Hande sabah erkenden gelmiş, Aslı'yla kahvaltılarını yapıp Büşra'nın ayaklarının dibine geçmişlerdi. Büşra ise öğlene doğru kalkmış, Aslı'nın hazırladığı kahvaltıyla karnını doyurmuştu. Sıra Tuğçe'nin kahvaltısını hazırlamaktaydı. Aslı'nın Tuğçe için hazırladığı biraz peynir, çekirdeği çıkarılmış bir kaç zeytin, 1-2 salam ve yumurtadan oluşan kahvaltı tabağını küçük bir leğene boşalttı. İçine iki bardaklık portakal suyunu döktü ve son olarak ta 2-3 dilim ekmek doğradı. Bugün, Tuğçe'yi serbest bırakma zamanı gelmişti. Hem fiziki açıdan zarar görmesi için aşırı tehlikeli bir durumdu çünkü yaklaşık 34 saattir bağlı durumdaydı. Biraz serbest bırakması gerekiyordu. Zaten her tarafı uyuşmuş ve mahvolmuş bir Tuğçe'den korkmanın da anlamı kalmamıştı. Büşra, elinde leğen, arkasında ise iki köpeğiyle ihtişamlı bir şekilde odaya dalmış, Tuğçe'nin suratına diğer elindeki bi bardak suyu boşaltarak kendine gelmesini sağlamıştı. Hande'ye bi bakış atarak Tuğçe'yi çözmesi gerektiğini belirtti. Tuğçe tamamen çözüldükten sonra Büşra'ya baktı. Kimseden çıt çıkmıyordu. Tuğçe, kendine gelebilmek için ayağa kalktı. Yürümeyi denedi. 1 adım.. 2 adım.. derken bi anda dizlerinin bağı çözüldü ve yere kapaklandı. Tam Büşra'nın önüne düştü. Büşra hala sesini çıkarmıyor, Tuğçe'nin ayaklarının dibindeki aciz halini izliyordu. Tuğçe, yerden destek alarak tekrar ayağa kalkmak istedi ama titreyen kolları kendini kaldıramadı. Yüz üstü bıraktı kendini Büşra'nın ayaklarının dibine. Bir anda harcadığı enerji ona fazla gelmiş, gözleri kararmıştı. Son gördüğü hemen önüde duran inci gibi dizilmiş siyah ojeli 10 parmaktı.
..
Gözünü tekrar açtığında yerde sırt üstü yatıyor, hemen yüzünün 30-40 cm üstünde sallanan bir ayak ve o ayağın iki yanından öpen Aslı ve Hande'yi görüyordu. Hande hemen havlayarak Tuğçe'nin uyandığını Büşra'ya haber verdi. Aslı ve Hande ayak altından çekilmiş, Büşra'nın ayağının altında sadece Tuğçe kalmıştı. Büşra, bacak bacak üstüne atmış üstteki ayağını Tuğçe'nin yüzüne indirdi yumuşakça. Diğer ayağı leğenin içinde, tüm ayağının tadı yemeğin tadına bulanmıştı. Tuğçe'ye yaklaşık 5 dakika ayağını öptürdü. Tuğçe ilk başta öpmek istemeyecekti fakat yemeğe ulaşmak istiyorsa bunu yapması gerektiğini öğrenmişti. Büşra, ayağını öptürdükten sonra ayağını Tuğçe'nin suratından çekti.
B: Hadi bakalım Tuğçe'cik yemeğinin başına
Tuğçe, dinlendiği için daha iyiydi. Yerden kalkıp 4 ayak bir şekilde Büşra'nın ayağının içinde bulunduğu leğene eğildi. Yemeği yemeye çalıştı fakat Büşra'nın ayağı leğeni doldurmuştu, yiyemiyordu. Yapması gerekeni anladı. Nazikçe ayağı kaldırarak yalamaya başladı. Tüm tat duyuları yavaş yavaş yerine gelmeye başlamıştı. En son yediği yemek dündü. Büşra, ayağını yalayan hatta yemeye çalışan Tuğçe'ye acıyarak gülmeye başladı. Kahkahasını tutamayarak tabanıyla Tuğçe'nin suratına vurarak yeter işaretini verdi.
B: Aslı! Hande! Ben dışarı çıkıyorum, gözünüz Tuğçe'de olsun. Sık sık yapmanız gerekenleri yapın. Yemeğini bitirdikten sonra da bağlamayı unutmayın.
Tuğçe, kafasını yemeğe gömmüş olanları duymuyordu bile. Hande ve Aslı'da elleri önde bağlı, başları yere eğik şekilde Büşra'yı dinledikten sonra havlayarak anladıklarını belirttiler. Büşra, yüzlerine bile bakmadan odadan çıktı. Hande ise hemen arkasından 4 ayak bir şekilde onu geçirmek için çıktı. Büşra, önce salona geçmiş, bacak bacak üstüne atıp ıslak mendille sırayla ayaklarını sildirmişti. Ardından Hande, Büşra'nın çoraplarını ve önceden yalayarak parlattığı ayakkabıları giydirdi. Tabanlarına birer öpücük kondurup Büşra'yı kapıdan uğurladı. Bunlar olurken ise odada...
T: Bana bak Aslı, Hande'yi de yanımıza çekmemiz gerek. Birazdan onu da senin gibi tekrar ait olduğu yere göndercem. Hande salak kız, eminim anında teslim olacaktır. Fakat olurda bir terslik yaparsa olaya sen müdahele edeceksin. Zaten bitmiş durumdayım, bir de onla uğraşamam. Kendimi akşama, Büşra'ya saklamam gerek.
