Okuduğum kitapçıktan öğrendiğim bir başka bilgi, bu platforma üye olan hiçbir sahibenin kölelerden para temin etmediğiydi. Dolayısıyla kölelerin parasına muhtaç değillerdi. Hatta tam tersi biz köleler olması gerektiği gibi sahibelerimize muhtaçtık. Tıpkı antik çağdaki köleler gibi tüm ihtiyaçlarımız sahibelerimiz tarafından onların gerek gördüğü şekilde karşılanacak ve hizmetimiz beğenilmediği taktirde köleliğimiz derhal sonlandırılacaktı. Bunun yanında eğer sahibe kölesinden sıkılırsa bir başka sahibeyle köle takasına girebiliyordu. Yani tam anlamıyla sahibemize ait, onu hoşnut etmekle görevli bir oyuncak belki de bir mal muamelesi görüyorduk. Videolarda rol alacak olmamız -bu arada buna kesinlikle rol denemezdi- bize herhangi bir değer katmıyor, vazgeçilmez yapmıyordu. Varlığımızın tek amacı sahibemizi yüceltmek ve ona hizmet etmekti. O an bir kölenin zaten bundan başka bir şey istemeyeceğini düşündüm.
Ama yine de sahibemin ilk ve tek dişi köpeği olma fırsatına erişmişken okuduklarım sebebiyle buna tam anlamıyla sevinemiyor ve kölelikteki kaderimin sahibemin iki dudağı arasında olduğunu tekrar belliyordum. Sahibeme karşı hiçbir hata yapmamam gerektiğinin farkına varmış, hayattaki tek amacımın onun gönlünü hoş tutmak olduğunu bir kez daha aklıma kazımıştım. Bunu gerçekleştirmek için öncelikli hedefimi onun ayaklarını öpme lütfuna erişmek olarak belirlemişken ertesi gün bu onura layık görüleceğimin ise henüz farkında değildim.
Gün aydınlandığında Odi, sahibemizi uyandırmış ve onunla birlikte tuvalete gitmişti. O sırada hala kafesimde olduğum için onları göremememe rağmen seslerini duyabiliyordum. Aklımda o sahneyi canlandırdığımda sahibem ihtiyacını giderirken Odi'nin de olması gerektiği gibi sahibemizin ayaklarına kapanmış halde onu beklediğini düşündüm. Bu arada tuvalet işi bittikten sonra yaklaşık yarım saat içinde Odi, sahibemizin kahvaltısını hazırlamış ve yatak odasına götürmüştü. Bunu yapmadan önce benim de önüme sahibemizin emriyle köpek maması kasesinde yiyebileceğim bir şeyler bırakılmış ve ben de bir şeyler yiyebilmiştim. Çok geçmeden Odi, penisi chastity beltin içinde, elinde bitirilmiş kahvaltı tepsisiyle odadan çıktı ve tepsiyi mutfağa bıraktıktan sonra kafesime yaklaşıp elindeki anahtarla kilidi açtı. ''Sahibemiz seni odasına çağırıyor.'' dediğinde nefes alışımın hızlandığını durup dururken vajinamın yine sulanmaya başladığını hissettim. Heyecanımı bastırıp bir köpek gibi emekleyerek sahibemin yatak odasının kapısını tıklattığımda içeriden yükselen ''Gel.'' sesiyle heyecanımı durdurma çabalarımın ne kadar boşa olduğunu anlamam ise uzun sürmemişti.
İçeri girdiğimde gördüğüm manzara karşısında kalbim yerinden çıkacak gibi çarpmaya başlamıştı. Sahibem o güne kadar hiç görmediğim büyüklükteki bir yatakta, üzerinde pembe ipekten geceliğiyle uzanmaktaydı. Her zamanki gibi ışık saçan kahverengi, iri gözleri sabahın mahmurluğuyla daha bir büyümüş, gözlerinin altındaysa kendisine ayrı bir seksilik katan göz torbaları belirmişti. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, sahibemiz yaşlı kokonalardan değildi. Muhtemelen en fazla 40 yaşındaydı ve hayatımda gördüğüm en bakımlı, en zengin, en güzel kadındı. Bedeninde ilk çağlardan kalma Tanrıçalara özgü bir asalet taşıdığı için onun zarafeti karşısında Bdsm'e ilgi duymayan herhangi birinin bile boyun bükmek zorunda kalmasına şaşırılmamalıydı. Ve bir kadın olarak hiç kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde duruyor ve sadece biz köleleriyle birlikte yaşıyordu. Oldukça fakir bir çocukluk dönemi geçirdiğim ve ailesi zengin olan kızlar tarafından sürekli aşağılandığım için sahibemizin zenginliği de içimde tuhaf bir mazoşizm duygusu uyandırıyordu. Çirkindim, erkekler tarafından aşağılanmış ve belki de onlardan gördüğüm bu alaycı yaklaşımdan ötürü lezbiyen olmuştum. Ama şu anda Türkiye'nin en güzel, en etkileyici kadını karşısında aylardır hayal ettiğim gibi bir köpek vaziyetinde dört ayak üstünde duruyordum.
