Yengemle son günümüzden beri 1 haftadır görüşmemiştik ve okullar haftaya açılıyordu. Bu hafta içerisinde yengemle bir kere bile olsa buluşmak istiyordum ve yengeme yazdım. Yengem de bana yarın sabah en erken vakitte gelmemi söyledi. En erken olarak düşündüğüm sanırım 6-7 diyor ama ailem evdeyken çıkamazdım yani en erken 8 de çıkabilirdim. Şu bir haftadır chastity hep üzerimdeydi, ilk başta alışmak biraz zordu ama artık o kadar sıkıntı olmuyordu, acaba yengem bunu hiç çıkarır mıydı? Eğer çıkarmazsa ve tüm sene bunula kalırsam sıkıntı olabilirdi.
Sabah annemlerle beraber uyandım ve annemlerin çıkmasını bekledim. Onlar çıktıktan 5 dakika sonrada ben çıktım ve yengemin evine doğru yola çıktım. Hep aynı yerlerde buluşuyorduk ve keşke başka yerlerde de buluşma imkanımız olsaydı diye iç geçirdim ve kapıyı çaldım. Yengem önceden uyanmış beni bekliyordu anlaşılan. İçeri girdim ve yengeme bugün ne yapacağımızı sordum.
-Bugün son günümüz sanırım tırtılım. Haftaya okulun falan başlayacak buluşacak vaktimizde olmaz artık?
+Evet yenge. Hem bu sene sınava da gireceğim iyi bir yer kazanmak istiyorum.
+Tamam o zaman. Bugün kırbaçları falan alıp senin evine gidiyoruz. Yolda bir tane de bakkala uğrayalım oradan kahvaltılık, abur cubur falan alalım. Git kırbaçları al.
Arka odaya gidip birkaç kırbaç, kelepçe ve paddle aldım ve yengemin yanına döndüm. Yengem bir poşet ayarlamıştı ama dikkatimi çeken başka bir şey ise yengemin elinde bir maske vardı. Sadece göz ve ağız kısımları olan bir maskeydi. Bunu pek anlamlandıramadım ama sorgulamadım da. Elimdekileri poşete koydum ve yengem de birkaç ayakkabısını poşetin içine attı. Kalın tabanlı bir bot, sivri topuklu, ince ve aşırı yıpranmış bir terlik, sivri burunlu ayakkabı ve günlük ayakkabı attı çantanın içine. Bu kadar çok şeyle gittiğimize göre uzun bir gün olacaktı.
-Yenge trample box ve facesitting chairi götürmüyor muyuz?
+Facesitting chaire gerek yok ama o kutuyu taşıyabilirim diyorsan taşı.
Kutuyu almaya gittim ve biraz inceledim sökülebiliyor mu diye ama sökülemiyordu. Git gel yapmam lazımdı bunu götürmek için. Yengeme söyledim ve evime vardığımızda almak için geri dönebileceğimi söyledi. Son kez poşeti kontrol edip çıkacakken yengem konuşmaya başladı.
-Bugün farklı bir şey denemek istiyorum tırtılım. Bu maskeyi tak ve beni dışarıda at gibi gezdireceksin.
+Tamam yenge. O zaman bugün tırtılın değil de atın mı oluyorum?
-Evine varana kadar evet. Atım olacaksın ama sana atım demek hoşuma gitmedi o yüzden beni hızlı götür.
Maskeyi ve tasmayı taktım ve dış kapıya çıkana kadar beraber indik. Dışarı çıktığımızda ben omzumdan ittirerek dizlerimin üstüne indirdi ve ben de 4 ayak oldum. Yengem kendisini sırtıma yerleştirdi ve poşetten paddle ı çıkarıp onunla kalçama vurdu ve ayaklarıyla da karnıma vurup beni harekete geçirdi.
-At sürmekte deneyimliyimdir. DEH!
