-Yat da deneyelim tırtıl.
+Ben niye geldim ki buraya...
Zaten gece olduğu ve uykum olduğu için direnmedim ve arkama uzandım. Yengem ayağa kalmadan yanıma geldi ve sol ayağını başımın yanına koydu ve suratıma sürtüp bir tane tokat attı.
-Harbi kafası kadar ayağım var.
-Valla bu tırtıla ben bile acırım tekme atarsan.
-Harbi bende acırım buna tekme atsam. Neyse artık önümüzdeki günlerde bakacağız ne olacağına artık yatalım biz sen de gidebilirsin tırtıl.
Aşağı inip yattım ve düşünmeye başladım. Kendimi kurtarmak için yengemi de tekvandoya gitmeye ikna etmem lazımdı. Ama sonuç ne olursa olsun zararlı ben çıkacaktım. Belki kursa gitse gücünü kontrol etmeyi falan öğrenirdi. Tüm bunları kafamda kurarken yavaş yavaş uykuya dalıyordum. Evlerimiz birbirine de yakın olduğu için Nisa abla sürekli evimize gelip bende tekmelerini denerdi. Bunları düşünürken uyuya daldım.
Sonraki gün sabah beni uyandıran kişi Nisa olmuştu. Çevrede kimse yok diye fırsat bilip ayağıyla suratıma vurarak uyandırmıştı. Kızmama fırsat vermeden uzaklaşıp gitmişti. Sedirden kalkıp elimi yüzümü yıkamaya gittim. Ben çıktıktan sonra ardımdan Nisa abla girdi. Ben kahvaltı masasına geçtim ve kahvaltıyı beklerken telefonla uğraşıyordum. Dünkü muhabbetten sonra internette biraz tekvandoyla ilgili araştırma yapmaya başladım. Birkaç tane videoya tıkladım ve izlerken Nisa'da arkamdan gelip izliyormuş.
-Ne o? Çok mu hoşuna gitti tekmelenme fikri?
+Sus be. Merak ettim bakayım dedim sadece.
-Daha çok merak edersen canlı gösterebilirim sana. Tekvandoyu öğrendikten sonra her gün canlı yaşarsın bunları.
Tam o anda videoda tekvandocu kadın, partnerinin suratına tekme geçirdi. O sahneden sonra gülerek yanımdan ayrıldı ve bende videoyu izlemeye devam ettim. Yavaş yavaş kahvaltı sofrasını kuruyorlardı. Daha fazla rahatsız edilmemek için arka odaya geçtim. Arkada odada koltukta sırtımı kapıya vererek yatıyordum. Tekrar tekvando videolarına bakmaya devam ederken Ayşe yenge arkadan gelmişti. Artık arkamı boşluğa bırakmayacaktım. Yengem videoyu görünce kapıyı kapatıp önüme geçti.
-Dün tekvandodan bahsettik hemen araştırmaya başlamışsın. Ayağımı yüzünde hissedince bakasın mı geldi yoksa hahaha.
+Yenge ne alakası var ya? Nasıl bir şey diye merak ettim araştırıyorum sadece.
-Tekvando ilgini çekti demek he. Nisa sana göstermekle uğraşmaz ama çok ilgini çekiyorsa senin için öğrenebilirim ne dersin?
+Yani yenge güzel bir spora benziyor ama senin istemen önemli. Dün gitmeyi düşünmüyordun ya.
-Kurs zaten devletin ücretsiz yani. İstersem gidip katılırım tırtılım için. Ama şöyle bir şey var, deyip ayağını yüzüme uzattı.
+Sanırım ayağının kafam kadar olduğunu söylemeye çalışıyorsun.
-Akıllı tırtıl. Madem bu kadar akıllısın şunu söyle o zaman: Sana tekme atmama dayanabilir misin?
Ayağı hala yüzümün önündeydi. Dayanabilirim dersem tekme atabilirdi ama tekrar düşününce atmazdı çünkü hemen sonra kahvaltıya geçecektik. Yengemle bu ayak konularında yakınlaşmaya başlamıştık ve hayır dersem bunları kesebilirdi. Birkaç saniye düşündükten sonra cevabımı verdim.
+Dayanırım yenge.
-Heh yanılmışım. O kadar akıllı değilmişsin. Ama olsun zaten kafana atacağım tekmelerle aklını yitireceksin.
+Öyledir yenge öyledir.
-Dediklerim şaka biliyorsun dimi? Sadece seninle uğraşıyorum, o kadar sert olmam yani.
+Sıkıntı yok yenge. Her şey aramızda şaka zaten bir şey olmaz.
