5.Bölüm
"Ceza çekmedin bari bu sefer de cesaret de." Dedi Sena. "Cesaret." Diyerek sırıttım. Defne ablam soruyordu. Dudaklarını büzüp biraz düşündü. "Ablanın donunu öp." Dedi. "Defne abartıyorsun ama. Ablam ile cinsel bir şey istemeyin." Diye çıkıştım. Bu sefer gerçekten sinirlenmiştim. "Bir şey mi içtiniz ya bu ne tavırlar." Ablam da bana hak verdi. "Canım abartıyorsun sen de. Düzgün bir şey iste." Diyince Defne kahkaha attı. "Tamam o zaman, ablanın ayaklarını yıkadığı suyu iç. Bak cinsel değil bu." Dedi itirazımı önceden sezercesine. Bugün ikinci oluyordu. Bütün kızlar bana alıcı gözler ile bakarken ablam da, hatırlatırcasına ayaklarını suda birkaç kere hareket ettirerek şaplattı. "Tam da suyu dökecektim, ziyan olmayacak bak şimdi." Diyip bana bakarak gülümsedi. "Zevk mi alıyorsun bundan?" Ablam, olağan bir ifade ile cevapladı; "Elbette!" Ayağını leğenden bir süre kaldırdı, ayağından leğene dökülen su biraz tişörtüme sıçradı.
Leğeni kaldırmaya yelteniyordum ki ablam itiraz etti. "Hayır! Böyle iç!" "En azından ayaklarını, dışarıdan gelmeden önce yıkayıp öyle suya soktuğunu söyle." Dedim bıkkın bir ifade ile. "Yoo direk soktum, çok ağrıyorlardı." Diye cevapladı. "Hadi!" Sena kafamı tutup suya yaklaştırdı. Su çok berrak olmasa da abartı kirli de değildi. Suyun bulanıklaştırdığı perdenin arkasında ablamın, beyaz ojeli tırnaklarını ve estetik ayaklarını görüyordum. Sabırsızlık ile parmaklarını oynatıyordu; arada parmakları suyun dışına çıkıyordu. Ağzımı suya sokup suyun bir kısmını içebildim. Pek farklı bir tadı yoktu açıkçası; sadece ılıktı, çok hafif bir tuz tadı varsa vardı. "Hepsini!" Diye bağırdı Sena. "Böyle içemem." Demem ile birlikte elime geniş bir pipet verdiler. Pipeti suya sokup suyu içmeye başladım. Ben içtikçe ablamın suda bekleyip yumuşayan ayakları daha da gün yüzüne çıkıyordu. En sonunda bütün suyu, kafama dikercesine içtim. Sadece tabanlarının hizasında biraz su kalmıştı. Tepeden bakan bir eda ile kahkaha attı. "Afferim sana! Bak dibinde kalmış biraz onu da iç." Birkaç yudum daha kalmıştı; leğeni kaldırması ile birlikte öteki tarafa biriken suda hafif bir tortu vardı. Onları da tereddütsüz içtim. Bu biraz tuzluydu işte. Ama ilginç bir şekilde rahatsız edici miktarda değildi.
"Tadı nasıldı Ablam?" Esra'nın keyfi yerindeydi. Aslında hiç fena değildi; normal suydu neticede. Ama ablamın ayaklarına bu kadar yakın olma hissi rahatsız ediciydi hala. Yinede sahte bir tavır takınmam gerekiyordu. "İğrenç amına koyim." "Yalnız helal olsun bütün suyu içti çocuk valla." Defne bunu dedikten sonra bana yaklaşıp başımı, bir köpek sever gibi sevip saçlarımı dağıttı. Sonra oyuna devam ettik.
Sonra şişe yine döndü. Bu sefer ben Elif'e soruyordum. "Cesaret!" Dedi. O da moda girmişti. Aslında aralarında en sessiz olanı oydu; ona bunu pek yaptırmak istemiyordum, fakat aklıma başka bir fikir gelmiyordu. "Esra'nın ayaklarını yala." Odada ooo nidaları yükseldi. Ablam bana baktı. "Hoşuma gitmeye başladı bu iş. Ben yaptırmıyorum bile." Ayağını kaldırıp parmaklarını araladı. Elif ise kabullenmiş bir tavır ile yere diz çöküp ablamın ayak bileğini tuttu. Tabanından hala su damlacıkları aşağı kayıyordu. Temiz ve yumuşamış ayaklarına, Elif'in dili topuklarından temas edip yaladı. "Ohh yarasın." Diyordu ablam bir yandan. "Temizler zaten." Diye ekledi Elif ve ayak parmaklarının arasını yaladı. Bu beni, anlamsızca erekte etmişti fazlasıyla.
Oyun ilerledikçe araya daha fazla muhabbet girmeye başladı. Herkes de yorulmutşu. Buna ben de dahil. Gecenin ilerleyen vakitlerinde bu sefer ben Sena'ya soruyordum. "Doğruluk. E artık yeterince çılgın bir gece oldu değil mi." Diye ekledi. "Açıklama beklemiyordum diyebilirsin. Neyse, değiştirmek istesen vücudunda ilk nereyi değiştirmek isterdin." Dedim. Sena dudaklarını büzdü. Sonra bacaklarını kaldırdı. Bacakları açık ve kaslıydı. Ayaklarını da bir süre oynattı. Kısa beyaz spor çorabı giymişti."Bacaklarım güzel de ayaklarım çok büyük yaa." Kafa hizamdaydı ve aramızda iki karış mesafe vardı. "Misal Defne'nin ayaklarına baksana." Diyip Defne'nin ayak bileğinden kaldırdı. Sonra hızlıca çoraplarını çıkardı. "Küçücük ve tatlı ayakları ve ayak parmakları var." Defne ise ellerini bacakları arasında birleştirmiş hafifçe gülümsüyordu. "Teşekkürler canım."
"Seninkiler de güzel." Diyip Sena'nın ayağını tuttum. "Büyük ve terlemiş ayaklarım mı?" Diyip acı acı kıkırdadı. "Defne kadar değil. " Gülümsedim. "Abartma, hepinizin ayakları güzel. İyi hissettirecekse bir şey yapabilir miyim?" "Öpecek misin?" Dedi dalga geçercesine. "Evet! Çünkü hepsi güzel." Onayladığında ise büyük çoraplı ayaklarını dudaklarıma götürdüm ve büyük bir öpücük kondurdum. Sonra çoraplarını çıkartıp bir de parmaklarını öptüm. Sürünerek Defne'nin ayaklarının altına geçtim. "Gerek yok." Dediyse de çıplak ve küçük ayaklarını öpmekten alıkoyamadım kendimi. Sonra Elif'in ayakları altına geçtim. İlk defa fark ettim ki Elif'in 38 numara ve oldukça zayıf ayakları vardı. Ojesiz parmaklarını öptüm. Ablam ayaklarımı direk suratıma kaldırmıştı bile. "Bana da kardeşim." Dedi. Kaçamak bir öpücük koyduktan sonra kendi yerime geçtim. Herkes yorulmuş; ve anlaşılan içtikleri için de ağırlık çökmüştü. Ben de o yorgunluk ile nerede uyuduğumu hatırlamıyorum...