Berrin'in uyuğunu anlamıştı Ayşen göz ucuyla baktı , yüzündeki gülümsemeyi görünce yeniden enerji doldu. Heryeri ağrıyordu; kolları, bacakları ve sırtının ağrısına şimdi de boyundaki ağrı eklenmişti ama Berrin'in yüzündeki ifade herşeye değerdi şu an onun için. Kantinde ilk gördüğü andan itibaren çekim gücüne kapılmıştı Berrin'in. Sadece güzellikle, çekicilikle açıklanamazdı bu başka bir şey vardı Berrin'de adını koyamadığı. Ne aşk ne korku ne de hayranlıktı bu, bambaşka bir şeydi ama iyi hissettiriyordu Ayşen'e kendini, doğru bir şey yaptığını hissediyordu, adını koyamıyordu bu hissin, düşünmekte istemiyordu önünde duran tabanlara konsantre oldu iyice, dizleride ağrımaya başlamıştı, ağızı kurumaya başlamıştı ama durmuyordu, Berrin dur dememişti, duramazdı , durmamalıydı.
Berrin gözlerini açtığında Ayşen hala ayaklarının altını öpüyordu, saate baktı 3 'ü geçiyordu, bir daha baktı Ayşen'e , Ayşen bitik haldeydi; yorgunluğu , bitikliği her halinden belliydi, kupkuru dudaklarla öpmesi pekde keyif vermemişti Berrin'e ama itaatkarlığı etkileyiciydi.
"Dur" Tek bir söz ne kadar güçlü olabilirse Ayşen için o kadar güçlüydü bu emir ve hemen öpmeyi kesip başını öne eğdi.
"Küçük banyoda temiz havlu, giyecek birşeyler , diş fırçası ve macun var. Duş al, dişlerini fırçala , giyin ve odama gel. 10 dakikan var ve başladı."
Ayşen doğrulmaya çalıştı hemen ama bacakları uyuşmuştu ve geri düştü, Berrin gülerek kalktı, 9 dakika 30 saniye dedi ve odasına gitti. Ayşen yavaş yavaş doğruldu , yürümekte zorlanıyordu banyoya gitti ve suyun altına bıraktı kendini. Vücudu biraz rahatlamıştı, suyun altında kaldı biraz bir şey düşünmeden, saatine baktı 3 dakikası kalmıştı. Hemen banyodan çıktı, kurulandı dişlerini fırçaladı , giyinip Berrin'in odasına koşmaya çalıştı ama kapı kilitliydi. Bir daha açmayı denedi ama olmadı.
"10 dakika 45 saniye ne yazık ki şansını kaybettin, banyoyuda temizlemediğini düşünüyorum, haksız mıyım?"
"Haklısınız Tanrıçam, özür dilerim." yine farketmeden bir şey yapmıştı Tanrıçam demişti Berrin'e ve ne dediğinin farkında bile değildi. Berrin ise kapıyı açıp içeri almamak için zor tutuyordu kendini, "tanrıçam"demesi ikisininde aynı şekilde düşündüğünü Berrin'in Tanrıça , Ayşen'in ise kul olduğunun kanıtıydı. Berrin derin bir nefes aldı, bu gece dayan dedi kendine bir ömür boyu sana tapacak , bir gece dayan , önce eğit.
"Bu gece ayaklarımın dibinde uyuma ödülü verecektim sana ama ne yazık ki şansını kaybettin yaptığın iki hatayla. Önce banyoyu temizle, sonra bugün giydiğim babetleri al ve küçük odada onlara sarılarak uyu. Aslında bunu haketmedin zamanında yanıma gelmeyerek ve banyoyu temizlemeden çıkarak ama iyi bir gün geçirdim ve ceza modunda değilim , cezanı sabahleyin konuşuruz."
"İyi geceler Tanrıçam" diyebildi sadece Ayşen ama bu sefer farketti ne dediğini , yinede yanlış gelmedi söylediği, Berrin bir tanrıçaydı. Berrin'den bir karşılık bekledi ama hiç bir ses gelmedi, hayal kırıklığıyla banyoya girdi ve her yeri sildi. Sonra kapıya doğru gidip babetleri aldı, kutsal bir emanet taşıyormuşcasına avuçlarının üstünde taşıdı babetleri, küçük odaya girdi oda bomboştu, ben bunu hakettim dedi ve odanın ortasında yere kıvrıldı, babetlerin üzerine yüzünü koydu ve uykuya daldı.