Maske sayesinde çok fazla takmıyordum ama birileri yengemi görse ne açıklayacaktı? Yengem bir çaresini bulur diye düşünerek evime doğru yengemi taşımaya devam ettim. Apartmanın altında bakkal olduğu için başka bir yere yönelmeme de gerek yoktu. Yengem her 30 saniyede bir topuklarıyla karnıma vurup devam etmemi sağlıyordu. Asfaltta gittiğim için dizlerim ve ellerim ağrıyordu. Yolda giderken yengem tasmamı çekiştirerek beni durdurdu ve azarlamaya başladı. Sonra da paddle la birkaç kere daha vurup yola devam ettim ve yolda bir tane arkadaşıyla karşılaştı. Tekrar durdurdu ve arkadaşıyla sohbete başladı.
-Kız bu ne böyle?
-Atım. Gezmeye çıktım ama yürümeye üşenince bunu sürüyorum işte.
-Çok iyiymiş bu başka ne özelliği var?
-Ne istersen var.
-Valla mı? Ay bilemedim ki şimdik ne isteyeyim?
-Dile bundan ne dilersen. Ben ne dersem eksiksiz yapar bu at, benim iznimle de senin bir istediğini yapar.
-Ama bu kendi mi istiyor?
-Kendi istiyor tabi. Bana aylarca yalvardı kölem olmak için.
-Arada bana versene bunu ev işlerimi yapardı.
-Olmaz. Taşınacakmış bu bu yüzden istediğimi yapıyorum bugün buna. Aklına bir şey gelmiyor mu kız?
-Yok valla ya. Sanki daha önce kölem olmuşta ne yapacağımı bilecem.
-Sen bilirsin. Ben gidiyorum o zaman görüşürüz.
-Görüşürüz.
Yengem tekrar karnıma vurdu ve harekete geçtim. Yengem durumu iyi kurtarmıştı. Yolumuza devam ettik ve yolda birkaç komşusuyla daha karşılaştı. Yengem tekrar beni durdurdu ve sırtımdan indi. Beni daha da aşağılamak için ayağıyla kafamı yere bastırıyordu ve arkadaşlarıyla öyle konuşmaya devam ediyordu. Komşuları yanımdan geçerken üçü de kafama basıp gitti ve yengem tekrar sırtıma bindi. Neredeyse yolu yarılamıştık ve ben yavaş yavaş gitmeye devam ediyordum. Normalde 10 dakikalık yolu 20 dakika da yarılamıştım ve yengem çok sıkılıyordu bu yüzden sürekli beni durdurup biraz tekmeleyip devam ediyorduk ama bunlar beni biraz daha yavaşlatıyordu. Uzun bir süre sonra sonunda benim apartmanın önüne varmıştık ve yengem sırtımdan inip bakkala gitti ve bana poşetle beraber eve çıkmamı söyledi. Kimseye yakalanmadan eve girmiştim ve yengemi beklemeye başladım. 5 dakika sonra falanda yengem geldi ve bende kahvaltı hazırlamaya başladım. Yengem yine sahanda yumurta istemişti ve onu yapmaya başladım. İçeri sofra götürdüm ve kahvaltılıkları da götürüp yumurtayı yapmaya döndüm. Ben yine bir şey yiyemeyecektim tabi, yersem de yengem gene ayaklarıyla yedirirdi. Yumurtada hazır olunca içeri götürdüm ve yengem kahvaltısına başladı. Ben ise hiç sofraya oturmak için bir hamle yapmadım.
-Poşeti getir.
Poşeti gelince kapının önüne bırakmıştım ve gidip alıp geldim. Yengem poşetten ayakkabılarını çıkardı ve parkenin üzerine yan yana dizdi.
-Şimdi seçenek senin. Seçeneklerle ilgili bir şey sormak yasak. Bu kahvaltıdan mı yiyeceksin yoksa ayakkabılarımda ki kirlerle mi kahvaltını yapacaksın? Yaptığın seçime göre sonrasında olacakları söyleyeceğim.
