- Bölüm
Aradan tam 7 ay geçmişti.
Ali artık tamamen iyileşmişti. Karnındaki kurşun yarası sadece ince bir iz olarak kalmıştı, ağrıları geçmişti, eski gücüne kavuşmuştu. Ama Gül’ün durumu hiç iyi değildi.
İçindeki dominant kadını, Ali’nin yaralandığı o günlerde hastane döneminde ve evdeki uzun iyileşme sürecinde bilinçli olarak hapsetmişti. O günlerde “Ali’ye daha fazla yüklenemem, yaralı, acı çekiyor” diye düşünüp tüm aşağılama, yasağı, sertliği bir kenara koymuştu. Soft kölelik yapıyordu ali: Ayak masajı, hafif yalama, arada bir izinli boşalma… Ama bu Gül’ü tatmin etmiyordu. Aksine, içindeki ateş gün geçtikçe daha da büyüyordu.
Gül aliye belli etmemeye çalışıyordu ama artık ruhsal bir bunalım içindeydi.
Ali’yle sevişirken tamamen ruh gibiydi. Bacaklarını açıyor, öylece yatıyor, hiçbir karşılık vermiyordu. Ali içine girerken yüzü ifadesiz, gözleri tavana dikiliydi. İşini bitirmesini bekliyordu sadece. Ali “Aşkım… iyi misin?” diye sorduğunda “İyiyim, devam et” diye cevap veriyordu ama sesi bomboştu.
Ali ayaklarını yalarken de aynıydı. Koltuğa yayılıyor, ayaklarını Ali’nin yüzüne uzatıyor, somurtarak izliyordu. Hiç inlemiyor, hiç tepki vermiyordu. Ali ne kadar hevesle yalasa, emse, koklasa da Gül sadece “Tamam yeter” deyip ayağını çekiyordu.
Ali evde iyileşme döneminde chastity’yi hiç takmamıştı. İyileştikten sonra da “Sıkıyor, canımı acıtıyor” diye takmıyordu. Gül de üstelemiyordu. Ama bu durum Gül’ü daha da mutsuz ediyordu.
En ufak bir şeye sinirleniyor, ağlıyordu. Bir gün kahve fincanı elinden kayınca yere düşmüş, dakikalarca ağlamıştı. Ali her şeyi yapıyordu: En güzel yemeklerini yapıyor, ayak masajı yapıyor, çiçek alıyor, pahalı hediyeler alıyor, sarılıyordu… Ama Gül yine gülmüyordu, hiçbir şey Gül’ü mutlu etmiyordu.
Gül kendi kendine konuşuyordu:
“Ben ne yaptım? İntikam almak için onu köle yaptım, şimdi de onu korumak için kendi kişiliğimi öldürdüm mü? Bu ben değilim… Bu mutsuz kadın ben değilim.”
Bir akşam odasına çekilip düşünüyordu. Psikoloğa gitmeyi düşündü ama hemen vazgeçti. “Ne diyeceğim psikoloğa sanki? ‘Eşim köle olmak, ayak yalamak için başka kadınlara gitti ben de intikam için kocamı köle yaptım’ mı diyeceğim? Burası küçük yer, dedikodu olabilir” diye korktu.
Aklına kız kardeşi Merve geldi. O da psikolog doktordu ve Ali’nin köleliğini, tüm süreci en başından beri biliyordu. Başka kimseye anlatamazdı.
Telefonu eline aldı, derin bir nefes verdi ve Merve’yi aradı.
“Alo Merve’cim…”
“Abla? Sesin kötü geliyor, ne oldu?”
Gül sesi titreyerek:
“Merve… Çok kötüyüm. Psikoloğa ihtiyacım var. Gelip gelemeyeceğini sormak için aradım.”
Merve üzüntüyle:
“Abla keşke… Burada hastanede işler çok yoğun, şu ara gelemem. Ama hemen görüntülü arayayım, konuşalım tamam mı?”
“Tamam canım…”
Telefonu kapattılar. 30 saniye sonra Merve görüntülü aradı. Gül yatak odasında yalnızdı.