Yüzündeki ayak ile açtı gözlerini Ayşen, bir an nerede olduğunu farketmedi ve geri kaçmaya çalıştı ama ayak çok güçlüydü ve suratını ezmeye başladı.
"Umarım bu bir kaçış demesi değil uyku sersemliğidir" biraz daha bastırıp sonra yavaş yavaş baskıyı azalttı Berrin. Berrin'in sesini duyunca dünün bir rüya olmadığını anladı Ayşen ve kafasını oynatabilecek kadar baskı azalınca
"Günaydın Tanrıçam" diyerek yüzündeki ayağın altına bir öpücük kondurdu. Berrin hiç umursamadan arkasını döndü ve yürürken konuşmaya başladı.
"Duş al, dişlerini fırçala, banyoya bıraktığım kıyafetleri giy ve mutfağa gel. 8 dakika"
Ayşen hemen doğruldu ve banyoya koştu duş aldı, kurulandı, banyoyu sildi , dişlerini fırçaladı ve koşarak mutfağa girdi. İçeri girdiğinde Berrin dün akşamki şort ve t-shirt le masanın başına oturmuş bekliyordu.
"7 dakika 20 saniye, birileri dün geceden gereken dersi almış. Hemen 2 tane yulaf ezmesi hazırla." Ayşen hemen iki kase aldı, yulaf ezmesini bulması biraz sürdü ama sütü dolaptan çıkarıp elinden geldiği kadar çabuk hazırladı ve bekleyen Berrin'in önüne koydu.
"Yere otur ve ayaklarımın dibinde kendininkini ye" Hemen Berrin'in ayaklarının dibine oturdu ve kendine hazırladığını yemeye başladı.
"Bulaşıkları makineye koy ve hemen odama gel" diyip kalktı Berrin yulaf ezmesini bitirince. Hemen kaseleri ve kaşıkları makineye koydu, masayı sildi ve Berrin'in odasına koştu. İçeri girdiğinde Berrin yatağa yarım uzanmıştı, ayakları yere değiyordu.
"Beyaz eşofman altı, gri t-shirt , gri spor sütyeni, beyaz spor çoraplar ve mavi spor ayakkabılar" dedi sadece. Hemen kıyafet odasına koştu spor kıyafetlerinin olduğu dolabı açınca küçük bir şok yaşadı en az 10 gri t-shirt, Beyaz eşofman altı vardı, hepsi ayrı ayrı markalarını bir an ne yapacağını bilemedi birer tane seçip , aynı şoku çorap ve sütyenlerde de yaşadı. Ayakkabılar ise bambaşka bir sorundu yine en az 10 tane mavi ayakkabı vardı. Yine birini seçti ve elinde kıyafetler koşarak Berrin'in odasına girdi.
"Giydir" emriyle doğrulan Berrin'in üzerindekileri çıkardı önce, onu ilk kez çıplak görüyordu ve ellerinin titremeye başlamasıyla bir tokat yedi. Neden geldiğini bu tokatın biliyordu ve sessizce devam etti. Çorap ve ayakkabılar dışında herşeyi sorunsuzca giydirdi. Çorapları giydirmek için eğildiğinde Berrin'in ayaklarını yerden kaldırmadığı farketti, bir kaç saniye bekledi ama karşılığında kafasına bir tokat yedi, ne yapacağını bilemiyordu bir tokat daha yiyince eğilip yerde duran ayağın üstünü öptü ve Berrin ayağını kaldırdı, çorabı giydirip hemen diğer ayağı öptü, eğer Berrin'in yüzünü görseydi , şaşırırdı heralde Berrin yüzünde büyük bir mutluluk vardı, öğreniyor diyordu içinden. Tam ayakkabıları giydirecekti ki ayağıyla ayakkabıya vurdu Berrin.
