Ayşen heyecanlıydı , hata yapmak istemiyordu. Özge belirdi kapıda beyaz bir elbise, beyaz çanta, beyaz babetler, bronz teni, uzun siyah saçları ve masmavi gözleriyle bir melek gibiydi, hemen çantasını aldı Ayşen
,Özge gözlerini dikmiş Ayşen'e bakıyordu, çırılçıplaktı Ayşen, vücudunda morluklar vardı, boynunda bir tasma ve zinciri boynuna sarılı halde olan kızın çantasını asışını izledi. Berrin bahsetmişti ilişkilerinden ama hiç görmemişti bu halde Ayşen'i, okulda hep görüyordu ama evde bu şekilde görmek çok farklıydı. Ayşen çantayı asıp döndü, ayakkabıları çıkarıp çıkarmama konusunda ne yapacağını bilmiyordu, sadece durdu ve bir emir bekledi. O sırada Berrin geldi kapıya ve dudaklarına yapıştı Özge'nin iki tanrıçanın öpüşmesini izledi Ayşen , ayakta durduğu için kendine kızıyordu dizlerinin üzerinde olması lazımdı ama Özge'yi rahatsız edecek bir şey yapmak istemiyordu, başını önüne eğdi ve bekledi.
"Sevgilim ayakkabılarını kendi mi çıkaracak?" Sendelemişti Ayşen yediği tokatla, bir kaç saniye kendine gelemedi, kendine gelir gelmez hemen diz çöktü ve birer öpücük kondurdu Özge'nin ayaklarına ve yerden hafifçe kalkan ayaktaki ayakkabıyı çıkarıp terlikleri giydirdi hemen, sonra diğerine giydirdi terliği.
"Evde ayakkabı ile gezmeyi sevmediğimi söylemiştim." Diyerek göz kırptı Özge'ye ve elinden tutup içeri doğru yürümeye başladılar, Ayşen kalmıştı olduğu yerde. Bir kaç dakika kalakaldı öylece, içerden kahkahalar geliyordu.
"Şarap"diye bağırınca Berrin hemen doğruldu , mutfağa koşmaya başladı Ayşen şsrapları tepsiye koyup döndü ve diz çökerek sundu. İkiside şaraplarını almamıştı Ayşen elinde tepsi ikili koltukta oturan sevgililerin önünde diz çökmüş başı önde bekliyordu. Berrin ve Özge ise sohbet ediyorlardu Özge bu sefer yapıştı Berrin'in dudaklarına , yine öpüşmeye başladılar, Ayşen pozisyonunu değiştirmeden bekledi. Önce Berrin uzandı şaraba bir kaç dakika sonra Özge ve yine sohbete başladılar, iki sevgilinin muhabbetini dinliyordu ama yaptığı hatanın farkına vardı hemen ayağa kalktı kapının yanına gidip ellerini arkada bağlayıp başına önüne eğip beklemeye başladı.
"Yemek zamanı, hadi sofraya geçelim" diyerek elinden tutup kaldırdı Özge'yi Berrin , Ayşen hemen sofraya koşup önce Özge'nin sandalyesini çekti ve oturmasına yardımcı oldu, sonra Berrin'in ve mutfaktan yemekleri getirmeye başladı. 1 saat boyunca sadece garson gibi hizmet edip bekledi masanın başında. İşi biten şeyleri götürdü, şaraplarını tazeledi, neredeyse 2 gündür uğraştığı yemekleri teker teker servis etti. 4 kadeh şaraptan sonra ikili arasında konuşma Ayşen hakkında olmaya başlamıştı.
"Senin evindeki hizmetçilerin bir kaç ileri versiyonu olarak düşün Ayşen'i. Daha itaatkarı , daha sadığı ve daha adanmışı sadece." Diyerek göz kırptı Berrin.
"Daha önce de söyledim sana bizim evde çalışan hizmetçiler maaşlı çalışanlar köle değiller." Derken gülümsüyordu Özge ve devam etti "Çıplak ve tasmalı dolaşmıyor bizim hizmetçilerimiz, dayakta yemiyorlar sadece işlerini yapıyor bize hizmet ediyorlar, insan gibi muamele görüyorlar. Aynı şey değil bu hayatım."
