Serhat mayosuyla şezlonglardan birine uzanmış kitap okuyordu. “Serpil gelmiyor mu? Diye sordu. “Geliyor” deyip gazetelere bakmaya başladım. Bir hayli vakit geçmişti. Ojelerinin kurumasını bekliyordu her halde. Merdivenlerdeki seslerden, geldiğini anladım. Başımı kaldırdığımda gördüğüm manzara karşısında nefesim kesildi. Serpil o yok gibi turuncu ip bikinisini giymiş yüksek tabanlı plaj terliklerinin üstünde kırıktarak bize doğru yürüyordu. Tırnaklarının turuncusu bikinisinin renginin aynisiydi. Bikinisinin üstü o kadar küçüktü ki memelerinin ucunu ancak örtüyor halkaları ise bir iki yerde belli oluyordu. Alt tarafı daha da çıldırtcıydı. Minicik turuncu kumaş parçası o dudaklı amını zar zor kapatıyordu. Biraz daha büyük adım atsa neredeyse dudaklarının arasına kaçacaktı.
Serhat “Aman Allahım! Bu ne böyle?” Dedi uzandığı yerden gözlerini sevgilime dikmiş. “Ne olmuşsun sen böyle. Delirteceksin bizi.”
Serpil “Turuncuyu severim demiştin” dedi gülümseyerek.
Serhat, “Unutmadın demek ki. Turuncuyu severim hele senin üstünde daha da çok severim.” Dedi. Serpil artık bir kaç adım önünde duruyordu onun. “Tarık bu sabah aldı. Gelince de itinayla sürdü tek tek, senin için.” Dedi. Benim hakkımı da vermek istiyordu.
"Bak sen! İkiniz bana sürpriz yaptınız ha! Sizi gidi oyuncular!" Gülerek bana baktı. "Nefis olmuş. Ellerine sağlık, Tarık"
“Kolay olmadı senin Serpil’i beğenmem için bunu yapmak ama yine de beğendiğine sevindim. Uğraşmama değmiş demekki” dedim gülerek.
“Gerçek bir arkaşsın ve gerçek bir sevgili” dedi ayni şekilde gülerek Serhat.
"Dön bakayım şöyle" Serpil arkasını döndü. O yusyuvarlak çıkık kalçalarının arasın kayboluyordu turuncu ip. Çırılçıplak çıplak gibiydi. Ama çıplaktan daha tahrik ediciydi bu haliyle. Karşısındaki için paketlemiş bir hediye gibiydi.
Güzel bacakları ince ayak bilekleri, fosforlu turuncu ojeli ayakları, ince beline sarılıp kalçalarında asılan bikini ipi… Parlak Bodrum güneşi altında gözlerimiz sevgilimin vücudunu tarıyordu. Kendim gibi Serhat’ın da mayosunun altından sertleştiğini farkettim. Ne olacak acaba diye korktum. Ama sevişmiyeceklerdi artık. Aralaralarında böyle şeyler olmuyordu. Sadece filmi konuşuyor, onunla ilgili detaylar olarak yaşıyorduk bunları diye kendimi rahatlattım.
Serhat ” Tarık, al eline fotograf makineni. Kaçırma bu güzelliği” dedi.
"Haklısın" deyip kalktım. Bunu kaydetmeliydim. Film için güzel detaylardı bunlar. Hemen gidip içerden makinamı aldım. Yanlarına gidip sevgilimin fotografını çekmeye başladım. Şimdi Serhat onu vermesi gereken pozlar için yönlendiriyordu. Sevgilim poz veriyor, ben de fotograflıyordum. Serhat ara sıra bana da bak şuradan çek diye yön veriyordu. "Yönetmen olduğun nasıl da belli" diye takıldım? "Sizin gibi bir ekibim olsun Oscar garanti" dedi
İstediği bir pozu Serpil anlamayınca kalktı. Onu tutup istediği şekle sokmaya başladı. Kalçalarını arkaya doğru çıkartıp belini kavislendiriyor, bana gel bu yandan Çek diyordu. Oldukça iyi bir fotograf gözü vardı. Sayesinde çok iyi pozlar yakalıyorduk.
