Kırk yaşın getirdiği o tatlı olgunluk, üç kadının arkadaşlığını daha da sarsılmaz bir yere taşımıştı. Gözde, Elif ve Yıldız... Üniversite yıllarından beri yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, hayatın tüm fırtınalarını birlikte göğüslemiş üç dost.
Yıldız ve Elif evlenip boşanmış, Gözde ise o bildim bileli özgür ruhlu, bağlardan hoşlanmayan, anı yaşayan tarzını hiç bozmamıştı. Gözde ve Yıldız aynı büyük mimarlık firmasında çalışıyordu; Gözde yaratıcı tasarımların başındayken, organizasyon ve yönetim dehası olan Yıldız projelerin hayata geçmesini sağlıyordu. Elif ise uluslararası bir lojistik firmasında planlama müdürüydü. Gün boyu yüzlerce insanı yönetiyor, bütçeler yapıyor, sert ve disiplinli duruşuyla şirkette adeta kök söktürüyordu.
Ama Elif’in içinde, o sert kurumsal zırhın altında, kırkından sonra keşfettiği bambaşka bir dünya vardı.
İtiraf Gecesi
O cuma akşamı, Yıldız’ın geniş balkonunda, hafif bir müzik eşliğinde şaraplarını yudumluyorlardı. Haftanın yorgunluğu ve şarabın verdiği o gevşeme hissiyle sohbet derinleşti. Konu bir şekilde hayattaki rollerden ve beklentilerden açıldığında, Elif derin bir nefes aldı. Gözlerini kadehine dikerek konuştu:
"Kızlar, size bir şey söyleyeceğim. Muhtemelen şok olacaksınız ama... artık bunu içimde tutmak istemiyorum. Ben son bir yıldır D/s dünyasını, submissive (itaatkar) olmayı araştırıyorum. Ve kendimi orada buldum."
Gözde elindeki kadehi masaya bırakıp kaşlarını kaldırdı. Yıldız ise şaşkınlıkla Elif’in yüzüne baktı. Şirkette masaya yumruğunu vuran Elif, itaat etmekten mi bahsediyordu?
Elif, arkadaşlarının yargılamayacağını bildiği için rahatça devam etti: "Yani öyle insanlık dışı, garip şeyler değil kastettiğim. Sadece... gün boyu karar vermekten, yönetmekten çok yoruluyorum. Birinin beni yönlendirmesini, bana emir vermesini, onun hizmetinde olmayı özlüyorum. Hatta... hafifçe aşağıda konumlanmak, o hiyerarşiyi hissetmek beni inanılmaz rahatlatıyor. Bir nevi zihinsel teslimiyet."
Şakayla Karışık Bir Teklif
Gözde, o her zamanki patavatsız ama sevimli neşesiyle araya girdi: "Valla yabancıya gitme Elif! Benim ev biliyorsun nanay, darmadağın. Gel bu hafta sonu bendeki işlerden başla, emir kölesi ol!"
Üçü birden kahkahayı bastı. Balkon o saniyede kahkahalarla çınladı. Elif, Gözde’nin bu ani çıkışına gülerken yanaklarının alev alev yandığını hissetti.
İşte tam o anda, organizasyonların kadını, insanların mimiklerini okuma ustası Yıldız’ın gözünden hiçbir şey kaçmadı. Yıldız, Elif’in o kızaran yanaklarında, gözlerindeki o mahcup ama derinden gelen rahatlama ve heyecan parıltısını yakaladı. Elif bu fikirden gerçekten, kalben hoşlanmıştı.
Yıldız, kadehinden bir yudum alıp, ses tonuna hafif, muzip bir otorite katarak Gözde’nin şakasına katıldı: "E tabi Gözde, Elif gelmişken öyle sadece evi toplamakla kalmaz. Kapıdaki o çamurlu ayakkabılarını da siler artık, değil mi Elif?"
Elif’in nefesi anlık olarak kesildi. Yıldız’ın bu doğrudan, yarı emir kipi içeren ve onu alt bir konuma yerleştiren cümlesi kalbini hızlandırmıştı. Başını öne eğip, "Silerim valla..." diye fısıldadı, yüzünde utangaç bir gülümsemeyle.
Gözde ve Yıldız tekrar güldüler, ama ortamdaki hava çoktan değişmişti. Zararsız bir şakayla başlayan şey, üç eski dostun arasında tamamen güvene dayalı, rızai ve heyecan verici yeni bir oyunun kapısını aralamıştı.
Oyun Başlıyor
Ertesi cumartesi öğleden sonra, Elif söz verdiği gibi Gözde’nin evine geldi. Üzerinde ev işlerine uygun rahat kıyafetler vardı. Kapıyı açan Gözde, içeride kahvesini içmekte olan Yıldız’ı işaret etti. Yıldız, elindeki kahve kupasıyla salondaki tekli koltukta adeta bir "yönetici" gibi oturuyordu.
Yıldız, Elif içeri girerken hafifçe gülümsedi ama sesindeki o ciddi ve oyunbaz tonu korudu: "Hoş geldin Elif. Gözde ile konuştuk, madem bu hafta sonu bizim kurallarımız geçerli, o zaman ilk görevini veriyorum. Gözde’nin dünkü topukluları koridorda. Önce onları temizle, sonra bize güzel birer kahve yap ve biz sohbet ederken mutfaktaki tezgahı hallet. Biz sinyal verene kadar da salondaki sohbete izinsiz dahil olma, tamam mı?"
Elif, kalbinin göğüs kafesinde hızla çarptığını hissetti. Kurumsal hayattaki o güçlü kadın, şu an iki en yakın arkadaşının gözü önünde, onların yönlendirmesiyle tamamen alt bir konumdaydı. Bu durum üzerindeki tüm o ağır sorumluluk stresini bir anda eritip götürdü.
"Tamam Yıldız. Hemen başlıyorum," dedi Elif, saygılı bir ses tonuyla ve başını hafifçe eğerek.
Gözde, Elif’in bu itaatkar ve mutlu halini görünce Yıldız’a göz kırptı. Yıldız ise planlama dehasını bu kez arkadaşının içsel huzuru ve eğlencesi için devreye sokmuştu. Üç kadın arasındaki bu derin dostluk, artık birbirlerinin en gizli psikolojik ihtiyaçlarına da şefkatle ve oyunla alan açan bambaşka bir boyuta evriliyordu.