"Koşu ayakkabıları" dedi sadece. Ayakkabıları alıp hemen kıyafet odasına koştu yine, kendisine vurmadığının farkındaydı çorapları giydirmeden ayağını öpmediği için kafasına vurmuştu bu kendi hatasıydı ama koşu ayakkabısı istediğini söylememişti diye düşündü o yüzden bana vurmadı, sadece hata yaptığımda vuruyor, demek ki her yediğim dayak benim hatalarım yüzünden olacak , beni daha iyi bir hale getirmek için yapıyor bunu dedi içinden elindeki ayakkabıyı öptü. 24 saat ancak olmuştu Berrin'le tanışalı ama tamamen onun yörüngesindeydi artık. Mavi koşu ayakkabılarını alıp yeniden koşarak odaya girdi, Berrin'in önünde eğildi ama ayak kalkmayınca hemen öptü ve ayak ayakkabıyı giydirmesi için kalktı, aynı ritüel diğer ayakkabıyı giydirirkende gerçekleşti artık ayakkabı ve çorapları nasıl giydirip çıkaracağını öğrenmişti.
"Girişteki sırt çantasına , 2 şişe su ve havlu koy" diyip yürümeye başladı Berrin. Hemen kapıya koştu çantayı aldı , dolaptan aldığı 2 şişeyi koydu , banyodan aldığı havluyu koydu hemen Berrin'in arkasından kapıdan çıktı , ayakkabılarını giyememişti bile elinde tutuyordu Berrin'e yetişebilmek için. Asansöre binince hemen eğilip ayakkabılarını giydi ve kafasını kaldırıp Berrin'e baktı. Uykudan uyanmış , makyajsız, saçları at kuyruğu toplanmıştı, çok güzeldi, ilahi bir güzelliği vardı, asansör durunca hemen doğruldu ve kapıyı açtı Berrin için. Berrin çıkınca hemen koşup garaj kapısını da açtı ve Berrin kapıdan geçince arkasından yürümeye başladı. Yine nereye gideceklerini bilmeden Berrin'i takip ediyordu , kendi kıyafetlerine ve ayakkabılarına baktı sadece Berrin'in giydiği çoraplar hepsinin toplamından pahalıdır diye düşündü. Berrin bir mini'nin önünde durup kapısını açtı ve bindi. Kaç tane arabası var diye düşündü arabaya binerken. Yine bir konuşma olmadan sürüyordu Berrin.
"Ehliyetin var mı?"
"Yok tanrıçam"
"Tanrıçam kesinlikle doğru hitap tarzı ama insanların yanında sadece Berrin Hanım de, yalnızken Tanrıçam diyebilirsin."
"Emredersiniz Tanrıçam" ve yine sessizlik oldu. Dersi olduğu aklına geldi Ayşen'in ama bir şey diyemedi, sabah sabah kızdırmaktan çekindi Berrin'i. Kah yolu kah Berrin'i izleyerek geçirdi kısa zamanı. Bir spor mağazının önünde durdular ve Berrin'in arkasından içeriye girdi bu sefer kapıyı açmaya yetişememişti ama neyse ki otomatik kapıydı. Berrin hemen bir görevliyi eliyle çağırdı Ayşen'in bedenine uygun şort , t-shirt, sütyen, çorap, eşeofman altı, sweatshirt ve spor ayakkabı getirmesini söyleyip oturdu, Ayşen ise Berrin'in yanında ayakta bekliyordu. 5 dakika sonra 3 görevli elleri dolu olarak geldiler ve getirdiklerini Berrin'e göstermeye başladılar. Beğendiklerini denemesi için Ayşen'i gönderen Berrin bir kaç alternatif daha getirmelerini istedi çalışanlardan. 1 saat boyunca Ayşen giyinip Berrin'in karşısına geçiyor Berrin'in onay verdiklerini çalışanlar paketliyordu.
"Üstündekiler kalsın, eski kıyafetlerini çöpe atın." Diyip kasaya doğru yürüdü Berrin Ayşen'de arkasından. Ayşen'in tüm hayatı boyunca harcadığı paradan çok daha fazlasını ödemişti Berrin.
"Teşekkür ederim Berrin Hanım" diyebildi sadece. Berrin hiç tepki vermeden mağazadan çıktı ve elinde poşetlerle Ayşen'de arkasından. Bagaja ve arka koltuğa yerleştirdikten sonra oturdu, dili tutulmuştu hiç bir şey söyleyemiyordu ve Berrin arabayı sürmeye başladı.