Bölüm 27: Seyirci
Annemi yolcu ettim. Otobüse bindirdim. El salladım. Gitti. Döndüm. Eve. Saat yirmi üç. Yorgun. Bitik. Ama borç yoktu. Anne yoktu. Yalnızdım.
Kapı çaldı.
Açtım. Selda. Giyinik. Siyah. Makyajlı. Gözleri parlıyordu.
"Kelepçeyi tak," dedi. "Ve hemen gel. Bekliyorum."
Kapattı. Gittim. Çekmeceyi açtım. O alet. Metal. Soğuk. Taktım. Sikime. Kilitledim. Acıdı. Sertleşemiyordum. Zaten.
Koştum. Üçüncü kat. Kapı açıktı. Girdim.
Salonda biri daha vardı. Erkek. Selda'nın yaşında. Kırk beş. Kırk altı. Kaslı. Sakallı. Gülümsüyordu.
"Bu o mu?" dedi adam. Selda'ya sordu.
Selda gülümsedi. "Tanıştırayım," dedi. "Bu sevgilim Hakan. Ve bu..." Bana baktı. "Bu da sana bahsettiğim kölem. Adem."
Hakan süzdü. Başımdan ayağıma. Gülümsedi. "Güzel," dedi. "Kullanışlı görünüyor."
Ne olacağını bilmiyordum. Ama bu adama... bu adama kölelik yapmak istemiyordum. İçimde bir direnç. Ama kıracaktım. Biliyordum.
"Yatak odasına," dedi Selda. "Geçelim. Sen de... sen de soyun. Anadan doğma. Ve gel. Yanımıza."
Soyundum. Çırılçıplak. Kelepçe sikimde. Belli. Gittim. Yatak odası. Kapıdan içeri.
Selda kontrol etti. Eğildi. Kelepçeye baktı. Dokundu. "Güzel," dedi. "Düzgün takmışsın. Sıkı. Acıyor mu?"
"Acıyor," dedim.
"Güzel," dedi Hakan. Gülümsedi.
Sonra başladılar. Selda yatağa uzandı. Hakan üzerine. Öpüştüler. Dokundular. Ben köşede. Bekliyorum. İzliyorum.
"Buraya," dedi Selda. Beni çekti. Yatağın kenarına. "Yakından izle. Nasıl yaptığımı gör."
Ağzına aldı. Hakan'ın sikini. Sakso. Uzun. Derin. Profesyonel. Güzel. Çok güzel. Ava Addams gibi. Düşündüm. Ama kelepçe... kelepçe acıtıyordu. Sikim sertleşmeye çalışıyordu. Metal engelliyordu. Acı. Keskin acı.
"Yaklaş," dedi Selda. Çekti beni. Hakan'ın sikinin dibine. Burnum dibinde. Kokusu. Ter. Erkek. Sik. Burun burunaydık.
"İzle," dedi. "Nasıl yaladığımı. Öğren. Sen asla yapamayacaksın. Ama izleyeceksin."
İzledim. İçimde korku. Umarım... umarım bana da yaptırmaz. Umarım.
Sonra çevirdiler. Yatağa yatırdılar. Sırtüstü. Başım yastıkta. Selda üzerime çıktı. Domaldı. Amı yüzümde. Hakan arkasına geçti. Sikini tuttu. Sapladı. Girdi.
Şak. Şak. Şak. Sesler. Sert. Hızlı.
"İzle," dedi Selda. Zevkten inleyerek. Nefesini hissediyordum. Kelepçede. Isı. "İyi izle. Sahiben sikilirken izleyeceksin. Ve sen... sen sadece izleyeceksin. Asla dokunamayacaksın. Asla sikemeyeceksin."
Kelepçe... kelepçe olmasa sikim taş gibi olurdu. Sert. Dimdik. Ama şimdi... şimdi acıdan inliyordu. Metal kesiyordu. Kanamıyordu ama acıyordu.
Hakan hızlandı. Şak şak şak. Selda inledi. Yüksek sesle. Zevkle. Ben altında. Amı gözümün önünde. Giriyor. Çıkıyor. Sıvılar. Kokular.
Sonra Hakan çıkardı. Selda doğruldu. Hakan boşaldı. Kalçasına. Sperm. Beyaz. Sıcak. Damlalar. Yukarıda. Neredeyse kafama düşüyordu. Kaç milim kala. Yatağa düştü. Yanıma.
Selda doğruldu. Ayağa kalktı. Ben de kalktım. Kelepçeli. Çırılçıplak. Acı içinde.
Bana baktı. Gülümsedi. Alaycı.
"Asla," dedi. "Asla beni sikemeyeceksin. Asla sikin beni görünce sertleşmeyecek. Belki... belki hak edersen izin veririm sertleşmene. Ama o gün... o gün çok uzakta. O zamana kadar kelepçeye mahkumsun. Anladın mı?"
"Anladım," dedim. Sesim kısık. Acı. Utanç. Ama... ama sikim hâlâ sertleşmeye çalışıyordu. Acıya rağmen. İstiyordu.
"Şimdi," dedi. Peçete uzattı. "Sil. Kalçamdan. Spermleri. İyi sil. Temizle. İyi silmezsen... iyi silmezsen o spermleri yediririm sana. Anlaşıldı mı?"
"Anlaşıldı," dedim.
Sildim. Peçeteyle. Kalçasını. Sıcaktı. Yapışkan. Kokuyordu. Temizledim. İyi sildim. Çünkü yemek istemiyordum. Yememeliydim.
"Güzel," dedi. "Şimdi... şimdi giyin. Ve git. Ama unutma. Her gece. Her gece burada olacaksın. İzleyeceksin. Öğreneceksin. Ama asla... asla katılmayacaksın."
Gittim. Giyindim. Aşağı. Kendi evime. Kelepçe hâlâ takılı. Acıyor. Ama sikim hâlâ sertleşmeye çalışıyor.
Ve yarın... yarın yine izleyecektim.
Yine.