Bunların altında bir iş vardı. Her 2 seçenekte de bir şeyleri gizlemişti yengem ama ne gizlemişti anlayamıyorum. Düz kahvaltı seçsem zaten ayaklarıyla yedireceğini biliyorum ama bunu değiştirdiyse? 2. seçecek için zaten bir şey anlamadım, yengemi mutlu edecek seçenek kesin ikisini seçmemdir herhalde.
+İkisini de seçiyorum yenge.
-Güzel. Bunu kendin için değil benim için seçtin değil mi?
+Benim yaptığım her şey senin mutluluğun için yenge.
-Yıllar sonra da bunun böyle olmasını umut ediyorum. O zaman sana seçenekleri açıklayayım. Eğer sadece ilkini seçseydin sana o yıpranmış terlikle beraber yedirecektim ama 2. yi seçmediğin için o ayakkabılarla evin içinde gezecektim ve her yer çamur olacaktı.
+Bi saniye. Bana terliği mi yedirecektin?
-Evet. 2. yi seçseydin tüm ayakkabılarımın tabanında ki kire kadar her yerini yalayacaktın ve bugün başka bir şey yemeyecektin. Sonuçlar böyle işte ama sen kendini umursamayıp sadece beni umursadığın için 2 kötü sonuçtan da kurtuldun. Şimdi yıpranmışı getir.
+E hani kurtulmuştum?
-Kötü sonuçlardan kurtuldun. Annen akşam gelse ve her yerde çamurlu ayakkabı izi görse hem de halının üzerinde ne yapar seni? Yada benim her emrimi uyguluyorsun yemek yeme emri versem?
+Doğru.
Yıpranmış terlikleri yengeme verdim ve bir de mutfaktan bıçak istedi. Bıçağı getirdiğim de ise ayrı bir tabağa benim paylarımı ayırmıştı ve kendi payını bitirmişti. Bıçağı aldıktan sonra ise terliğini parçaladı ve benim payımla karıştırdı ve tabağı önüme verdi. Terliğin bir tekini doğramıştı diğer teki ise yanın duruyordu.
-Bu zaten giymediğim bir terlikti. Ye gitsin, yarasın tırtılıma!
Sonra yemeye başladım. Terlik eskimekten yumuşamıştı ve çiğnerken zorlanmıyordum ama tadı da iğrençti. Her şeyi bitirmem 5 dakika falan sürmüştü. Yengem beni tebrik etti ve diğer terliği de direkt ağzımın içine doğradı ve onu da öyle yedim. Bana etrafı toplattı ve kendisi TV izlemeye başladı. Etrafı toplayıp geldiğimde ise bana ayakkabılarının hepsini yalamamı söyledi. Dediklerinde haklıydı annem evde ayakkabı izi görse beni bir güzel azarlardı bu yüzden. İlk önce bottan başladım, yengem bunu kaldırmadan önce hiç temizlememiş belli ki. Daha önümde 4 tane ayakkabı daha duruyordu, işim uzun olacak gibiydi. Yere yatıp ayakkabılarını yalarken birden soyunmamı söyledi ve hemen soyundum ve yattığım yerde botunu yalamaya devam ettim. Botunun biri sonunda bitmişti ve diğerine geçtim. Botların altında her çeşit pislik vardı, tozlar, taşlar, çamur. Botları bitirmem 20 dk falan sürdü sonra topukluya geçtim. Bunu yalarken fark ettim ki topukları çok sivriydi. Bu o kadar kirli değildi ve hızlı bitince diğer tekine geçtim. Sonra bir topuklu daha ama bununda burnu sivriydi. Bu neredeyse hiç giyilmemişti bu yüzden yalamadım. Günlük ayakkabılar da aşırı değildi ve o da hızlı bitti. Yengeme hepsini bitirdiğimi söyleyince tasmamdan beni çekiştirerek annemlerin yatak odasına götürdü ve beni yatağa yüzüstü yatırıp kenarlara kelepçeledi.