Bu ufak muhabbetimizden sonra kahvaltı masasına yardım ederek masayı hazırladık ve bu sırada Sarp dayımda gelmişti. Kahvaltı masasında dünkü gibi bir örtü yoktu bu yüzden yengem fark edilir diye benimle uğraşmamıştı.
Kahvaltıdan sonra dayım, büyükbabam, anneannem, annem ve yengem bizim bağın yukarı tarafındaki akrabalarına gittiler. Nisa abla ise gitmemişti ve bağda yalnız kalmıştık. Onun ayaklarını ve dominantlığını ne kadar sevsem de kendisinden hoşlanmıyordum o yüzden onun yanına gitmiyordum. Ben dışarıda o içeride oturuyordu. Ben dışarda telefonla oynarken beni içeri çağırdı. Neden çağırdığını sorunca tekrar içeri gel dedi ve söylenerek içeri gittim. Ayakta beni bekliyordu.
+Ne var neden çağırdın?
-Birkaç tekvando vuruşu deneyeceğim sabit dur.
Nisa benden kısaydı ve bunu kullanarak dalga geçtim.
+Sen bana vuramazsın ki.
-Nedenmiş o?
+Biraz bakınca belli oluyor aslında. Boy farkına bakınca.
-Sana bir tekme atarım bir daha böyle konuşamazsın.
+Denesene bir kere merak ettim omzuma kadar çıkar mı ayağın?
Gerçekten sinirlenmişti ve sinirden kıpkırmızı olmuştu. Vurmak için pozisyonunu almıştı ve vurmak için ayağını kaldırdı ama sadece koluma vurabilmişti. Kendimi tutamadım ve kahkahayı bastım. Gülerken eğilip dizlerimi tutarım ve yine böyle gülerken Nisa kafama tekmeyi geçirmişti. Başımı ağrıtmıştı ve sesimi yükselttim. Bu seferde göğsüme tekme attı ve susmazsam daha sert tekme atacağını söyledi. Biraz kavga ettik ve aramız bozulmuştu baya ama zaten onu sevmediğim için pek önemi yoktu. Sonra dışarı çıktım. Hava sıcaktı ve bağın sonundaki ağaçların altına yatmaya gittim. Acaba yengeme mesaj atsam gelir mi diye düşündüm ama mesajı okurken biri görse çok şüphe çekerdi o yüzden anneme attım. Annemden duyarsa belki erken çıkıp buraya gelirdi yada geldiklerinde buraya gelirdi. Ağaçların arasında olduğu için çok serindi ve tek başıma olduğum için her yer benimdi. Giderken kilim ve birkaç yastık götürmüş mis gibi yatıyordum. Biraz sonra annem geliyoruz diye mesaj attı. Bağda çok sıkıldığımdan sürekli uykum geliyordu ama uyumamaya kararlıydım çünkü yengem gelebilirdi. Yaklaşık 10-15 dakika sonra annem gelmişti. Yanıma oturdu ve havadan sudan konuştuk.
+Bu akşam gidiyoruz dimi?
-Evet gideceğiz. Biliyorum sıkıldın ama ne yapalım büyükleri yerleştirmeye geldik.
+Akşam gidelim de yeter bana.
-Şu Nisa canını sıkmıyor mu?
+Sıkıyor da bağda da boş boş oturmak da canımı sıkıyor.
-Eğer yapmak istemiyorsan yapma tamam mı? Ben Sarp'la konuşurum gerekirse Nisa'ya çekidüzen versin.
+Gerek yok ya anne. Boş ver zaten 19 yaşına gelmiş birine laf anlatamazsın artık.
Biraz daha orada zaman geçirdik ve bağa geri döndük. Süleyman dayım akşam gelirken lahmacun yaptıracağı için yemek telaşına girmemiştik ve herkes kendi haline takılıyordu.
Büyükbabam son ses televizyon açık horlayarak uyuyor, anneannem örgü örüyor, annem uyuyor, dayım dışarı sedirde uyuyor, Nisa ise arka odada uyuyordu. Anneannemde yarı uykulu olduğu için uyanık olan iki kişi ben ve yengemdi. Yengemle birbirimize bakıyorduk ve ikimizde sıkılmıştık. Anneannemde uyuya kalınca yengemle konuştuk ve gürültüden uzaklaşmak için yine bağın sonuna gitmeye karar verdik. Giderken yanımıza soğuk su falanda almıştık. Kilimi ben taşımıştım ve tekrar ağaçların arasına gelmiştik. Kilimi yere serdim ve kilime oturduk. İlk başta pek konuşmadık ve ilk konuşan yengem oldu.
-Ee tırtıl geldik buraya ne yapacağız?