Daha önce eğitimimi aldığım şekilde ve ayaklarını öpmeye iznim olmadığı için yatağının hemen dibinde duran geceliğiyle aynı renk, düz tabanlı, geniş, tek bantlı, tüylü terliklerini birer defa öptüm ve ''Günaydın sahibem.'' diye seslendim.
Korktuğum başıma gelmiş, sahibemin huzurunda sesim yine korkudan titremeye başlamıştı. Neyse ki, sahibem bu halime aldırmayarak tebessümle ''Günaydın dişi köpeğim.'' diye cevap verdi. Daha sonra eliyle yatağın hemen yanı başına gelmemi işaret ederek kendisi de zarif bacaklarını yataktan dışarı çıkarıp yattığı yerde doğruldu.
''Bakalım, okumanı istediğim kitapları iyi okumuş musun?''
Beni, elleriyle başımdan tutup dudaklarıma bir öpücük kondurduğu zaman kalbim duracak sanmıştım. Bedenim hummaya tutulmuş gibi şiddetli bir şekilde titriyordu. Sahibem hiç oralı olmadan az önce yukarı kaldırdığı başımı layık olduğu yere, bu defa aşağıya indirince ne diyeceğimi bilemedim. Saten, ipek geceliğin örttüğü zarif bacaklar yavaşça açılmış, karanlık ve bir o kadar da büyülü bir yere doğru çekiliyordum. Evet, sahibem kendisine oral seks yapmamı istiyordu.
Daha sonra o günü hatırladığımda o anın gerçek olduğuna beni ikna eden ilk şey, sahibemin vajinasından yayılan, beni şehvetten bayıltacak kadar çıldırtan, zihnimi ele geçiren tahrik edici kokuydu. Bu kokunun etkisi karşısında ilk başlarda ne yapacağımı şaşırmış, bu acemi hallerim sahibemi sinirlendirmiş ve kafama vurarak ''Daha hızlı!'' diye bağırmasına sebep olmuştu. Hemen sonra kitapta okuduğum gibi vajinada kadınları zevkin doruğuna ulaştıran ''g noktasını'' bulmuş ya da bulduğumu sanmış ve dilimi seri bir şekilde kullanmaya başlamıştım. Nihayet sahibem ıslanıyordu. Bu arada kendi vajinama dokunmamak için de çıldırıyordum. Sahibem neler hissettiğimi anlamış olacak ki, elleriyle başımı kendi cinsel organına doğru bastırmaya devam ederken bir yandan da ayağıyla külodumun üzerinden vajinamı okşamaya başlamıştı.
Yaklaşık beş dakika sonra sahibem iniltiler eşliğinde boşalarak kendisini yatağa bıraktı. Boşalmadan hemen önce elleriyle başımda kurduğu hakimiyet son gücüne ulaşmış ve beni nefes alamayacak hale getirmişti. Ağzım yüzüm yapış yapış olmuş halde derin derin nefes almaya başlamıştım ki, sahibem yattığı yerden ayağıyla kafamı iterek ''Git elini, yüzünü yıka!..'' diye seslendi. Biraz önce kendim de orgazm olduğumdan o etkiyle odanın çıkışını bulmak için aptal aptal etrafıma bakındım. Sahibem bu halimi görünce keyifle güldü ve gülmelerinin arasından ''Sevişmekten başka ne işe yararsınız ki siz!..'' diye mırıldandı.
Attığı şuh kahkahalardan sonra ciddileşerek ''Odi'yi buraya çağır.'' deyince ''Emredersiniz sahibem.'' diye cevap vererek odadan çıkıp banyoya emekledim. Bu arada Odi de kapının hemen dibinde olduğu için sahibemin kendisini çağırdığını duymuştu.