-Şimdi sana annenlerin yatağında istediğim her şeyi yapacağım. Boşalmamaya dikkat et, kim bilir belki onlarda boşanır.
Bunu duyduktan sonra dondum kaldım. Gerçekten bunu yapar mıydı?
- Sende aynı Nisa'nın bizi terk edip gittiği gibi onları terk edip gidersin, gelip benimle yaşarsın. Üniversite sınavıyla ilgili düşünmene gerek kalmaz. Okulu düşünmene gerek kalmaz. Düşüneceğin tek şey benim mutluluğum olabilir.
Hayır. Yengeme tamamen sadığım ama bu olmaz.
-Ne dersin?
+Yenge olmaz. Bu benim için çok fazla olur. Bu sınav benim geleceğim ve ailem! Onlar yani- ailem!
-Beni ilgilendirmiyor. Eğer aileni bu kadar önemsiyorsan boşalmamaya çalış, hatta zevk sularını bile tutman gerekir. Şimdi bana ağzını tıkayabilecek bir şey söyle.
Yengeme odamdaki gagi söyledim ve onu getirdi. Daha sonrasında toplu olanını da almıştım ve yengem onu bulup getirdi ve ağzıma taktı. Şimdi hatırlıyorum da bunu alıp ağzımı büyütme sebebim yengemin ayağını boğazıma kadar sokabilmesi içindi ama o zamandan beri bunu yapmamıştık. Bugün yengeme hatırlatacağım bunu ama şimdi kendimi boşalmamak için zorlamalıydım. Yengemin yapacağı şeyi beklemeye başladım ve sırtımda ki yanma hissiyle ne yaptığını anladım. Beni kırbaçlıyordu. Kırbacı kullanmakta amatördü. Yeterince sert savurmuyor ve arada sırtım yerine yatağa vuruyordu. İlk defa kullandığından normaldi bu. Yengem güçlü biriydi ama kırbacı o kadar güçlü vurmuyordu. Ya birden sert vurup beni hazırlıksız yakalamaya çalışıyor da olabilirdi. Ben bunları kafamdan geçiriyordum ama yengem vuramıyor gibiydi gerçekten. Ağzımda şu top olmasa teşvik edebilirdim ama sonuç ortada. Evet acıtıyordu biraz ama o kadar da değil. Yengem de acıtamadığını fark etmiş olacak ki vurmayı bıraktı ve kırbacı yanıma atıp yatağa çıktı ve kırbacı tekrar eline aldı ve yakın mesafeden vurmaya başladı. Yengem kırbaç işini beceremiyordu. Ağzımda ki toptan yengeme seslenmeye çalıştım ve sonunda topu ağzımdan çıkardı.
-Ne var lan?
+Vuramıyorsun yenge.
-Fark ettim. Bu kırbaç benlik değil gibi.
+Ne yapacağız o zaman?
-Sen mi burada karar veren tarafsın ben mi tırtılım? Söyle bakalım burada üstün olan kim?
+Sensin yenge?
-Sözleri mutlak olan kim?
+Sen.
-Mükemmel olan kim?
+Yine sen.
-Aferin o zaman şimdi şunu söyle, burada mal olan kim?
+Ben.
-Kendi başına bir şey başaramayan kim?
+Ben.
-Bokumu yiyen? Benim keyfim için erkekliğini satan, taşaklarını ezdiren, kendini dövdüren kim?
+Ben.
-O zaman düşünme işini bana bırak. Ben ne yapacağımı bilirim.