"Tamam o zaman şöyle yapalım, insan olarak görme Ayşen'i, onu bir eşya olarak düşün. Sesini hiç duymadın değil mi? Sadece hizmet eden hayattan daha fazla keyif almamızı sağlayan bir eşya olarak düşün. Bu seni onu kullanma konusunda daha rahatlatacaktır. İzle"
Ayşen'in yüzüne bakmadan konuşmaya devam etti Berrin.
"Şarapları tazele, yeni şişeyi aç ve masaya getir, peynir ve meyveleri tazele, masanın altına uzan, yüzün ait olduğun yerde olsun."
Ayşen hemen emirleri yerine getirdi ve masanın altına girip Berrin'in ayaklarının altında yerini aldı. Terlikler çıktı ve bir ayak tabanı Ayşen'in yüzünde diğeri ise göğüsünde yerini aldı. Ayşen öylece uzanıyordu, Berrin bir emir vermeden bir şey yapamazdı sadece bekledi.
"Gördün mü? Bu kadar basit sadece ne istediği söyle ve Ayşen yapsın, saatlerce bu pozisyonda bekleyebilir, ta ki biz sıkılana kadar. Ayaklarının altında bir insan değil bir halı olduğunu düşün."
"Hala bana garip geliyor aşkım ve buna alışabileceğimi düşünmüyorum ama daha önce de söyledim, senin hayat tarzına saygım var ama benden bu şekilde davranmamı bekleme."
Şaraplarını yudumlayıp sohbete devam ettiler. Berrin göğüsleri ile oynuyor , ayağını ağızına sokuyor ve ayağı ile verdiği sinyallerle ne yapması gerektiğini söylüyordu Ayşen'e. Ayşen öpüyor, yalıyor, emiyor Berrin'in ayakları ne yapmasını emrediyorsa onu yapıyordu. Konuşulanları dinlemiyordu artık sadece Berrin'in ayağına konsantre olmuştu, farkında değildi ama 1 saatten fazla olmuştu ve şarap bitmek üzereydi.
"Yeni bir şişe getir ve aynı pozisyona dön." Derken burnunu parmaklarının arasında sıkıştırmıştı Berrin Ayşen'in. Ayşen hemen terlikleri giydirdi doğrulmadan ve şarabı almaya gitti. Hareket kafasındaki buğuyu biraz açmıştı, Özge'nin masada olduğunu hatırladı, daha ona hiç dokunmamış tek bir laf etmemişti Özge bu iyi değil dedi içinden Özge'yi mutlu etmenin bir yolunu bulmalıydı. Döndüğünde Özge masada yoktu, kadehleri doldurdu ve yerini almasıyla Berrin'in bir topuğunu ağıza soktu bu em demekti ve Ayşen pürüzsüz topuğu emmeye başladı, diğer ayağı ile sertçe eziyordu göğüsünü, ayak seslerini duydu Özge yerine otururken bu sefer Ayşen'in ayaklarına basmış ve oralı olmamıştı sonra terlikli ayakları bacaklarının üzerinde hissetti, yavaş yavaş alışıyor dedi içinden ve emmeye devam etti topuğu. Bir süre daha konuşmaya devam ettiler.
"Sofrayı topla hemen, Özge'nin söylediği filmi aç, şarapları götür ve sehba olarak bekle."
Ayşen bir şok geçirdi, ne konuştuklarını dinlemişti, Berrin'in ayağının altında transa girmişti yine ve ne yapacağını bilmiyordu. Terlikleri giydirdi, Özge'nin ayaklarını çekmesini bekledi masadan çıktı ve Berrin'in yanında secde etti.
"Sana demiştim, konuştuklarımı dinlemez, o bir eşya, 15 dakikadır hangi filmi konuştuğumuzu bilmiyor, sadece ayaklarımızın altında bir halıydı, şimdi ne yapacağını bilmiyor" Bir ayağı ile kafasına bastı Ayşen'in ve devam etti.
