27 - Kırılma anı
(Bu bölümde anlatım Ceyda'da olacak)
Nur hanımın o pembe strap-on'u ilk gördüğüm günden beri yaklaşık üç hafta geçmişti. Bu süre boyunca her ziyaretimde beni biraz daha ileri taşıyor, biraz daha zorluyordu. Artık onun götünü yalamak benim için sıradan bir eylem haline gelmişti. Ama asıl eğitim, o strap-on'la devam ediyordu.
Bugün yine Nur hanımın evindeydim. Dizlerimin üzerinde, onun önünde çıplak bir şekilde bekliyordum. Nur hanım ise koltuğunda uzanmış, belindeki pembe strap-on'la oynuyordu.
N: "Ceydacığım, bugün seninle biraz daha ileri gideceğiz. Hazır mısın?"
C: "H-her zaman hazırım, sahibem."
N: "Güzel."
Nur hanım ayağa kalktı ve önümde durdu. Strap-on tam yüzümün hizasındaydı. Kokusu artık bana tanıdık geliyordu - o silikon ve hafif ter karışımı koku.
N: "Öp."
İtaatle dudaklarımı strap-on'a dayadım. Artık bunu nasıl yapacağımı iyi biliyordum. Önce uç kısmını yavaşça öptüm, sonra dilimle her yerini yaladım. Nur hanımın tatminkar bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Onu memnun etmek, her şeyden daha önemliydi.
N: "Aferin kölem. Çok hızlı bir şekilde öğreniyorsun, sanki gerçekten benim penisimi yalıyorsun gibi hissettiriyorsun. Şimdi ağzına al."
Heyecanla ağzımı açtım ve strap-on'u ağzıma almaya çalıştım. Boyutu hâlâ beni zorluyordu, öğürme refleksimi kontrol etmek için kendimi zorlamam gerekiyordu.
N: "Yavaş yavaş alıştıracaksın kendini, gerçi şimdiye kadar alışmış olman lazımdı da neyse. Bunlar daha küçük sayılır sonuçta."
Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Bu kadarının "küçük" sayılması beni hem korkutuyor hem de heyecanlandırıyordu.
Nur hanım bir süre ağzımda ileri geri hareket ettirdi. Her seferinde biraz daha derine itiyor, benim öğürme seslerimi keyifle dinliyordu. Boğazımın derinliklerine kadar girdiğinde, gözlerimden yaşlar geliyordu ama ses çıkarmıyordum. Onu memnun etmek istiyordum.
N: “Hmm… Yeterince ıslandı herhalde, devam edebiliriz. Şimdi arkanı dön, ne yapman gerektiğini biliyorsun.”
Kalp atışlarım hızlandı. Bunun anlamını biliyordum. Yavaşça arkamı döndüm ve dört ayak pozisyona geçerek kalçamı havaya kaldırdım. Bu pozisyon artık tanıdıktı.
N: "Ne kadar güzel bir manzara. Benim için yaratılmışsın adeta."
Nur hanımın elleri kalçalarımda gezindi. Sert ve dominant dokunuşları tenimi yakıyordu. Strap-on'un ucunu vajinama dayadığında nefesim kesildi.
N: "Rahatla Ceydacığım. Neyin geldiğini biliyorsun, artık hazırsındır da. Sana zarar vermeyeceğim."
Yavaşça içime girmeye başladı. İlk başlardaki acılar yerini yoğun bir zevke bırakmıştı. Artık bedenim ona alışmıştı, hatta bu hissi özler olmuştu.
N: "Görüyor musun? Deliğin hemen içine çekmeye başladı, efendisini özlemiş. Sen doğuştan buna uygunsun.”
İçimdeki hareketleri hızlandıkça, inlemelerim de artıyordu. Kendimi tutmaya çalışıyordum ama imkansızdı. Nur hanım her hareketiyle beni daha da çıldırtıyordu.
N: “Kendini tutmana gerek yok, kölem! Zevk aldığını bileyim!"
Artık kendimi tutamıyordum. Yüksek sesle inliyor, onun adını sayıklıyordum. Bu, onu daha da heyecanlandırıyordu. Bir eliyle saçlarımdan çekiyor, diğeriyle kalçalarıma vuruyordu.
N: "Kimin kölesisin sen?"
C: "S-Sizin sahibem! Sadece sizin!"
N: "Doğru! Ve ben seni istediğim gibi kullanırım!"
Aniden hızlandı ve daha derine girdi. Çığlık atmamak için dudaklarımı ısırdım. İçimdeki patlama hissiyle birlikte boşaldım. Bacaklarım titriyor, ayakta duramıyordum.