Sonra topu tekrar ağzıma taktı. Yengemden birden böyle bir tepki beklemiyordum. Sadece ne yapacağımı sormuştum ve sırf bundan sinirlenmişti. Yengem beni yatakta bırakıp gitmişti ve geri geldiğinde yanında kırbacı yoktu. Ne yapacağını bilmiyordum ve tekrar yatağa çıkıp penisimi eline aldı ve chastityi çıkardı. Sonra da yatağın kenarlarından kelepçelerimi de çözdü. Ne yapacağını kestiremiyordum ve kelepçeleri çözdükten sonra yatağın yanına diz çökmemi söyledi. Bu seferde yere oturunca beni kenarlara kelepçeledi ve kıyafet dolabından annemin kıyafetlerini etrafa saçmaya başladı. Eline geçen annemin tüm kıyafetlerini odanın etrafına dağıtmıştı ve bazı kıyafetleri insana giydirir gibi yere dizmişti.
-Şunlar annenin değil mi?
Başımı salladım.
-Şimdi hayal et. Bu kıyafetlerin içinde annenin olduğunu hayal et.
Bunu dedikten sonra kıyafetlerin üzerine çıktı.
-Şimdi annenin ayaklarımın altında olduğunu hayal et. Nasıl bir his?
Sonra ayağını kafanın olması gereken yere koydu. Biraz biraz gözümde canlanıyordu.
-Şimdi de annenin kafasını eziyorum.
Gerçekten gözümde canlanmaya başlamıştı artık. Annemi yengemin ayakları altında görüyordum.
-Annen bir ara senin bana borçlu olduğunu söylemişti hatırlıyor musun? Ama aynı zamanda o da borçlu değil mi bana sana baktığım için. Belki seni böyle bağlı bırakır annen gelene kadar burada bekler ve tüm bunları annene anlatabilirim ne dersin?
Bunu engellemeliyim! Yengem kesinlikle yapardı bunu. Bu toptan kurtulup yengeme yalvarmam lazım ama ellerimde bağlı.
-Annen seni kurtarmak için belki benim kölem olur. Her gün gelir seni yaptıklarını yapar. Belki onu satarım para için. Sen de annenden gizli gelirsin ve annende seni kurtarmış zanneder ve bir gün ikinizi aynı anda kullanırım. Bu anneni mahvederdi değil mi?
Yengemin tüm bunları acımasızca ve zevk alarak anlatması artık beni ağlatmıştı. Gözlerimden yaşlar akıyordu ama yengem umursamıyordu. Annemle ilgili şeyleri anlatmayı bitirince ağladığımı fark etti.
-Ağlıyon mu lan sen? Oyyy tırtılım annesine çok mu değer verirmiş? Anneciğine için mi ağlıyormuş? Tamam tamam anneni kölem yapmam ağlama. Kessene lan ağlamayı!
Birden karnımı tekmelemeye başladı. Yengem bugün bir tuhaf davranıyordu. En ufak şeylere patlıyordu nedense. 5-6 kere tekmeledikten sonra kelepçelerimi çözüp salona gitti. Ben kendime geldiğimde kelepçeleri alıp yengemin yanına gidecektim ama annemin tüm kıyafetlerini etrafa saçmıştı. Hızlı bir şekilde kıyafetleri katlayıp yerlerine koydum ve yengemin yanına gittim. Yengem yine TV izliyordu.
-Sonunda gelebilirdin. Ağzındaki topu çıkar.
Topu çıkartıp TV'nin önüne koydum ve yengemin yanına gittim. Yengemin yanına varınca elleriyle ağzımı ayırabildiği kadar ayırdı ve biraz inceledikten sonra bıraktı.
-Anlıyorum. O top sayesinde ağzını büyütmüşsün. Güzel.
