Gökçenin değişimi - • 2 • -
Evde birlikte geçirdiğimiz ilk günün akşamında Hülya yengem yanına çağırarak hangi yemekleri yapabildiğimi, mutfaktaki becerimi sordu. Mutfakla aramın çok iyi olmadığını, basit yemekler dışında bir şey yapamadığımı söyleyince: "Anlaşılan annen sana bir kadının bilmesi gereken en önemli şeylerden birini öğretememiş ama merak etme ben sana zamanla her şeyi öğreticem." . Yengemin bu sözleri beni saldırganlaştırmış ve annemin bana öğretmesi gereken şeyleri öğrettiğini mutfak bilgimin zayıf olmasının tamamen ilgi alanımın dışında olmasıyla alakalı olduğunu söyleyerek odama gidip ağlamaya başlamıştım.
• • •
5 dakika kadar sonra yanıma gelen Berkan, gözyaşlarımı umursamadan kolumdan tutarak beni ayağa kaldırdı. "Napıyorsun ya yalnız bırak beni!" . Berkan gösterdiğim tepki karşısında kolumu bırakarak "Ece ablam seni odasına çağırıyor. Önce onun yanına git. Sonra yalnız kalırsın." dedi. Ece'nin odasına girer girmez Aleyna kapıyı kapatıp beni arkamdan, Ece'nin oturduğu koltuğa doğru itmeye başladı. Ece bacak bacak üstüne atmış son derece ciddi şekilde bana bakıyordu.
(Hikayenin devamında bazı konuşma bölümlerinde karakterlerin baş harflerini kullanacağım)
E: Seni dün bu evdeki düzeni bozmaman konusunda uyarmıştım.
G: Evet abla. Ne yaptım ki ben?
E: Çeneni kapat ve beni iyi dinle. Sana karşı hepimiz iyi davranıyoruz. Sen de bu iyi niyetimizi suistimal ediyorsun. Ne Aleyna ne de Berkan anneme karşı ters konuşmuyorlar. Onlar bile konuşmuyorken senin buna hiç hakkın yok. Şimdi gidip sofrayı kur. Sofrada annemden ve hepimizden ayrı ayrı özür dileyeceksin.
Kendimi savunmak için bir şeyler söyleyecekken Aleyna'nın kolumdan sertçe çekmesiyle odadan çıkartılmıştım. Gidip sofrayı kurdum. Yemek yerken de Ece ablanın bana attığı sert bakışlarla söze girdim: "Yenge öncelikle sana karşı olan tavrımdan dolayı özür dilerim. Biraz duygusallaştım sadece. Ece abla, Aleyna, Berkan bu durumdan dolayı sizden de özür diliyorum." . Özür dilenecek bir şey yapmasam da olayın büyümemesi ve Ece ile aramın açılmaması için dediğini yapmıştım. Yengem beni anlayabildiğini söyleyerek konuyu kapattı. Yemeğimizi yedikten sonra herkes salonda televizyonun başında yerini almış bir dizi izliyorlardı.
• • •
H: Aleyna kızım kalk çayları koy, demlenmiştir.
A: Üşendim şimdi ya, Gökçe kalkıp sen koysana.
G: Tamam bir dakika.
Arkadaşımla mesajlaşıyorken yanımda oturan Aleyna'nın telefonumu elimden almasıyla doğruldum. "Napıyorsun sen Aleyna?" bu soruyu biraz bağırarak sormuş olucam ki Hülya yengem "Gökçe bağırmadan konuş, evin içerisindeyiz." diyerek uyardı.
A: Sana çok basit bir şey söylüyorum. Onu bile yapmıyorsun. Telefon bağımlısı olmuşsun sen kızım.
E: Aleyna telefonu bana getir. Gökçe, Aleyna haklı. Sürekli telefonunla uğraşıyorsun. Yarın sabah alırsın benden.
G: Hayır ya Ece abla saçmalama lütfen. Arkadaşımla konuşuyorum.
E: Yarın sabah alıcaksın. Konu kapanmıştır. Hadi kalk çayları koy.
O akşam çaylarını sürekli ben tazelemiş, sürekli mutfakla salon arasında gidip gelmiştim. Bu belki bir çok kız için normal bir durum olsa da ben buna alışık değildim. Telefonumda Ece'de olduğu için çok sıkılmıştım. Gece olduğunda odama yatmak için gidecektim ancak Berkan, yarın sabah erkenden antrenmana gideceğini o yüzden Hülya yengemin yanında yatmamı istedi. Yengem ışıkları kapattıktan sonra birbirimize iyi geceler diyerek yattık. Yengem yorganı öyle kendine çekiyordu ki üzerim açılmıştı. Ben de kendime doğru çeksem de onun gücüne ulaşamıyor çekemiyordum. Bütün gece üzerim açık uyumaya çalışmıştım. Neyseki eylül ayının ilk haftasıydı ve havalar sıcaktı.