A: Peki sahibem.
Tuğçe, tekrar yemeğini yemeye devam ederken Hande içeri girdi. Tuğçe, yemeğini bitirdikten sonra Aslı, leğeni götürmek için odadan çıktı ve geri dönüp aralık bıraktığı kapının önünde beklemeye başladı. Her an tetikte olacakları bekliyordu. Hande, Tuğçe'yi tekrar bağlamak için sandalyeye oturttu. Hande, Tuğçe'nin önünde ayaklarını bağlamak için eğilmişti, sanki secde etmiş bir pozisyondaydı. Önce bir ayağına uzandı. Tam o sırada Tuğçe, diğer ayağını Hande'nin başına koydu. Hande, kafasına inen yumuşak ama baskın bir ayağa karşı ne yapacağını şaşırdı. Şaşkınlıkla kafasını yukarı çevirmek istedi ama demin başının arkasındaki ayak Hande'nin suratına gelmişti. O an dondu kaldı Hande.. O kokuyu duydu. O yoğun dişiliğin kokusunu, dominant kokuyu, köle edici kokuyu duydu. Bir kaç nefesten sonra kafasında şimşekler çaktı. Büşra.. Yapamazdı bunu. Büşra kendisini öldürürdü. Tam eğilmiş Tuğçe'nin ayaklarını koklarken kafasını çekip hızlıca kaldırdı. Tuğçe sandalyede oturmuş Hande'nin ne yapabileceğini kestirmeye çalışan bakışlar atıyor, Hande ise Tuğçe'nin önünde diz çökmüş vaziyette şaşkın şaşkın ona bakıyordu. Meme uçlarının dikleştiğini ve amının kabardığını hissedebiliyordu. Tuğçe, ayağını kaldırıp Hande'nin suratına yerleştirdi. Hande çok büyük ikilemde kalmıştı. İtaat etmek için yanıp tutuşuyordu ama yapamazdı. Gayri ihtiyari başını geri doğru çekmek istediğinde acı gerçekle karşılaştı. Arkasında duvar vardı önünde ise ayak. Çekemiyordu.. Ve geçen her saniye Tuğçe'ye bağlanıyordu. Kaçamıyordu ondan, teslim olmuştu. Son bir gayretle karşı gelmek için ayağa kalkmayı denedi. Tuğçe ise pozisyonunu hiç bozmadan öyle bekledi. Hande, ayağa kalktığında yüzündeki ayak aynı şekilde duruyordu fakat bu sefer ayağın altında yüzü değil amı vardı. Tuğçe, Hande'nin lez duygularını kabartmış, kabaran amının etrafında ayağını dolaştırmaya başlamıştı. Parmaklarıyla arada bir giricekmiş gibi yapıp zorluyor ve her seferinde Hande'nin inlemelerini duyuyordu. Olmuştu bu iş! Hande teslim olmuştu. Geriye kalan şey tamamen kendine bağlamaktı. Zamanı boldu, Büşra daha yeni çıkmıştı evden. Bir ayağıyla Hande'nin amıyla oynarken diğerini de Hande'nin ağzına doğru uzatmak istedi ama yetişmedi ayağı. O yüzden memelerine koydu. Hande tamamen teslim olmuş gözlerini kapatarak kendini Tuğçe'ye bırakmıştı. Amını zorlayan ayak yavaşça içine girmeye başlamış, memelerini patlatırcasına ezen ayak ise çıkacak gibi atan kalbini yerinde tutuyordu. Çok sürmeden Tuğçe, ayağında ıslaklık hissetti. Hande'nin sarsıldığını hissetti. Evet, olmuştu. Hande'yi ayağıyla getirmişti. Tuğçe, ayaklarını çekip ayağa kalktı. Hande ise kendisini ayakta tutan ayaklar, vücudundan çekilince titreyerek yere çökmüş, Tuğçe'nin bacaklarına yaslanmıştı. Her şeyi en başından beri izleyen ve tüm olanlar karşısında kendini okşayan Aslı ise kendini tutamayarak Tuğçe'nin ayaklarını dibine attı. Demin Hande'nin ıslattığı ayakları öpüp yalamaya başlamıştı. Çok hoş bir tat geliyordu ağzına. Hande ve Tuğçe'nin ortak tadıydı bu. Dilini ayırmadan Tuğçe'nin ayaklarını tertemiz yaptı. O sırada ise Hande boş durmuyordu. Tuğçe'nin bacaklarına yaslanmış dururken, saçlarında bir el hissetti. O el, yüzünü Tuğçe'nin amına doğru götürdü. Nefessizce yalamaya başladı. Dilini sokup çıkarıyori vakum gibi emiyordu. Tuğçe'nin kasıklarında ıslanmadık yer bırakmadı. Ardından saçlarında ki el kenidin yukarı çekti. Ayağa kalkmıştı tamamen. Yüzünü Tuğçe'nin memelerine gömdü. Dolgun göğüsleri yavaş yavaş öpüp yaladı. Memelerin yanlarını yalarken koltuk altlarından gelen mayhoş kokuya kayıtsız kalamadı. Dilini kaldırmadan koltuk altlarına geçti. Tuğçe, 3 gündür banyo yapamamıştı. Aslı ve Hande, bunun farkındalardı. Yaladıkları ten bu yüzden baskın ve esir edici kokuyordu. Tuğçe'nin işini bu kadar kolaylaştıran da belki de buydu. Ama rahatsız olmuştu. Artık her şey yeniden kendisine bağlıydı. Kendisine tapınan kızları "şşş" diye durdurdu. Banyoya geçip yıkanmaya başladı.