Sonra bana ayağının önüne yatmamı söyledi ve bende dediği gibi ayaklarının önüne yattım. Sonra ayağa kalktı ve ayağını ağzıma sokmaya başladı. İlk zamanı hatırlıyorum da parmaklarını bile sokamamıştı ama şimdi 5 parmağını da çok rahat sokmuştu. Yengem de bu gelişmeye şaşırmıştı ve ayağını ilerletmeyi unutmuştu. Sonra ayağını biraz daha zorlamaya başladı. Her gün yaptığım ağzımı esnetme çalışmaları gerçekten sonuç vermişti ve yengem boğazıma kadar zorluyordu ayaklarını. Parmaklarının üstüne kadar sokabilmişti ayaklarını ama daha fazla ileri gidemiyordu ve ayağını olduğu yerde biraz tuttuktan sonra çekti.
-Git bez getir yada leğen ve su ayağımı temizle. Şuna bak tükürük ve kanla kaplanmış.
Ağzımdaki tadın yengemin ayağından sanıyordum ama kendi kanımmış. Yengem tırnaklarıyla ağzımın içini kesmiş demek ki. Leğenle suyu getirmeye gittim.
Banyodan leğen ve suyu alıp yengemin yanına gittim ve yengemin ayağındaki tükürük ve kanlarımı temizlemeye başladım. Ayaklarını temizledikten sonra leğeni banyoya götürdüm tuvalete döküp odama gittim. Bugünlük yengemin gitmesi için para ödemeyi düşündüm ama hem parayı alır hem gitmezdi. Yine de yumuşaması için ona parayı teklif edecektim ve 200 liramı alıp yengemin yanına döndüm. Odaya girdiğimde yengem benden topuklusunu istedi ve yanına gittiğimde eğilip topuklularını giydirdim ve kalkacakken ayağını kafama koydu ve beni yere yatırdı.
-Yerde kal, dinleneceğim biraz.
Topuklularını sırtıma bastırıyordu. Topukların sivri olması da acımı katlandırıyordu ve yaklaşık 10 dakika boyunca sırtıma topuk izlerini çıkarttı. Ayaklarını çektikten sonra aynı pozisyonda kalmamı söyledi ve telefonla sırtımı çekti. Ayağa kalktığım zamanda fotoğrafı bana gösterdi ve sırtımın neredeyse her yerine topuk izlerini çıkartmıştı ve bazı yerlerde kanlar vardı. Mutfaktan peçete almama izin vermedi ve halının üzerine yatmamı söyledi. Sırtım kanlıyken beyaz halının üzerine yatamazdım, o kan lekelerini çıkarmakla uğraşmak istemiyordum ve getirdiğim parayı çıkarıp yengeme yalvardım, halıya en azından sırt üstü yatmamak için 200 lira. Parayı elimden aldı ve göğsümden tekmeleyip beni halının üzerine yatırdı. Lekenin üzerine çıkmaması için dönecekken yengem ayağını göğsüme koydu ve dönmemi engelledi.
-Bundan sonra böyle olacak tırtıl. Sen kazandığın parayı bana vermek içiz yalvaracaksın ben de sana işkence yapacağım. Bu siktiğimin halısına ne oluyorsa olsun beni ilgilendirmiyor. Anneciğine bir şeyler salla artık yerdeki nokta nokta kırmızı lekelerin ne olduğuyla ilgili. Hatta şimdi beni sinirlendirdiğin için aynı yara izlerini göğsüne ve karnına da yayacağım. Kımıldayıp da beni düşürürsen anneciğine seni hazır bırakırım.
Yengem bugün sadece fetişlerde sert değildi, kendisi de tamamen sertti ve buna ek olarak bugün anneme takmıştı. Konuşmasını bitirince göğsüme çıktı ve topuklarına ağırlığını verdi. Dediği gibi topuk izlerini çıkarmak için tüm ağırlığını veriyordu. Göğsümü bitirince karnıma geçti ve karnımı da yara etti. Ön tarafımda da kanamalar vardı ve sonunda gidip yaralarımı temizlememe izin verdi. Banyoya gidip gereken işlemleri yapıp temizlendim ve banyodan çıkarken yengemin odama girdiğini gördüm. Yengemin arkasından bende girdim ve yengem kitaplığımda ki tüm kitapları etrafa saçıyordu! Yengemi durdurmaya çalıştım ama bana sert bir tokat atıp uzaklaştırdı ve odamı dağıtmaya devam etti. Kitaplarımı etrafa fırlatıyor a4'lere yazdığım notları etrafa saçıyordu ve kalemliğimdeki kalemleri de dağıttı. Durması için ayaklarına kapandım ama nafile, suratımı tekmeleyip yaptığını yapmaya devam etti. Odamda ki tüm kitap, defter ve kalemleri dağıttığına emin olunca yerde yatan benin yanıma geldi suratıma basmaya başladı.