• • •
Sabah olduğunda yengem beni mutfağa çağırarak bana hamur açmayı öğretmişti. Gözleme yapmıştık. Kahvaltı sofrasını hazırladıktan sonra yengem gidip kızları uyandırmamı istedi. Gidip kapılarını çaldıktan sonra odaya girdim. İkisi de uyanmış yataklarında telefonlarıyla uğraşıyorlardı.
A: Gökçe bir şeyi unutmadın mı sence?
G: Neyi?
A: Hani kapıyı çaldıktan sonra gel denir de öyle girilir ya.
Aleyna'nın bu ukala konuşmasından sonra Ece kahkaha atmış ve birlikte gülüşmüşlerdi. Bu tavırları karşısında karşılarında küçülerek "Sorun etmezsiniz diye düşündüm, kusura bakmayın. Yengem kahvaltıya çağırmamı istedi." dedim. Ece kalkıp "Al bakalım" diyerek dün benden aldığı telefonumu elime vermişti. Birlikte kahvaltı yaptıktan sonra yengem Aleyna'ya bana İstanbul'u gezdirmesini söyledi. Aslında daha önce 3 kez gelmiştim İstanbul'a, ama gezmediğim onlarca yer vardı.
• • •
Hazırlanıp giyindikten sonra dışarıya çıktık ve saatlerce gezdik. Aleyna aslında ablası yanında olmadığı zamanlarda çok eğlenceli kızdı. Sanki yıllardır birbirimizi tanıyan iki yakın arkadaş gibi saatlerce eğlenmiştik. Akşam yemeğini de dışarıda yedikten sonra gece eve döndük. Ben duş alıp giyindikten sonra Aleyna da duş aldı ve bornozuyla birlikte salona bizim yanımıza gelerek benim de oturduğum koltuğa yan şekilde oturup ayaklarını kucağıma doğru uzattı.
H: İyi gezmişsiniz bugün. Ne güzel birbirinizle arkadaşlık etmeniz.
A: Evet ya baya eğlendik bugün ve çok yorulduk. Berkan sen bile bugün antrenmanda
bizim kadar yorulmamışsındır. Ayaklarım öyle ağrıyor ki.
E: Ee uzatmışsın işte Gökçe'nin kucağına. Masaj yapsın bari.
A: Süper olur ya, hadi Gökçe yapsana bakiyim güzel yapıyor musun?
G: Zannetmiyorum ama yapayım bari.
Önce sağ ayağını iki elime de alıp okşadıktan ve tabanlarına baskı uyguladıktan sonra, sol ayağına da aynı şekilde yaptım. 37 numara küçük sayılabilecek ayakları vardı. 10dakika kadar sürmüştü masaj.
A: Niye bıraktın kız? Ne güzel yapıyordun?
G: Yetmez mi? Ben de yoruldum. Hatırlayacaksın ki birlikte yürüdük o yolları.
Bunu söyledikten sonra Aleyna'yla gülüşmüştük ama Ece'nin devreye girmesiyle o neşeli halim hemen son buldu.
E: Güzel yapıyorsun madem Berkan'a da yap. Çocuk o kadar yoruldu bugün. Ailemizin geleceği o.
B: Aynen ya bana da yap. İlerde büyük futbolcu olunca sana araba alırım bak.
G: İyi madem arabanın hatrına yaparım o zaman ama orada nasıl yapıcam ki buraya gel istiyorsan.
E: Çök dizlerinin üzerine yap işte. Kimseyi rahatsız etme.
Berkan'ın oturduğu tekli koltuk önünde diz çökerek o telefonuyla uğraşırken ben uzattığı 38 numara ayaklarını hem tutuyor hem de masaj yapıyordum. 10dakika kadar yapıp bırakmış yerime geçecekken bacaklarıyla belimden kavramış iki ayağını karnımda bağlamıştı.
B: Daha yeni başladın ya. Kaçma hemen. Odama gel, orada devam et.
G: Oldu canım masörün müyüm senin?
B: Ece abla sen yine telefonunu al bunun bak bir masajı çok görüyor kuzenine.
Berkan bunu gülerek söylese de Ece ciddiye alarak yerinden kalkıp koltuğun üzerindeki telefonumu aldı ve "Berkan ne zaman isterse masajı o zaman bırakırsın. Telefonu da o zaman alırsın." demişti. Yengem olanlara tepki vermeden televizyon izliyordu. Odaya geçerek Berkan yatağında uzanıyorken ben ayaklarının ucuna bağdaş kurmuş masaj yapıyordum. Aradan yarım saat geçtikten sonra Berkan telefonunu kenara kaldırıp bana baktı: "Afferin kuzen. Güzel yaptın. Bundan sonra sık sık isterim ben senden. Hadi şimdi git al ablamdan telefonunu." . Berkan'ın da verdiği izinle telefonumu almak üzere Ece'nin kapısını çalsam da gel diyen olmamıştı. Hülya yengem uyuduklarını söyleyerek yarın sabah alabileceğimi söyledi. Çaresizce yatak odasına giderek yengemin yanında birlikte yattık. Dün olduğu gibi yine bütün yorganı kendi üzerine çekiyor ben açıkta kalıyordum ama buna aldırış etmeden uykuya daldım.