Nur hanım biraz daha gir çık yaptıktan sonra içimden çıktı ve beni yere yığılır halde bıraktı. Ben yerde yüz üstü yatarken yanıma eğildi ve yüzümü çevirip alnımdan öptü.
N: "Aferin Ceydacığım. Çok iyi gidiyorsun."
Tam toparlanmaya çalışırken, Nur hanımın telefonu çaldı. Yerimden kalkmaya çalıştım ama o beni durdurdu.
N: "Kımıldama. Ben açarım."
Nur hanım telefonuna baktı ve gülümsedi. Arayan muhtemelen Berk'ti.
N: "Alo Berkcim? [...] Evet, buradayım. [...] Hayır, yalnız değilim, Ceyda da burada. [...] Gel hemen. [...] Evet, şimdi."
Telefonu kapattı ve bana döndü. Yüzünde o meşhur sinsi gülümsemesi vardı.
N: "Soytarımız da bize katılacak. Ona eğitimindeki ilerlemeni göstereceğim, heyecanlandın mı?”
İçimi heyecanla karışık bir korku ve utanç kapladı. Berk beni böyle görecekti. Utancım ve heyecanım birbirine karışıyordu. Nur hanım beni yerden kaldırdı ve koltuğa oturttu.
N: "Şimdi sakince otur ve bekle. Berk geldiğinde sana ne yapacağımı biliyorsun, değil mi?"
C: "E-evet sahibem."
Nur hanım strap-on'u çıkarmadı. Aksine, daha dik durması için düzeltti. Kapı açılmasıyla ikimiz de o anın geldiğini biliyorduk.
N: "İşte soytarımız geldi. Hazır mısın kölem?"
Sadece başımı sallayabildim. Kalbim yerinden fırlayacak gibi atıyordu. Nur hanım kapıya doğru yürüdü ve Berk içeri girdiğinde, onu bekleyen manzara karşısında donup kaldı.
Berk'in şaşkın bakışları altında, Nur hanım bana döndü ve o meşhur emrini verdi:
N: "Ceydacığım, şimdi soytarıma gerçek bir kölenin nasıl kullanıldığını gösterelim.”
(Buradan sonra karışık, genel olarak anlatım Berk'te)
Nur yengemin evine girdiğimde karşılaştığım manzara karşısında donup kalmıştım. Ceyda, koltuğun üzerinde çıplak ve titrer vaziyette oturuyor, Nur ise belindeki pembe strap-on'la özgüvenle önünde dikiliyordu. İçimde bir şeyler koptu. Bu benim sevgilimdi, ama aynı zamanda efendimin kölesiydi.
Nur yengemin sesi o her zamanki dominant tonundaydı, ama bugün daha farklı bir keskinlik vardı.
B: "N-Ne oluyor burada?"
N: "Soru sormak sana mı kaldı? Üstünü çıkar ve şu köşeye otur. Seyretmeyi hak ediyorsun."
Ellerim titreyerek üstümü çıkarmaya başladım. Chastity cage'im soğuk havayla temas edince ürperdim. Nur beni tam arkalarına, yere oturttu. Ceyda'nın yüz ifadesi karmaşık duygularla doluydu - utanç, heyecan ve bir parça korku.
Nur, Ceyda'ya döndü ve onun çenesini tuttu.
N: "Bak kölem, artık senin gerçek sahibin benim. Sözde sevgilin artık sadece bir seyirci."
Ceyda'nın gözleri doldu ama itiraz etmedi. Onu tanıdığım kadarıyla, bu onun için hem işkence hem zevkti.
Keşke bu kadar ileri gitmeseydik, diye düşündüm içimden. Ama durduramam ki onu. O bunu istiyor, ben de... ben de izlemek zorundayım.
Nur, Ceyda'yı yüzüstü bir şekilde koltuğa yatırdı ve strap-on'u dikeltti. Ardından Nur yengemde koltuğa çıktı ve strap-onunu Ceydanın göt deliğine sürtmeye başladı . Benim bakışlarım altında, Ceyda’yla ilişkiye girecekti.
N: "Görüyor musun Berk? Senin sevgilin artık benim karım gibi. Onu senin asla yapamayacağın şekilde tatmin ediyorum."
Her kelimesi bıçak gibi saplanıyordu. Chastity cage'im acıyordu, ama daha çok kalbim acıyordu.