-Görüyorsun değil mi? Ben istediğimi yaparım ama sen yalvarsan bile durmam. Suratına tekmeyi basar geçerim. Şimdi beni içeri taşı ayakta durmaktan yoruldum.
Sabahki gibi 4 ayak oldum ve yengem sırtıma oturdu. Salon yerine beni mutfağa yönlendirdi ve mutfağa girince sırtımdan indi. Buzdolabını açıp incelemeye başladı ve yemekleri etrafa dağıtacağından korkmaya başladım. Temizlemek sıkıntı değildi ama annem yemeklerin eksikliğini anlardı. Yengemin yanına yanaştım ve tencerelerin içine bakıyordu. Dağıtacak gibi değildi ama ne yapacağını da tam kestiremiyorum. Kendisine birkaç meyve aldı ve yıkamam için bana verdi. Meyveleri yıkayıp ona verdim ve o meyveleri yerken benden ayaklarını yalamamı istedi. Sonunda biraz soft olacak diye düşündüm ve eğilip ayaklarını yalamaya başladım. Yıkadığım meyveleri yemeyi bitirince suratıma tekme atıp beni yolundan çekti ve tekrar salona geldik. Salona girince sivri burunlu topuklu ayakkabısını giydi.
-Odanın ortasında dur ve bacaklarını ayır.
Dediği gibi yaptım ve yengem de karşıma geçti ve ilk tekmesi için hazırlanıp sivri burunluyu taşaklarıma geçirdi. Düşündüğümden daha çok acıtmıştı ve yere serildim. Yere serilince hızlıca geri kalktım ve az öncekinden de şiddetli bir tekme daha yedim ve bu sefer yerden kalkamadım. Yengem yerden kalkmadığımı görünce ayakkabısını çıkarıp yanıma geldi ve her tarafımı tekmelemeye başladı. Sırtım, kafam, kollarım, bacaklarım, karnım, göğsüm. Aşırı sert bir şekilde tekmeliyordu ve sonunda tekmelemeyi bıraktı ve göğsüme oturdu.
-Sağ elim mi sol elim mi?
Bu ne alaka hiç anlamadım.
+Sol el.
