onun bir duş almasını istedi. Can banyo işlerini halletti ve biraz olsun kendine geldiğini hissetti. Penisi hala çok acıyordu. Can banyoya girmeden önce Alev’den bir uyarı almıştı; Boşalırsan anlarım ve çok kötü şeyler olur. O yüzden sadece suyun verdiği rahatlığa kavuşacağının farkındaydı. Can biraz olsun rahatlamış bir pozisyonda çıktıktan sonra Alev’i dar, badi, spor kıyafetlerinin içinde gördü. O hali tüm vücut hatlarını en ince noktasına kadar ele veriyor ve normaldeki seksi haline seksilik katıyordu. Siyah badi alt ve pembe askılı spor üstü vardı. Beyaz Adidas spor ayakkabılarını giymesine rağmen halhalını çıkarmamıştı… Alev TV’nin karşısında duruyor bir video durmuş gibi görünüyordu önünde de spor için bir adet yükselti vardı. Üstüne basıp adım atmaya ve bacak kaslarını geliştirmeye yarıyordu. Ortasına ise bir delik vardı. Evdeki birçok şey gibi özel olarak imal edilmiş veya deforme edilmişti
Can ayaktaydı, şaşkındı ama penisi Alev’in bu hali karşısında acısına rağmen tamamen erekte olmuştu. Alev, çok iyi aşkım lazım olacak zaten, dedi gülümseyerek, tatlı bir ses tonunda ve eliyle omzundan tutup çekerek derhal setin altına geçip penisini delikten geçirmesini söyledi. Can dediğini yaptı. Tuhaf hissediyordu ve ne olacağını merak ediyordu. Spor setinin altındaydı ve Alev’in harika fiziğini nasıl yaptığını şimdi anlıyordu. Düzenli egzersiz. Ama buna dahil olacağı aklının ucundan geçmezdi. Alev’i son derece seksi spor takımının içinde gördükçe erekte oluyor ve libidosu vuruluyordu ama tertemiz beyaz Adidas spor ayakkabıların tabanlarının kalınlığını ve Alev’in o anki enerjisini gördükçe bir yandan da korkuyordu. Kendini bir bakıma sevgilisi için tren raylarına bırakmış gibi hissediyordu. Alev durduğu yerde ısınma hareketleri yaptıktan sonra elindeki kumandayla videoyu oynatmaya başladı ve ilk adımı attı. Kalça kaslarını geliştirmesi için yapacağı egzersizin bir ihtiyacı olan yükselti seti tıpkı bir cock board gibi kullandığı için ilk adımını elbette doğrudan Can’ın pipisinin üzerine attı. Can ilk defa bu kadar güçlü biçimde sevgilisi tarafından ayağında spor ayakkabı varken eziliyordu. Tabanları oldukça kalın olduğundan ve Alev spor yaptığından güçlü bir baskıyla üzerine çıktığından Can’ın en acılı cock crushu başlıyor gibiydi. Alev harika vücuduyla ve giyimiyle adeta tanrıça gibi görünürken Can üzerinde spor yapan sevgilisini izliyordu. Alev sanki bastığı yerde hiç penis yokmuş gibi eziyordu ve neredeyse hiçbir şekilde Can’ın ya da pipisinin farkında değildi. Hatta az sonra başlayan inlemelerinde. Alev tüm konsantrasyonuyla harika bedenini dahada güzel hale getirmek için kendine ve ekrandaki spor yönergelerine odaklanmıştı. Can, Alev’in vücudundaki her bir kas kıvrımını, muhteşem derisinden yavaşça süzülen terini ve hareketlerin verdiği seksiliği izlerken altında eziliyordu. Bu muhteşem şöleni izlemenin bir bedeli varmışçasına. Alev Can’ın penisinin gitgide sertleştiğini hatta ıslandığını farketmişti ama hiçbir şekilde odağından taviz vermiyordu. Büyük bir özgüvenle hareketlerine devam ediyordu. Hareketlerin pozisyonu değiştikçe Can sevgilisinin güçlü beyaz spor ayakkabısının her yerini tadıyordu. Topukları, ortası, kenarları, ucu… Can’ın pipisi sevgilisinin ayaklarının her kısmı tarafından ezilmişti. Kırk dakikalık spor boyunca özellikle parmak uçlarıyla penisinin başında durduğu ve parmak uçlarını havaya kaldırarak topuğuyla penisinin gövdesi ezilmesi canını acıtmıştı Can’ın. İşlem bittiğinde Can’ın pipisi sırılsıklamdı ve gözlerini açamıyordu artık. Penisi ise artık ölmüş küçük bir adamın cesedini andırıyordu. Öyle ki bir solucan gibi kıvrılmıştı. Islaklığın içinde boğulmuş gibi görünüyordu ve sıvının içinde yer yer kırmızılıklar bulunuyordu. Tüm bu manzara Alev ayağını sevgilisinin penisinden kaldırdığı anda görülen birkaç saniyelik sürece aitti.Alev spor bittiğinde ayağını tahta setten indirip havluyla yüzünü silip biraz su içtikten sonra sevgilisinin penisini görmeye fırsat buldu. Görür görmez uzun zamandır görmediği ya da unuttuğu bir şeyi görür gibi bir tepkiyle içten gelen ama tutmaya çalıştığı bir kahkaha patlattı. Gülmemeye çalışsada dudak kasları daha fazla izin vermedi. Bir süre sonra gülme krizine giren Alev’in otuz iki dişi görünüyor ama gözleri kapalıydı. Kahkaha ata ata çömelmek zorunda kalan Alev, Can’ın penisine doğru bakmaya çalıştı gülmekten kasılan gözleri arından. Şöyle bir görür gibi olduktan sonra tekrar atan Alev bu sefer yere düşmemek için eliyle yerden destek aldı. Bu sefer biraz daha kendine gelir gibi olup son gülüşlerinide yapıp dudaklarıyla gülmemek için ağzını kasarak başparmağıyla sevgilisinin penisinin cesedine dokunmak için parmağını o yöne doğrulttu. Sanki yeni bir solucan türü keşfedilmiş gibi yarı şaşkınlık, yarı merak, yarı tiksinti ile parmağını Can’ın penisine değdirdi ve hayatından şüpheli bir insanı kontrol eder gibi uzun, ojeli tırnağıyla Can’ın penisini dürttü. Yüzünde acıma, neşe ve tiksinti karışık haldeydi. Ama en çok ‘yazık’ duygusu hakimdi. O çekimser bir şekilde dokundukça parmağına sıvı yapışıyordu. Biraz daha cesaretlenip iğrenç olabilir ama dokunabilirim der gibi daha fazla dokunup parmaklarıyla penisini sıktı. Erekte halde değildi elbette. Yumuşak halini sıktıkta penisinden biraz daha sıvı çıktı. O sırada Can’ın gözleri kapalıydı. Yada yarı açıktı ama anlaşılmıyordu. Alev bunu anlamak için bir ayakkabısını çıkarıp beyaz çoraplı ve fena halde terlemiş olan ayağını Can’ın yüzüne götürdü. Can bir süre sonra gözlerini araladı. Ve pek belli olmayan bir surat ifadesi takındı. Yorulduğu çok belliydi. Belkide cidden bayılmıştı ve terli ayağın şehvet verici aynı zamanda dikkat dağıtıcı kokusu uyandırdı ama Can hala baygındı.