Gül her şeyi anlattı. 7 aydır süren mutsuzluğunu, Ali’yle sevişirken hissettiği boşluğu, ayak yalatırken bile tepki veremediğini, ağlamalarını, sinir krizlerini, içindeki dominant kadını hapsetmesini… Hiçbir şeyi saklamadı.
Merve not aldı, ciddi bir yüzle dinledi. Bir süre sessiz kaldı, sonra:
“Hmm… Tamam abla, seni anladım. Ali’yi de al yanına şimdi. Söyleyeceklerimi o da duymalı.”
Gül:
“Tamam canım, 1 dakika…”
Salona geçti. Ali koltukta oturuyordu. Gül kulağına fısıldadı:
“Merve’yi aradım… Yardım istedim. Şimdi görüntülü aradı, konuşacağız. Sen de dinle.”
Ali başını salladı:
“Tamam hayatım.”
Gül telefonu sehpanın üzerine dayadı. Kamera hem Gül’ü hem Ali’yi görüyordu. Merve ekranda belirdi.
Merve:
“Evet canım, ben hazırım. Siz de hazırsanız konuşalım.”
Gül:
“Hazırız Merve’cim. Ali de burada.”
Merve derin bir nefes aldı ve direkt konuya girdi:
“Abla… Sen tükenmişlik sendromu yaşıyorsun. Hem de oldukça ağır bir şekilde. Gece uykusuzlukların, ağlamaların, mutsuzluğun, cinsel isteksizliğin… Hepsi bundan. Sen içindeki dominant kadını, o güçlü Sahibe kişiliğini Alinin yaralandığı dönemde bilinçli olarak hapsettin. ‘Ali yaralı, ona daha fazla yüklenemem’ diye bastırdın. Ama o kişilik yok olmadı. Aksine birikti, büyüdü ve şimdi dışarı çıkmak istiyor. Sen onu hapsetmeye çalışırken kendi ruhunu yedin bitirdin.”
Gül gözleri doldu:
“Peki ne yapmalıyım? Uyku ilacı mı alayım?”
Merve başını iki yana salladı:
“Hayır abla. Bu aşamada ilaç pek etkili olmaz. Sen içine hapsettiğin kişiliği, bastırmaya çalıştığın duyguları yaşamalısın. O Sahibe’yi serbest bırakmalısın.”
Gül şaşkın:
“Ne demek istiyorsun?”
Merve net ve kararlı konuştu:
“Abla… Annemlerde BDSM araştırmaları yaparken içindeki dominant kadın uyanmıştı. Ali yaralanıp ameliyat olduğunda ve iyileşme sürecinde sen o kadını içine gömdün. Bastırdığın aşağılama, yönetme, hükmetme duygularını yaşayamayınca mutsuz oldun. O duygular yok olmadı, birikti. Tek çıkar yol: O Sahibe-Köle hayatına geri dönmek. Tam anlamıyla. Soft değil. En baştaki gibi sert, katı, hakimiyet dolu bir şekilde.”
Ali şok olmuş halde:
“Merve… Biz zaten yine bu hayatı yaşamaya çalışıyoruz ama daha soft…”
Merve araya girdi, sesi çok ciddiydi:
“Yok enişte. Soft falan olmaz. Her şey en baştaki gibi olmalı. Üzgünüm ama tek çıkar yol bu. Sen fedakârlık yapmalı ve ablama yine tam anlamıyla her şeyinle teslim olmalısın. Birkaç yıl sonra gidişata göre değerlendirip yine soft’a dönebilirsiniz ama en az 2 yıl tam teslimiyet gerekiyor.”
Gül ve Ali ekrana bakakaldılar. Merve son cümlesini ekledi:
“Abla… O dominant kadın dışarı çıkmak istiyor. Onu serbest bırak. Yoksa bu mutsuzluk seni yiyip bitirecek ve daha da derinleşecek. Ablacım şimdi kapatmalıyım hastam geldi. Beni arayıp gelişmeleri söylersiniz” dedi Merve
Gül: “Peki canım teşekkürler görüşürüz” dedi
Ekran karardı.
Gül ve Ali uzun süre sessiz kaldı. Gül’ün gözlerinde hem korku hem de uzun zamandır özlemini çektiği o ateş parıldıyordu.