Şu anda sevgilime dokunabilmek onu okşayabilmek için neler vemezdim. Deli oluyordum Serhat sevgilime dokundukça. Bir ayağını şezlonga dayayıp başını bu yana çevirtiyordu. Bunları yaparken onu okşar gibi tutarak idare ediyordu. Bu dokunmalardan sevgilimin etkilenmemesi mümkün değildi. Ben kendimden geçmiş fotograf çekerken. Bu sırada sevgilimin bikinisinin amının arasına sıkıştığını farkettim. Serhat da farketmişti. Dudakları iki yandan dışarıya taşıyordu. Traşlı, kaymak gibi amı tamamıyle ortadaydi. Serhat eğildi. Parmağını bikininin dışarda kalan kısmıyla göbeğinin arasına soktu. Yavaş bir şekilde aşağıya kaydırarak bikininin sevgilimin amından çıkmasını sağladı. Gülerek, “Bu ne böyle? Sırıl sıklam olmuş ” dedi. Serpil de gülümseyerek, “Napayım? Ben de insanım. Böyle yönetmenin dokunmalarına kim dayanabilir ki? ” dedi. Serhat eğildi şimdi iki elinin parmaklarıyla düzelmeye çalışıyordu şimdi Serpil’in bikinisini. Hiç acele etmiyordu. Parmağını bikininin altına da sokup iki yana doğru çekip düzeltiyordu. Serpil mahvoluyor olmaliydi bu dokunmalardan.
Üçümüz de serpil in bacak arasında odaklanmıştık. Hala fotograf çekiyordum. Azgınlığımız son haddindeydi. Ben bile artık Serhat’ın sevgilimi şuracıkta gözlerimin önünde sikmesini istiyordum. Her şey bittikten sonra duyacağım kıskançlık, sevgilimi kaybetme korkusu, bana çektirecekleri acıya rağmen tek istediğim şey ikisinin hayvanlar gibi sikişmesini görmekti önümde. Ben yapamıyordum. Hiç olmazsa Serhat’ın yapmasını seyretmek, onu aldığı zevki yüzünde okuyarak tatmin olmak istiyordum.
Serhat bikiniyi düzelttikten sonra poz verdirmeye devam etti. Ama şimdi ona mankenden çok porno yıldızı gibi pozlar verdiriyordu. Bir kaç poz sonra, sevgilimi ayakta belinden eğdi. Elleriyle şezlongun sırtını tutturdu. “Dur böyle ! ” dedi. Arkasına geçti. Galiba hepimizin deli gibi arzuladığı an gelmişti. Mayosunun sıyırıp ayaklarının üstüne düşürdü. Allahım ne haşmetli bir yarağı vardı. Şimdi gün ışığında damarlarını bile sayabiliyordum. Sevgilimin minicik amina nasıl girmişti bu kocaman yarrak? Şimdi nasıl girecekti? Taşakları tek iri bir top halindeydi. Yarağının deliğinden sızan zevk suyu güneşte parlıyordu. Serpil kımıldamadan bekledi o halde. Yüzünde sevdiği erkek için her şeyi yapmaya hazır liseli bir kız ifadesi vardı. Sarı uzun saçları aşağıya sarkıyordu. Bikinisi yine amının içine kaçmıştı.
Serhat yarağını kavradı. Seviyesini ayarlamak için dizlerini biraz kırdı. Yarağını Serpilin bacaklarının arasına sokup eliyle yukarıya doğru yönlendirdi. Sevgilim minicikti önünde onun. Sonra ileri geri oynattı eliyle. Yarağının başını sevgilimin zevk suyuyla ıslatıyordu. Bir yandan da bikininin yanından içeriye gireceği yolu açıyor olmalıydı.
Bir kaç saniye sonra yarağını bıraktı. Sevgilimin güzel yuvarlacık kalçalarını iki yandan kavradı. Hala yarı kırık dizlerinin üstünde hafifçe yükselmeye başladı. Serpilin yüzünde hayatı boyunca beklediği bir şeye kavuşmuş kadının ifadesi vardı şimdi. “Serhaaaaaaaaat!” Diye soludu dua eder gibi. Serhat sevgilimin içine giriyordu. Benimki mayomun içinde zonkluyordu. Nasıl da zevk alıyordum sevgilimin sikilmesinden.