+Sadece yatıp rahatlayabiliriz.
-Haha. Sen de inandın yani buna?
+Sence ne yapalım yenge?
-Seni tekmelerime önden hazırlayabilirim.
+Sende çok sıkılıyorsun galiba yenge. Sürekli benle uğraştığına göre.
-İstemiyorsan yapmayız tabi ama ayaklarımı 'rahat' olacağım şekilde yerleştiririm.
+Diyorsun ki illa o ayaklar yüzüme gelecek.
-Kesinlikle. Tabi sana bağlı nasıl olacağı. İstersen dümdüz koyarım istersen de tekmeler tokatlarım seçim senin.
+Bende seçimi sana bırakıyorum yenge. Ben şimdi uzanacağım sen ister ayağa kalk tekmele ister ayaklarını uzat.
Ben uzandım ve yengemde biraz düşünüp ayağa kalktı. Kafamın yanına geldi ve ayağını kaldırdı.
-Sert mi olsun yumuşak mı? Canını yakmayı istemiyorum ama sen canını yakmamı istersen başka. Seni kesinlikle zorlamıyorum bu arada istersen ayağımı senden en uzak yere koyarım bunu bil.
+Yenge bunları istemeseydim hiç yanına gelmezdim dimi? Yada seninle buraya gelmezdim. Sertliğe de sen karar ver artık.
-Tüm bunları bilmek beni rahatlatıyor ve mutlu ediyor ama cidden şiddeti sen seç.
+O zaman sen sertten başla yenge ben her seferinde gerekirse söylerim azaltacağın zaman.
Tamam dedi ve ilk tekme çok sert geldi. İkincisi için biraz bekledi ama benden ses çıkmayınca aynı sertlikle tekme atmaya devam etti. 4 tekme sonra azaltmasını istedim ve daha yumuşak tekmelerle devam etti. Bir süre sonra aklıma bir fikir geldi ve yengeme söyledim.
+Yenge göğsüme çıksana.
-Niye tırtılım mal mısın?
+O kadar tekmeden sonra biraz mallaşmış olabilirim tabi. Sadece merak ettim acaba dayanabilir miyim diye.
-Sende her şeyi merak ediyorsun ama he. Çıkıyorum o zaman.
İki ayağıyla birden göğsüme çıktı ve gövdem dümdüz olmuştu. Bir anda çıktığı içinde akciğerlerimdeki tüm hava boşalmıştı ve nefes almam zorlaşmıştı. Çok kızardığımı görünce göğsümden indi. Getirdiğimiz soğuk suları yüzüme bastırdı ve biraz daha rahatlamıştım.
-Şaheserime bak be. Ayak izim suratına çıkmış. Geçene kadar bekleyeceğiz gibi.
+Çok güzel bir andı yenge teşekkür ederim.
-Rica ederim tırtılım. Ne zaman istersen tekmelerim seni.
+Zaten evlerimiz yakın bunu günlük rutin haline bile getirebiliriz yenge.
-Ohoo. Sen bağımlı olmuşsun. Ne kadar sert tekme attıysam ayarların şaştı.
+Haha olabilir.
-Neyse sen şu suları yüzüne bastır rahatla biraz. Hatta şöyle yapalım yat yere onları da yüzüne koy bende üstüne ayağımı koyarım. Hem ayaklarım soğur hem de senin yüzün rahatlar.
Dediği gibi yatıp soğuk suları yüzüme koydum o da ayaklarını suların üstüne koyup iyice bastırdı.
-Oohh. Ne güzel soğuk. Şişelerin soğukluğu geçene kadar duralım böyle çok rahat.
Şişelerle beraber yaklaşık 5-10 dakika öyle durduk şişelerin soğukluğu geçene kadar. Şişelerin soğukluğu geçince şişeleri çektik ve ayak izinin de geçtiğini görünce eve geri döndük.
Akşama kadar pek bir şey yaşanmadı ve Süleyman dayım lahmacunlarla gelmişti ve yemeği yedikten sonra toparlanmaya başlamıştık. İlk önce annem ve ben çıkacak gibiydi. Ben kablolarımı falan çantama yerleştirirken yengem odaya gelmişti.
-Demek gidiyorsun ha.
+Yapacak bir şey yok yenge. En kötü evlerimiz yakın zaten size gelirim arada yada sen gelirsin bizim eve.
-Olabilir. Yarın ben de tekvandoya başlıyorum. Nisa ile saatlerimiz farklı o yüzden Nisa'ya rastlamadan istediğimiz gibi "antrenman" yapabiliriz. Ben sana haber veririm.
+Tamamdır yenge görüşürüz.