2 elini de havaya kaldırdı ve sağ eli yumruk sol eli ise tokat şeklindeydi. Belli ki tokat yemeyi seçmiştim. Sağ elini de tokat yaptı ve tokatları suratıma inmeye başladı. 3-4 dakikalık tokat seansından sonra üstümden kalktı ve beni kollarımdan sürükleyerek koltuğa kadar getirdi ve kafamı oturduğu yere koyup yüzüme oturdu. Yengem bugün bana kendisinin ne kadar güçlü olduğunu falan öğretmiş oldu. Yüzümde otururken arada bacaklarını ayırıp yüzüme tükürüyordu ve geri kapatıyordu. 10-15 dakika sonra yüzümden kalktı ve bana kıyafetlerimi giymemi söyledi. Kıyafetlerimi giyip geldim ve yengem eline maskemi almıştı çoktan ve yanına gelince kafama geçirdi. Evin her yerinden eşyalarını aldı ve kapıya doğru gittik. Evden çıkmadan önce tekrar mutfağa girdi ve tüm kaşıklarımızı, çatallarımı yalayıp yerine koydu. Sonra aynısını bardakların hepsine de yaptı ve buzdolabını açıp tüm yemeklerin için balgam attı. Bunlardan sonra içimden annem ve babama özür diledim ve yengem en son olarak gazı geldiğini hissedince hızlıca tüm yemeklerin kapaklarını açtı ve içlerine osurdu. Tekrar kaşık ve çatalları aldı ve onlara osurup hepsini ayağının altına sürdü ve yerlerine koydu. Mutfakta işi bitince evden çıktık. Onu yine evine kadar 4 ayak şeklinde götürdüm. Bugün her ne kadar çok sert ve acımasızca geçmiş olsada bugün yengemle son günümdü. Bizim evdeki yediğim dayaklardan sonra kendimi zor taşıyordum birde üstüne yengemi taşımam gerekiyordu. Yolda giderken yığılmıştım ve kalkamayacın da yengem beni ters çevirip ayakkabısını suratıma yaklaştırdı ve
-Son gününde bu ayaklara kavuşmak istiyorsan kalk ve beni taşı.
Zar zor da olsa kalktım ve yengem tekrar sırtıma oturdu. Nasıl yengemin evine kadar gittim bilmiyorum ama bir şekilde gitmiştim. Yengemin evine girince ise tamamen yığıldım ve tekrar kalkamadım. Yengem beni kollarımdan tutup salona kadar sürükledi ve yerde bırakıp kendisi bir yere gitti. Ben bir süre sonra bayıldım.
Geri uyandığım zaman aynı yattığım yerde uyandım. Uyanınca ilk iş olarak saate baktım ve annemlerin gelmesine daha 1 saat falan vardı. Vakit konusunda içim rahatlayınca yengemi aramak için yerden kalktım ve yengem kendi yatak odasında uyuyordu. Onu uyandırmak istemedim ama bugün son günümüzdü, belki ayaklarını yalamayı denesem uyanırdı. Ayaklarının dibine geçtim ve yumuşak br şekilde yalamaya başladım. Yengemde hafiften uyanmaya başladı ve 1 dakika sonra falan tamamen uyandı.
-Bugünlük bu kadar seninle uğraştığım yeter tırtılım. Bugün son günümüz olduğu için böyle olduğunu biliyorsun değil mi?
+Evet yenge. Tahmin etmiştim.
-Demek artık bunlar olmayacak ha. Yalnız bir dul olarak tüm gün tek başıma olacağım.
+Aslında senin sevebileceğin bir iş önerebilirim yenge.
Ve yengeme tüm o sahibelik işlerinden falan bahsettim. Twitter hesabını açtım ve birkaç paylaşım yaptık. Ayakları, benim onun ayaklarını yalarken video, trample videosu falan çektik ve hesabına yükledik.
Yengemden ayrılmadan önce son kez bugüne kadar tüm yaptıklarımızdan birer kez daha yapmasını istedim ve ilk olarak tüm bunları başlatan hızlı bir tırtılıcılık oynadık. Ardından bu maceranın mihenk taşı olan bağda ayağını yüzüme koyduğu anı tekrar ettik. Sonra kar topu etkisini başlatan tekmelemeye geçtik. Tekmeleri hala zevk veriyordu, trample, ayaktan yemek yedirme, falan hepsini teker teker yaptıktan ve yengemin evinden ayrıldım.
Beni bu bölüme kadar desteklemiş herkes için çok teşekkür ederim. Muazzam bir yolculuk oldu benim için, hikayeyi yazarken her zaman zevk aldım ve her zaman sevdiğim şeyleri kattığım için bu kadar uzun ve güzel bir serüven oldu. Bu bölümü final olarak kabul edebilirsiniz. Sonraki bölü sadece bunlardan sonra olanları anlatacak bir bölüm olacak dediğim gibi. Tekrar beni desteklediğiniz için teşekkür ederim.