Merve’nin görüntülü konuşmasından sonra salon sessizliğe gömüldü. Telefon kapanmıştı ama Merve’nin sözleri havada asılı kalmıştı: “En az 2 yıl tam teslimiyet… Soft olmaz… Her şey en baştaki gibi olmalı.”
Gül koltuğa yaslandı, gözleri uzaklara dalmıştı. İçindeki dominant kadın günlerdir çırpınıyor, dışarı çıkmak istiyordu. Ali’nin iyileşmesi, yumuşak dokunuşlar, sevgi dolu masajlar… Bunlar artık yetmiyordu. O ateş, o hükmetme arzusu bastırılamıyordu.
Ali koltuktan yere geçti, diz çökmüştü, başı öne eğik bekliyordu. Gül bir süre sessiz kaldı. Sonra derin bir nefes aldı, sesi kararlı ama yumuşak çıktı:
“Kölem… Kalk. Karşıma gel.”
Ali hemen ayağa kalktı, Gül’ün karşısına geçti. Gözleri doluydu ama korku yoktu içinde – sadece teslimiyet.
Gül ayağa kalktı, Ali’nin önüne geçti. Sağ elini Ali’nin çenesine koydu, hafifçe kaldırdı, göz göze geldiler.
“İçimdeki o kadını daha fazla hapsetmeyeceğim. Merve haklı. Soft kölelik beni öldürüyor. Seni de tatmin etmiyor. Geri dönüyoruz… En baştaki gibi. Sert, katı, tam teslimiyet.”
Ali’nin gözleri parladı. Dizlerinin üzerine çöktü – hemen, hiç tereddüt etmeden. Alnını yere değdirdi, sesi titreyerek ama kararlı çıktı:
“Sizi çok seviyorum Efendim… 2 yıl veya 3 yıl… Ruhum ve bedenimle tamamen Size teslim olurum. Ne isterseniz yaparım. Yalvarırım… Geri dönelim. Eski günlere… Sizin köleniz olayım yine.”
Gül’ün gözleri doldu. Bu sefer mutluluktan. Eğildi, Ali’nin başını iki eliyle tuttu, saçlarını okşadı. Parmakları yavaşça saçlarında gezindi, şefkatle taradı.
“Aferin kölem… Aferin benim sadık kölem. Bak nasıl yalvarıyorsun yine… Nasıl diz çöküyorsun… İşte bu. Bu seni de beni de yaşatacak.”
Ali başını kaldırdı, Gül’ün ellerine sarıldı, öptü:
“Teşekkür ederim Efendim… Eski kurallara dönelim. Chastity, yasaklar, aşağılamalarınız… Hepsi… Ben hazırım.”
Gül gülümsedi, sesi artık tamamen Sahibe tonuna dönmüştü:
“Tamam kölem. O zaman yeni dönem başlıyor. Ama bu sefer daha güçlü, daha derin. Merve’nin dediği gibi: En az 2 yıl tam teslimiyet. Kırbaç geri geliyor. Chastity haftada 5 gün olacak. Ayak koklama yasağı haftada 4 gün olacak. Yalvarışların artacak. Dışarda fazla aşağılama yok ama evde… evde yine eski ateş yanacak.”
Ali’nin gözlerinden yaş süzüldü – mutluluktan.
“Emredersiniz Efendim… Köleniz her şeye razı.”
Gül Ali’nin başını göğsüne bastırdı, saçlarını okşamaya devam etti.
“Şimdi kalk. Chastity’ni getir. Bugün takıyorum. Ve ayaklarımı yala… Uzun uzun yala. Bu gece yine yalvaracaksın. Ve ben yine güleceğim.”
Ali hemen kalktı, chastity’yi getirdi. Gül kilidi taktı. Tık sesi salonda yankılandı.
Gül koltuğa oturdu, bacaklarını uzattı:
“Başla kölem. Yalvarışlarınla başla.”
Ali diz çöktü, Gül’ün ayaklarını öpmeye başladı. Ve yalvarmaya başladı:
“Efendim… lütfen… ayaklarınızı koklamama izin verin… Yalvarırım… Bir nefes… Sadece bir nefes…”
Gül kahkaha attı. Kahkahası salonda yankılandı – uzun zamandır özlediği o kahkaha.
“Hayır köle… Yasak. Yalvarmaya devam et. Daha çok yalvar.”