Serhat sonuna kadar gömdükten sonra kasıklarını aşağı yukarı oynatarak sikmeye başladı. Sevgilimin her seferinde ayakları üstünde yükseldiğini farkettim. “Ohhhh! Serhat, Dolduruyorsun içimi. Senin oluyorum serhat!” Alttan geçirdikce minik sevgilim adeta havalanıyodu. Serhat hızlanıyor, Serpil “Erkeğimsim Serhat” diye bağırıyordu. Bir süre sonra konuşamaz hale geldi. Artık sadece inliyor ve haykırıyordu.
Serhat birazdan içinden çıktı. Perişan haldeki sevgilimi bir çuval gibi çimlerin üstüne attı. Kendisi de dizleri üstüne çöktü. Hoyratça Serpil’i sırtüstü çevirip ayak bileklerinden yakaladığı gibi bacaklarını omuzuna aldı. Terlikleri ayağından fırlamış gitmisti. Yarağını tekrar amına dayandığında Serpil daha kendine gelmemişti. Hiç beklemeden girdi. Ayni tempoyla pompalamaya devam etti. Sevgilim tekrara çığlık çığlığaydı. Gözleri kaymıştı Narin vücudu Serhat’ın altında ikiye katlanmıştı . Bu pozisyonda onun yarağını dibine kadar içine alıyor olmalydı. Allahım, ne kadar güzel sikiyordu Serhat onu. Nasıl bir duygu olmalıydı bir kadına bunları hissettirmek. Serhat’ın erkekliğini kıskandım. Keşke onun gibi biri olabilseydim.
Sevgilimin biraz önce oje sürdüğüm güzel ayakları şimdi Serhat’ın başının iki yanında fırtınadaki yapraklar gibi saklanıyordu. Serhat’ın yüzünde hayvani bir ifade vardı. Bir sevgilimin kaymış gözlerine, bir de girip çıktığı amına bakıyordu. Avını yiyen bir hayvan gibiydi. Serhat’ın terleri Serpil’in üstüne yağmur gibi yağıyordu. Bu sırada sevgilim kontrolsüz bir halde sarsılak gelmeye başladı. Garip sesler çıkartıyordu. Bu Serhat’ı çok tahrik etmiş olmalı ki böğürerek o da boşalmaya başladı. Ikisi ayni anda boşalıyorlardı yine. Biz hiç böyle olamamıştık. Ben sevgilimi sikerken boşaltamıştım bile. Bir kez daha kıskandım. Bu defa ikisini de.
Serhat tamamiyle boşalınca Serpil’in yanına sırtüstü uzandı. Nefes nefeseydi ama sevgilim tamamiyle bitmişti. Bilinçsiz bir halde deli gibi nefes alıp veriyordu.
İçeriye gidip bir büyük bardak soğuk su aldım. Yanlarina doğru yürürken ikisinin çimlerin üstünde yatan terli vücutlarına dikilmişti gözlerim. Serpil hala kendine gelmiş değildi. Serhat’a bardağı uzatip, “Susamışındır Serhat”dedim. Hala nefes nefese hafifçe doğruldu. Bana bakıp “Sağol Tarık. Çok terledik.” dedi. Bakışlarımdan kıskançlığını yanında hayranlığımı da okumuşmuydu acaba. Utanip gözlerimi sevgilime çevirdim. Hala yarı baygındı. Serhat ona doğru dönüp “Biraz su iç canım” dedi. Sevgilim gözlerini araladı. Serhat’ın gözlerinin içine bakıp gülümsedi. “Serhat, seni seviyorum.” Dedi. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldüğünü hissettim. ” Hiç kimse bana bu duyguları yaşatmadı. Hep senin kadının olmak istiyorum. Nolursun!” Serhat cevap vermedi. Biraz daha doğrulup Serpilin başını eliyle kaldırıp bardağı dudaklarına uzattı. Serpil kana kana içti benim getirdiğim suyu Serhat’ın elinden. Sessizce ona teşekkür etti. Duraklarından öptü onu usulca. Serhat da kalan suyu içip, boş bardagi bana uzattı. Aldım. Kenara koydum. Tekrar uzandılar. Serpil elini uzatıp serhat’ın elini tuttu. Gözlerini kapatti.
