5.bölüm
Berkcan, nasıl temizlememi istersin?, diye sordu. Şafak bu soru karşısında şaşırarak, tabii ki dilinme gerizekalı!, diye yanıt verdi ve devam etti, siz erkekler o kadar aptalsınız ki bir kadının en çok değer vermeniz gereken organının ayakları olduğunu bilmiyorsunuz ve ayaklarımıza nasıl davranabileceğinizi bilmiyorsunuz! dedikten sonra gözleri dolup camdan dışarı bakarak içli içli ağlamaya başlar gibi oldu. Berkcan cidden çok kötü hissetmişti. ”Özür dilerim, lütfen ağlama… Ne istersen yaparım, ayrıca dediklerinde haklısın sanırım. Lütfen, sadece bilmiyordum. Öğrenmiş oldum. Bana öğretiyorsun çok teşekkür ederim.” Berkcan, Şafağı yavaş yavaş teselli etti. ”Lütfen ne istersen yaparım. Yeterki tatile daha gitmeden beni terk etme…” Şafak, Berkcan’a iri ve dolu gözleriyle bakarak, gerçekten mi?, diye sordu. ”Ne istersen yapar mısın?” Berkcan, ”Evet, lütfen bu beni dünyanın en mutlu insanı yapar. Sen… Tüm dediklerinde haklısın erkekler konusunda. O yüzden senin sevgini kazanmak için her şeyi yaparım. Ayaklarını yalamak istiyorum Şafak, lütfen izin ver… Yalvarırım…” Şafak tekrar mutlu olmuş gibiydi. ”Aslında bakarsan ayaklarımı yalaman için yalvarman hoşuma gitti” dedi ve tatlı bir şekilde kikirdedi. ”Peki ayaklarımı yalamak için her şeyi yapar mısın?” diye sordu bir kaşını havaya kaldırarak. Berkcan sadece onu iyi hissettirmek istiyordu ve bilinçsizce, evet…, dedi. ”Aferin Berkcan, bu hoşuma gitti bak. İyi, tamam ayaklarımı yalamana izin veriyorum.” dedi ve çoraplarını çıkarttı. Çorabı nerdeyse ıslaktı. Cidden terli ve kokulu ama bembeyazdı. Onu yere koyacakken birden fikir değiştirerek Berkcan’ın burnuna götürdü. ”Madem ayaklarımı seviyorusun sana inanmam gerek” Şafağın gücen problemi hele erkeklere olan güven problemi o kendini rahat hissettikçe kendini gösterecekti. Çorabı onun burnuna götürdü. ”Umarım seversin. Al kendin tut, iyice içine çek. Yüzünde en ufak bir iğrenme ifadesi görürsem kafanı kırarım.” Berkcan ne yapacağını şaşırmıştı. Bunu cidden beklemiyordu. Üstelik çorap cidden çok kokuluydu ama Şafağa olan hayranlığı çoktan korkuya dönüşmeye başlamıştı bile. Üstelik onu kırmak gibi bir şansı yoktu. Tek yapabileceği o ne yaparsa onu mutlu edebilmekti. Çorabın kokusunu içine uzun uzun çekti ve daha önce hiç alışık olmadığı bu kokuyu yavaş yavaş sevmeye başladı. En başta çok yoğun ve ağır gelsede onun içindeki mucizeyi keşfetmeye başladı. O koku Şafağa aitti ve onun herhangi bir organına olan kokuya karşı iğrenemezdi. Hatta en kokulu olan ayağı Şafağa ait tüm kokuyu içine çekmek için güzel bir noktaydı. Sevdiği kadının kokusunun en yoğun olduğu yer. Berkcan hala kokluyordu ve otuzuncu saniyede beyin kimyası çoktan değişmiş ve irkilerek aldığı çorabın kokusuna karşı derin bir arzu duymaya başlamıştı. Son bir kez gözlerini kapatıp içine çekti ve hayalinde sislerin ardında güllerle dolu bir cennet gördü. İçinde Şafak vardı, o saraya doğru ilerlerken ereksiyonundan habersizdi ve Şafak birden çorabı onun burnundan çekti ve, bu kadar yeter bakalım, dedi ve ayaklarını uzattı. Berkcan daha önce hiç ayak yalamamıştı ama Şafağı seviyordu ve çorabını koklaması onun ayaklarına karşı bir sevgi duymaya başlamasına neden olmuştu. Şafağın ayakları çorabından beter kokuyordu ama çok güzeldi. Hiçbir oje olmasada yalın halleriyle çok masum, tatlı ve güçlü duruyorlardı. İki ayakta onun kucağında duruyordu ve Şafak arkasına yaslanmıştı konforlu bir şekilde. ”Yala bakalım.” Berkcan ağzını parmaklara doğru götürdü ve bir öpücük kondurdu. Aklını başından alan koku parmakların arasında ve ayağın her yerindeydi. Bunu sevecek gibiydi, birden iştahla parmağı ağzına aldı ama ansızın kulağında bir acı hissetti. Şafak, Berkcan’ın kulağını çekiyordu ve ardından sol yanağına sert bir tokat geldi. ”Senin görgü kuralların yok mu gerizekalı! Ayağımı yalamaya nerden başlayacağını bilmiyor musun pislik?” Berkcan, ıkınarak, özür dilerim efendim diyebildi. ”Berkcan bak beni kızdırma, ciddiyim çeker giderim. Sana ayaklarımı yalayabilirsin dediysem öylece yalayamazsın aptal! Önce tabanlarından başlayacaksın. Hatta önce masaj yapacaksın, sonra yalayabilirsin ama önce tabanlar! Anlaşıldı mı?” dedi ve sağ yanağınada tokat attı. Şafağın tokatları cidden ağırdı ve Berkcan’ın sakalsız yanakları kıpkırmızı olmuştu. ”Özür dilerim efendim” diyebildi yine ve Şafak sesini kısarak, sana son bir şans veriyorum, bana karşı yaptığın en küçük bir saygısızlığında çeker giderim, bir dahada beni göremezsin. Siz aptal erkek milleti hep aynısınız dedi ve tekrar ağlamaya başlar gibi oldu. Berkcan tekrar özür dileyerek hemen masaj yapmaya başladı.