"Biz bu dünyanın tüm nimetlerinden faydalanmaya, eğlenmeye keyif almaya geldik, onlar ise bize hizmet etmeye bizim hayatımızı daha keyifli hale getirmeye. Sadece kendin ol ve onunda kendisi olmasına izin ver. Biz izin vermedikçe görmez, duymaz, hissetmez onun yaşama amacı benim ve artık sende eklendin. Onunla konuşmana empati yapmana gerek yok, sadece istediklerini söyle ve olsun. Bize ne kadar iyi hizmet ederse bu dünyadaki görevini o kadar iyi yapmış olur. Onun cinsiyeti yok, iradesi yok, hakları yok, sadece hizmet etmek için yaşıyor. Bunu ona zorla yaptığımı zannediyorsun hayır ben sadece kapıyı aralayıp içeriyi gösterdim ve o koşarak geldi. Neden mi içgüdülerini dinledi, hayatı boyunca aradığı şeyi buldu, içindeki eksik parça tamamlandı. Sadece o mu böyle zannediyorsun, hayır onlardan çok var ama sadece üstünlerine hizmet etme onuruna erişen sanşlı bir azınlıkta o. Ve şimdi önünde eğilmesi gereken kişi ben değilim senin önünde eğilmeli ve senden özür dilemeli, sana kendini affettirmeli, senin istediğin filmin ne olduğunu bilememesi onun hatası, her hata onun, üstünler hata yapmaz, biz hükmederiz canımızın istediğini yaparız. Şimdi senin önünde eğilip senden af dileyecek ve ona uygun gördüğün cezayı verebilirsin. Sadece izlemek istediğin filmi bilmediği için değil sadece canın istediği için bile ceza verebilirsin ona. Stresini atmak, gülmek , gücünü hissetmek için cezalandırabilirsin onu hem de canın ne yapmak isterse yapabilirsin." Kafasındaki ayağı kaldırıp Ayşen'in kafasını Özge'ye doğru itti. Ayşen yerden kalkmadan Özge'ye doğru gidip secde etti önünde. Berrin şarabından bir yudum alıp konuşmaya devam etti.
"Bu doğal düzen, biz üstün olarak doğduk. Akıllı, zengin ve güzel olarak geldik dünyaya, tarih boyunca bizim gibiler hüküm sürdü ve hala da bizler hüküm sürüyoruz. Babanın yanında kaç kişi çalışıyor?"
"Fabrikalarda 7-8bin, bayiler ve mağazaları sayarsak 10bin heralde." Diye cevap verdi Özge.
"10bin kişi sizin zenginliğinize zenginlik katmak için çalışıyor, kimi üretim yapıyor, kimi taşımacılık, kimi satış yapıyor ve sizin verdiğiniz maaşla hayatlarını yaşıyorlar. Senin bir ayakkabıya verdiğin parayı kazanmak için aylarca çalışıyorlar ve sen kendini bu insanlarla eşit mi görüyorsun. Son aldığın Stuart Weitzman ayakkabı şu Rita Hayworth Heels olan ne kadardı?" Şarabını yudumlayarak sordu Berrin.
"€2.5 milyon , çok güzeller değil mi?" Gözleri parlıyordu Özge'nin. Gülmeye başladı Berrin ve devam etti.
"Bir fabrikanızda çalışan neredeyse 9000 kişinin maaşına bir ayakkabı alıyorsun ve bu insanlarla eşit olduğunu mu düşünüyorsun? Hadi hayatım kim olduğunu kabul et ve ona göre davran. Bunlar bize hizmet etmek için doğdu, yaşama amaçlarını ellerinden alacak kadar kötü olamazsın. Bak önünde secde etmiş canlıya, tek bir isteği var, sana hizmet etmek, seni mutlu etmek, sana tapmak." Daha ciddi bir ses tonuyla söylemişti bunları Berrin.
"Buraya gel seksi kız" Şuh bir havayla konuştu Özge ve eliyle önünde secde etmiş Ayşen'in sırtını gösterdi. Berrin kalkıp Ayşen'in sırtına oturdu ve öpüşmeye başladılar o sırada Özge'nin ayağını hisetti başının üzerinde, sertçe eziyordu kafasını Özge ve Berrin'le tutkulu bir şekilde öpüşüyorlardı. İlk kez duymamıştı bu fikirleri Ayşen haklı Berrin diye geçirdi içinden, ağırlıyla ezilirken ve kafası Özge'nin ayağının altındayken, "ben bunun için doğdum" dedi içinden.