Onlara bakmadan edemiyordum. Gözüm aşağıya kaydı. Serhat’ın yarı inmiş yarağının ucundan beyaz sıvısı çıkıyordu. Sevgilimin sikilmekten kıpkırmızı olmuş amindan da Serhat’ın dölünün dışarı sızmaya başladığını gördüm. Yoğun bir kıvamda çimenlere doğru iniyordu. Turuncu bikinisine bulaşmıştı. Çok güzel bir görüntüydü. Mayomdan fırlamak üzere olan yarağımı gizlemeye çalışarak fotograf çekmeye koyuldum. 31 çekerim buna bakarak diye düşünüyordum.
Sesleri duyunca ikisi de başlarını kaldırıp bana doğru baktılar. Serhat “Ne çekiyorsun yine?” Diye sordu gülerek. “Spermlerin dışarı akmaya başladı Serpil’in içinden. Çok güzel görünüyor. ” dedim. ” Seninkinin ucundan da bem beyaz akıyor. “Serhat kasıklarını serpilin kasıklarına yaklaştırıp bana “Gel daha yakından çek ikisini bir karede” dedi. Ardından “Benimkinin başını Serpil’in amının yanına getirsene” dedi. “Güzel olur.”. “Nasıl yani?” Dedim “Tutarak mı?” Tabii canım nolacak? İstediğin gibi poz verdir. Fotoğrafçı sensin. Serpil’e hediye olarak verebileceğim bir resim Çek.” Serpil “Ay ne kadar yaratıcı bir hediye. Canım benim.” Deyip Serhat’ı dudaklarından öptü. Bana dönüp ” Hadi aşkım göster kendini. Dedi sevinçle. ” Tamam. Bir sanat harikası olacak.” dedim gülerek.
Eğildim. Serhat’ın hala iri, güneş’te parlayan yarağını iki parmağımla çekinerek tuttum. Kaygan olduğu tam hareket etmeye çalışırken için parmaklarımdan kurtuluvermişti. Bu kadar ağır olacağını hesaba katmamıştım. Beni seyrediyorlardı. Olaya üçümüz de güldük. Serpil “Seninkinden çok büyük değil mi aşkım? ” dedi. Utancımı şakayla gizlemeye çalışarak. “Evet ya !” Dedim “Hala kocaman valla. Ne biçim şey bu?” Serpil, o şirin tavrıyla “Ya, ben o koca canavari minicik kutuma alıyorum. Kolay değil. Sen bana sor onu.”dedi. “Kim zorluyor seni almasaydın zorsa.” dedim şakamın içindeki sitemi hissetmişti her halde. Ama Şu an Serpil için önemli olan Serhat’ın duygularıydı. Cevap vermedi.”Hadi çek resmimizi.”
Serhat’ın yarağını bu defa beş parmağımın ucuyla tutup sevgilimin kasıklarına doğru çektim. O da kendi kasıklarını ittirerek yardım etti. Kibarca başının ucundaki döllerini serpilin amının hemen üstüne sürdüm. Kayganlaşmış parmaklarımla fotograf makinesini tutup çekmeye başladım. Serpil’in amına yaklaşıp, dudaklarının arasından artık aşağıya daha da sarkmakta olan dölü, arka fonda Serhat’ın gururla dusan yarağını, ucundan sızan dölü bir arada fotoğraflıyordum. Kokularını duyuyordum. Serhat’ın yarağının deliği bile kocamandı. Nasıl tazyikli fışkırmıştı kimbilir Serpilin içine buradan. Nasıl dövmüştü sevgilimin rahim duvarlarını, kale surlarına çarpan gülleler gibi.
Serpil nefes alıp verirken üstündeki yarak da inip kalkıyordu. Kafamı kaldırıp onlara baktığımda ikisinin de bana bakıp güldüğünü gördüm. Serhat “Gerçek bir sanatçı işte” dedi Serpil’e “Konusuna odaklanmış. Adeta konusunun Okyanusunda dalgalarla savaşan bir sanatçı.”
"Dalga geçmeyin" dedim şakadan kızarak. " Kolaymı zannediyorsunuz siz bunları yaparken aklımı kaçırmadan fotograf çekmek?"
Serhat ” Haklısın valla” dedi “Fena olmuşsundur sen ya. Seni hiç
Düşünmedik. Boşalmak istermisin?”