O benim sevgilim! diye bağırmak istiyordum içimden. Ama aynı zamanda efendime itaat etmeliyim. O ne derse o olur.
Ceyda'nın iç sesi: Berk'in gözlerindeki acıyı görebiliyorum. Ama Nur hanımın bana yaptıkları... Bu zevk... Kendimi durduramıyorum.
Nur, Ceyda'nın içine girdiğinde, ikimiz de nefesimizi tuttuk. Ceyda'nın inlemeleri odada yankılanıyordu. Nur, her hareketinde bana bakıyor, zafer dolu bir gülümsemeyle:
N: "Erkekliğini aldığım gibi, sevgilini de aldım Berk. İkiniz de bana aitsiniz. Bu ilişkiye ben sahibim."
Ceyda'nın çığlıkları arttıkça, içimdeki çatışma da büyüyordu. Onu kurtarmak mı istiyordum, yoksa bu manzarayı izlemekten zevk mi alıyordum? İkisi de birbirine karışmıştı.
O benim sevgilim, diye düşündüm yeniden. Ama efendimin kölesi. Peki ben neyim? Seyirci mi, yoksa bir parçası mı?
Nur yenge, Ceyda’nın kafasının arkasından bastırarak yüzünü koltuğa gömdü ve çığlıklarını bastırdı. Ardından çığlıkları azalmayı başladığında da Ceydayı saçından çekerek onu daha da kendine doğru çekti.
N: "İtiraf et kölem, kim daha iyi? O işe yaramaz, erkekliğinin kilidi bende olan sevgilin mi, yoksa benim gibi gerçek bir sahibe mi?"
Ceyda'nın cevabı yüreğimi parçaladı:
C: "S-Siz sahibem! Her zaman siz!"
Nur zaferle bana baktı. "Duyuyor musun soytarı? Senin sevgilin beni tercih ediyor."
Ceyda'nın iç sesi: Berk, lütfen anla. Bunu istiyorum. Hem seninle olmayı hem de ona itaat etmeyi istiyorum. Neden ikisini aynı anda yaşayamıyoruz?
Nur'un hareketleri hızlandı, Ceyda'nın çığlıkları odanın her yerine yayılmaya başladığı anda Nur yenge Ceydanın yüzünü tekrar koltuğa gömdü. En sonunda ikisi de boşaldığında, odada sadece ağır nefes sesleri ve kalp atışlarımın sesi vardı.
Nur yenge, strap-on’u belinden çıkardı ancak strap-onu Ceydanın içinde bıraktı ve sonra bana döndü. Yüzünde tatmin olmuş bir ifade vardı.
N: "Şimdi soytarı, git sevgilini temizle. Şu an belki ona haz verebilirsin.”
Yerimden kalktım, bacaklarım titriyordu. Ceyda'nın yanına gittim. Gözleri doluydu, ama utancını gizlemeye çalışıyordu.
B: "Ceyda..." diye fısıldadım.
C: "Özür dileme Berk," diye karşılık verdi o da fısıldayarak. "Bunu ben istedim.”
Ceyda’nın her yeri, özellikle bacakları titriyordu. Ben içindeki strap-onu çektikçe inliyordu. Strap-onu çıkarıp kenara koyacakken Nur yengem:
N: “Onu da temizlemeyi unutma!”
Diye seslendi. Elime bez ve peçete alarak hem strap-onu hem de Ceydayı temizlemeye başladım. Belliydi ki ben gelmeden önce de ilişkiye girmişlerdi.
Ceydayı temizlerken, içimdeki çatışma devam ediyordu. Bu ilişki artık kontrolümüzden çıkmıştı. Nur yengem, ikimizi de avucunun içine almıştı.
Nur, koltuğa uzanmış, bizi izliyordu.
N: "İkiniz de bana ait olduğunuzu unutmayın. İlişkinize ben karar veririm. Kimin ne zaman, nasıl sevişeceğine ben karar veririm."
Temizlik işini bitirdiğimde, Nur son emrini verdi:
N: "Şimdi gidebilirsin Berk. Yarın yine burada ol."
Ceyda'ya son bir kez baktım. Gözleri "Git" diyordu. Kıyafetlerimi tekrar giydim ve dönüp kapıya yöneldim. Her adımımda, içimdeki çatışma büyüyordu:
Efendime mi itaat etmeliydim, yoksa sevgilimi mi korumalıydım? Peki ya sevgilim de efendimi istiyorsa? O zaman ben neyim?
Kapıyı açıp çıktığımda, tek düşünebildiğim şey buydu: Bir şeyler yapmam gerek.